Son on yıldır hayatımızda değişen ne? Deprem döneminden bugüne kadar sarkan, çözüm bekleyipte, bir türlü çözüme kavuşamayan sorunlarımız ne?

-Deprem kalıntısı olan, yaşamımızı zorlaştıran, tehdit eden orta hasarlı binalar sorunu!

-Depremin meydana çıkardığı Yeni Kent ve raylı ulaşım!

-Şeker Fabrikasını bacası tütecek mi, kota sorunu çözülecek mi !

-Sakarya nehri ulaşım başta olmak üzere şehrin hizmetine sunulacak mı !

-Kuzey kıyımızda Karasu ilçesinde Tersane ve liman, tren yolu ile bağlantısının sağlanması!

-Şehir içi trafiğinin oluşturulması, alternatif caddelerin açılması!

-Tıp Fakültesi, yeni hastane binası, Çocuk ve Doğum Hastanesi yapımı!

-Sapanca gölü korunması ve sahibi!

-Organize Sanayi Bölgelerinin sorunu, Dörtyol Sanayi kavşağının açılması!

-Şehrin sosyo-ekonomik yapısının iyileştirilmesi, istihdamın artırılması!

Sorunları madde madde artırmak mümkün ve bunları uzunca yıllardır bu şehirde tartışmaktayız. Her seçim dönemi öncesinde siyasi partilerin seçim beyannamelerinde taahhüt olarak önümüze konulur. Yakın tarihe ilişkin hafızamızı yokladığımızda bu tartışmaların var olduğunu görürüz. Günlük yaşamın içerisinde çokta alışık olduğumuz bir durum. Bir müddet sonra bu sorun ki, sorun olmaktan çıktı, sıradan hal aldı, alışkanlığımız haline dönüştü.

Orta hasarlı binalar yaşamımızın önemli bir parçası oldu, bina makyajları yapıldığı için hangi binalar hasarlı ya da hangi binalar güvenli bilemiyoruz. Bugünlerde tekrar gündem de, hükümet bu sorunu çözmekte kararlı imiş, geçmişte olduğu gibi, ne olacağını yaşayıp göreceğiz.

Şeker fabrikasını bacası tütecek mi, kota sorunu artırılacak mı? Yıllarca tartıştık, gelinen nokta ortada. Fabrika haciz batağı altında ve kota sorunu devam ediyor, bu sorunla da yaşamaya alıştık.

Dönemin ATSO başkanı Erol ÖZTÜRK Sakarya Nehrinin ulaşımda kullanılması diye bir proje ortaya attı. İlk tepkiler olumsuzdu durum incelendi hükümet temsilcileri projenin uygulanabilir olduğu kanaatine vardılar, bu hususta da aldığımız yol henüz yok.

Karasu da Tersane, liman oluşturmak başta denizyolu ticaretini sağlamak istihdama katkı koymak iddiası ortaya atıldı, karınca hızı misali yol alıyoruz. Tren yolu sanıyorum şantiyesini kurdu, hayırlısı denilecek duruma geldi.

Şehir içi trafik sorunu, alternatif caddeler oluşturulması her dönem konuştuğumuz, bir türlü çözemediğimiz bugünlerde de atılan hamleler umarım çözülür durumuna getirdi.

Tıp fakültesi dedik yıllarca, kağıt üzerinde var uygulama da yok, yeni hastane binası başladı bitecek diye gün sayıyoruz. Çocuk ve Doğum Hastanesi şehrin merkezine sıkıştı, yer arayışları hep vardı yine aynı durumda devam ediyor.

Sapanca gölü sorunu dünde vardı bugünde öyle anlaşılıyor ki yarın da olacak .

Kısa bir hafıza yoklaması yaptık, gördük ki on yıldır konuşarak, tartışarak ezberlediğimiz sorunlar, bizimle yaşamaya devam ediyor. Yine öyle anlaşılıyor ki onlu yıllarca da bizimle yaşayacaklar.

Yani, yine bana hasret yine bana hüsran var !