Doğu illerindeki evini barkını terör nedeniyle terk edip şehrimize gelip yerleşen ve yapı dünyasında zevke yönelik bir iş kolunda uzmanlaşan, bu yönüyle de aranan bir Kürt usta ile bir araya geldik, samimi bir sohbet ortamında…
Hazır böyle bir Kürt kardeşimizle beraberiz, fırsat bu fırsat deyip sıralayıverdik sorularımızı peş peşe, Doğu illerinden gelen şehit haberleri gündeme düşerken bir bir…
Anlattıklarını ülkenin cumhurbaşkanı, başbakanı, genelkurmay başkanı, emniyet genel müdürü, bakan ve parlamenterlerinin de dinlemesini isterdim…
Özetle dedi ki, “Biz bizi kurtaracağız diye ortalığı yakıp yıkan terör ve terörizmle mücadele etmekten yorulduk...
Ne kadar da direndiysek, işin başında tarifsiz acılar yaşamak zorunda aldık, her defasında…
Çocuklarımız, anaların gözyaşları eşliğinde dağlara götürülürdü…
Geldik buralara yerleştik.
Bir ara ‘Terör bitti’ deyip döndük doğduğumuz topraklara…
Arabamızdan tek bir eşya dahi indirmeden sorgulamaya alındık; ‘Niye terk ettiniz?
Neden şimdi geliyorsunuz?’
Cevaplar onları tatmin etmedi.
Oraya yerleşmemiz için ileri sürdükleri şartlar çok ağırdı…
Çaresiz geri döndük, kendimi işime verdim...
Yaptığım işte son derece verimliyim ve usta bir kişiliğe sahibim...
Evim, arabam var ve çok geçerli bir iş sahibiyim...
Oralarda huzur olması için korkudan sesini çıkaramayan vatandaşın, önce kendini, evladını güvende hissetmesi gerekir…
Zira bu çatışma, Doğulu halkın ayağa kalkmasıyla sona erer ancak…
Halk buna hazır ama henüz o ortam sağlanmış değil...
Neredeyse her ailenin gözü yaşlı…
Çünkü her an ölümle burun buruna olan bir evladı, PKK’nın elinde…
Halkın devlet güçleri yanında saf tutması, PKK’nın korkulu rüyasıdır…
Her gün teröristlerle çatışmak yerine halkla bütünleşme çalışmalarına ağırlık verilse, PKK belası biter ve ülkenin dört bir yanına huzur, güven gelir…
Biz de yanıp tutuştuğumuz sıla hasretine son verip ana-baba ocağı topraklarımıza döneriz…
Ülkemize katkı sunmaya çalışırız...
O nedenle diyorum ki hükümet 30 yıldır netice alamayıp nice ocakların yanıp tutuşmasına yol açan çatışmaya körükle, benzinle değil; Kürt halkını yanına alarak gitmelidir…”
Gazetemiz yazarlarından Namık Öze dünkü “Kısas hakkı Kürtlerin’dir” başlığı taşıyan yazısında bu önemli konuya değinmiş...
Diyor ki, “Müslüman Kürt kardeşimin başına üşüşen kurt maskeli leşlerin ettikleri zulmün ve baskının sona ermesi duasıydı, bunca yıldır süren mesele...
Şimdi tam da Müslüman Kürt kardeşimin içindeki leşler ırkı, dini, meşrebi belli olmayan sözde ‘Kürt hainler ordusunun’ temizlik anı gelmiş ve çözülmeleri başlamış, saflar belirleniyor, eşkıya-evliya ayrılıyor, gerçek Kürt ile maskeli olanlar belli oluyor...
Dualar kabul oluyor…
Esas süreç şimdi başlıyor, sapla saman ayrılıyor...”
Aynen de öyle…
Biraz zor olacak…
Acı çekilecek gözükse de bu sorunun üzerine hiç böyle ve kararlı bir şekilde gidilmemişti…
Öncekilerden farklı bir hareket başlattı güvenlik güçleri…
Artık yazılımları kendi bilim adamlarınca hazırlanmış nokta atışı yapan uçaklar, tespit edilip tahrip edilen mühimmat yuvaları ile hainler için cehennem hayatı başlamış bulunuyor...
İnanıyoruz ki son çırpınışlar içerisinde olan hain odakların sonunun geleceği günler yakın...
O günle birlikte önce Doğu halkı kurtulacak ve yatırımlarla ülkenin en cazip bölgesi haline gelecektir...
Namık Öze’nin de dile getirdiği gibi, şu aşamada ülkemizde huzuru ve istikrarı sağlamak adına canı pahasına mücadele eden güvenlik güçlerimize hiçbir şey yapamıyorsak, dualarımızla yardımcı olmak için açılmalıdır eller semaya…