Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde en sancılı bölüm hangisi derseniz verilecek cevap "Psikiyatri" olur, hiç kuşkusuz...
Bu bölüme giren hasta sahiplerinin yakarışı bitecek gibi de değil...
Yatak sayısı son derece az...
Buna karşın büyütülmesi, genişletilmesi mevcut koşullar içerisinde hayli zor...
Bağımsız bir Psikiyatri Hastanesi kurulması artık ilimizde kaçınılmaz hale geldi...
Bu hastalığa yakalanan talihsiz insanlara asgari üç ay olmak üzere, daha da ötelere gün veriliyor...
Psikiyatri hastalarının sayısı günümüzde eksileceği yerde, giderek artıyor...
Hastasını alıp şifa aramak adına yollara düşen insanlara verilen süre ise üç aydan başlıyor...
Hastanın tedavi olması ve yatması için uzun süre beklemesinin doğuracağı sosyal, maddi, manevi sıkıntıları düşünün bir yol...
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde mevcut 30 yatak var, hepsi de dolu...
Gelen hastalar geri çevriliyor ve başka illere yönlendiriliyor...
Oysa hesaplanan yatak sayısı 80 olması gerekiyor...
Görülüyor ki, açık yarıdan fazla...
Hal böyle olunca, hem hasta, hem de hasta sahibi perişan ve çaresiz...
Dağdibi'nde çürümeye terk edilen ve deprem sonrası güçlendirmeye tabi tutulan Belediye Hastanesi binasına yönelik dünkü manşet haberimize olumlu ilk tepki Tıp Fakültesi Dekanı ve Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin başarılı Başhekimi Prof. Dr. Osman Nuri Dilek'ten geldi "Bu bina eğer deprem riski taşımıyorsa ve sağlamsa buna talibiz. Psikiyatri hastalarımız hayli sıkıntılı. Burayı mükemmel bir hastane haline getirebiliriz. Bu branşta hasta sayımız hayli fazla. Bu hastaların acilen hastaneye yatıp tedavi görmeleri gerekiyor. Çaresizlik elimizi, kolumuzu bağlıyor. Burası psikiyatri hastaları için bulunmaz bir nimet. Yeter ki talebimiz değerlendirilsin. Hastaları evlerinde bağlayarak muhafaza eden hasta sahipleri ızdırap içersinde. Onlar da rahat eder, hastaları da şifa bulur..."
Bütün bu sözler Tıp Fakültesi'nin değerli Dekanı Prof. Dr. Osman Nuri Dilek'e ait...
Buna sevinmemek mümkün mü?
O binanın yapılması için oluşturulan komisyon içersinde Belediye adına görev yapmış bir eski Meclis üyesi ve Başkanvekili olarak beni de böylesine mutlu eden bir başka haber olamazdı...
Zira; Hastaneyi finanse eden hayırsever iş adamı rahmetli Ahmet Akkoç ve projeyi Yürütme Kurulu Başkanı eski belediyeci ve inşaat mühendisi Nurettin Sofuoğlu'nun tek bir emeli vardı; o da milyarlar harcayıp yaptırdıkları hastane binasının amacına uygun şekilde hizmete girmesiydi...
O nedenle bu bina, diyelim çürümekten kurtulup bir başka iş için kullanıldı...
O takdirde her iki değerli Sakaryalı olarak Akkoç ve Sofuoğlu'nun ruhu rahatsız olacaktır...
Aksi hareket ise, onların huzur içinde yatmalarını sağlayacaktır...
Diyelim hastalara acımıyorsunuz, bina sahiplerinin vasiyetini yerine getirin, hiç olmazsa...
Böylece bir büyük vebalden kurtulmuş olursunuz...
Hazır böyle bir fırsat oluşmuş ve bir talep varken, Vali Mustafa Büyük ile Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu'na bunu değerlendirmek düşer, sanırım...
Bizden hatırlatması, gerisi bu türden konulara olan duyarlılıklarına gönülden inandığımız yetkililere kalıyor...
Sevindirin hem onları, hem de çağın hastalığı haline gelen psikolojik vakalı talihsizleri...