İçerde barışa limon sıkmak isteyenler, dışarda ülkemizin güçlenmesinden korkan mihraklar söz birliği etmişlercesine nerede bir boşluk bulsalar; terör, şiddet, kan dökmek adına saldırıya geçerler. Yine öyle oldu.
Terörün sona ermesi adına yakalanan bir parça huzuru çok gördüler milletimize. Sanırlar ki böyle yapmakla önüne geçecekler barışın ve huzurun.
Ama kazın ayağı hiçte öyle değil. Ne yapsalar nafile… Bu defa geri dönüş yok. Acımacızca, canice, haince ve vahşice tezgahlanan bombaları; genç ihtiyar, çoluk çocuk, sivil resmi, kadın erkek demeden patlatanların insan olduğunu söylemek mümkün mü?
Ülkemizi derinden sarsan Reyhanlı patlamalarını devreye koyan, 50’ye yakın vatandaşımızın ölümüne 100’e yakın vatandaşımızın yaralanmasına yol açan hainlerin en kısa sürede yakalanıp ibret olacak bir şekilde cezalandırılması yangın yerine dönmüş nice yürekler ve sönen ocaklar için bir tutam teselli olur ancak.
Yine analar ağladı, çocuklar yetim öksüz kaldı. Ekranlarda gördüğümüz manzara dayanılır gibi değil. İçimiz yanıyor böyle ortamlar tehlikelidir daima…
Akıllı ve tutarlı hareket etmek gerekir ki başka canlar yanmasın, ülke bundan daha fazla zarar görmesin… Hükümetin en alttan en üst makamına uzanan hiyerarşideki yaklaşımı işin sırrını kısa sürede çözecek bir ümit ışığı gibi geliyor bize.
Şimdi atıp tutmanın, ağıt yakmanın, çalıp söylemenin değil, devlet olmanın gereğiyle hareket edip yapanın yanına yapılanları bırakmayacak caydırıcılıkta yol alma zamanıdır.
Öfkeyle kalkıp zararla oturmak yerine her türlü popülizmden uzak sağlam adımlarla yol almak ve kısa sürede sonuca ulaşmak devletin hedefi olmalıdır.
Dünyanın ve ülkemizin içinden geçtiği barut kokan havanın bu aziz vatanın üstünden bir an önce dağılması dileğiyle kaybettiğimiz canlara rahmet, kederli ailelerine acılarını paylaşır başsağlığı diliyoruz.