Hz. Davud’a iki kadın gelir. Yanlarında bir küçük çocuk vardır.

Kadınlar çocuğun kendisinin olduğuna yemin etmektedirler.

Öyle içten yakınıp yırtınırlar ki, Hz. Davud işin içinden çıkamaz.

Hz. Süleyman, “Baba müsaade eder misin ben bunu çözeyim?” der.

Davud Peygamber izin verir oğlunun mahkemesine.

Hz. Süleyman büyük ve ağır bir kılıç getirtir.

"Çocuğu ikiye bölüp aranızda pay edeceğim!” der.

Kılıcını kaldırıp çocuğu tam ikiye bölecekken kadının biri ağlayarak öne atılır:

"Dur" der. "Ben yalan söyledim. Çocuk benim değil."

Hz. Süleyman kılıcı indirir, kadını yanına çağırır:

"Al, çocuk senindir." der. "Ancak gerçek anne çocuğunun ölmesini istemez."

Başkalarının çocukları ölürken kılı kıpırdamayan sahte annelere değil, gerçek annelere soruyorum: Ölmesine seyirci kaldığınız bu çocuklar kimin?

Not: Çocuk kelimesinin ülke veya iktidar kelimesiyle değiştirilerek okunmasında yazının amacı bakımından bir mahzur yoktur! Bilakis!