Ak Parti’nin kurulduğu ilk yıllarda elde ettiği olağanüstü başarıda hiç şüphesiz Milli Görüş geleneğinden gelen belediyecilik anlayışı ve hizmetlerinin etkisi büyüktü…
Nitekim partinin kuruluşuyla birlikte bu gelenekten gelen birçok belediye başkanı Ak Parti’ye katılarak elde edilen başarılara büyük katkı sağladı…
Gel gelelim son yıllarda belediyelerin bırakın katkı vermeyi partiye puan kaybettirdiğini bile söyleyebiliriz…
Sakarya’da Büyükşehir Belediyesi’nin gayretlerini tabii ki yadsıyamayız…
İlin her bir noktasına hizmet götüren ve sıra dışı projeleriyle göz dolduran Büyükşehir Belediyesi’ni ne yazık ki diğer belediyeler takip edemiyor…
Bilhassa 3 dönem kuralı gereği bir sonraki yerel seçimde aday gösterilmeyecek olan başkanlar adeta işi gücü bırakıp makamın keyfini sürmenin derdine düşmüş…
Hele hele son birkaç ayda yaşanan hadiseler yenilir yutulur cinsten değil…
Bir bakıyorsun belediye başkanı iş adamının belediyeye hibe ettiği bilmem kaç bin TL’lik aracı en ufak bir tereddüt yaşamadan kabul edip üstüne bir de basına fotoğraf veriyor…
Bir tanesi de benzini milletin parasıyla alınan makam aracıyla başka bir şehre düğün törenine gidiyor…
Bakıyorsun belediye başkanlarının çoğu 300-350 bin TL’lik makam araçlarına biniyor…
Bir tanesi çıkıp “Pantolonumuzu mu çıkaralım” gibi absürt bir açıklama yapıyor…
Bazıları vatandaşla olan diyaloğunda büyük problemler yaşıyor…
Bazı teşkilat başkanları milletin parasıyla seyahatlere yollanıyor…
Ak Partili belediyelerde hiç adet olmadığı üzere birkaç belediyenin yaptığı ihalelerle ilgili mide bulandırıcı iddialar ortaya konuyor…
Belediye başkanlarının hemen hepsi geçen zaman zarfında suya sabuna dokunan hiçbir projeye imza atmadıkları gibi son derece basit ve sıradan işleri bile büyük hizmetler gibi sunmaktan imtina etmiyor…
Belediyeler Ali Baba’nın çiftliği gibi ehil olmayan insanlarla dolduruluyor…
Bir baltaya sap olamamış ve hiçbir meziyeti olmayan insanlara belediyelerde işbaşı yaptırılıyor…
Belediyelerin imkânları yağma Hasan’ın böreği misali fütursuzca har vurup harman savuruluyor…
Belediyelerin kadro ve imkânları adeta belediye başkanı ve partinin teşkilat başkanı arasında paylaşılacak bir ganimet muamelesine tabi tutuluyor…
Akla zarar imar uygulamaları mı ararsın, öncesi sonrası düşünülmeden yapılan ölü yatırımlarımı örnek alırsın, her taraftan yükselen itiraz ve şikâyetleri mi diline dolarsın...
Maalesef Ak Partili belediyeler sapır sapır dökülüyor…
Sadece belediye başkanları değil, bazı teşkilat başkanları da makama güç vermek yerine makamdan güç almanın mücadelesini veriyor…
Bir an önce Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’nun belediye başkanlarına, İl Başkanı Fevzi Kılıç’ın da ilçe teşkilat başkanlarına gerekli uyarıları yapması lazım…
Kadroların elden geçirilip ehil ellere teslim edilmesi, özellikle ganimet dağıtır gibi verilen başkan danışmanlığı kadrolarının gözden geçirilmesi ve miri malına gereken özenin gösterilmesi gerekiyor…
Aksi halde bu vurdumduymazlık ve kendini bilmezlik iktidar partisine çok ama çok pahalıya patlayacak…
Bu partinin yükselişi belediyeler eliyle gerçekleşmişti, çöküşü ve yıkılışı da yine belediyeler eliyle olacak…
KENT PARK DEĞİL, DONATIM PARK
Rahmetli babam Türkiye Zirai Donatım Kurumu’ndan (TZDK) emeklidir...
Birçok insanın olduğu gibi bizim ailenin kişisel tarihine de damgasını vurmuştur bu fabrika...
Örneğin ben gözlerimi TZDK’nın lojmanlarında açmışım...
Ömrümün ilk senelerini de şu an Kent Park olarak anılan yerde geçirmişim…
Hala daha Kent Park’ta dolaşırken rahmetli babamın ayak izlerini ararım…
Tıpkı Kapalı Çarşı’nın artık yürümeyen merdivenlerinden çıkıp Melek Sineması’nda aradığım gibi...
Kent Park’ın adının Donatım Park olarak değiştirilmesini istiyorum senelerdir...
Birçok insan da benim gibi düşünüyor…
Donatım Park olsun Kent Park’ın yeni adı...
Fabrikanın kendisi kapandı bari ismi yadigâr kalsın...
Bu şehrin hafızasına, yaşanmışlığına sahip çıkılsın...
Geçmişe saygı gösterilsin, yaşanmışlığa saygı...
Semtlerimize, eşrafımıza, hatıralarımıza saygı…
Evet, Donatım Park olsun bundan böyle Kent Park’ın adı...
BİRÖN GÜRSEL’İN VEFATI
Dediğim gibi rahmetli babam Zirai Donatım Kurumu'ndan emekliydi…
O dönemlerde tanıştığı, aynı fabrikada üst düzey yönetici olan Birön Gürsel'le çok sıkı bir dostluğu vardı...
Öylesine bir dostluktu ki bu, Birön Amca'yı kendi amcalarımızdan ayırmazdık…
Baba yarısı gibi görürdük…
TZDK’dan emekli herkesin yakinen tanıdığı Birön Amca geçen hafta Hakk'ın rahmetine kavuştu…
Bir baba dostunu daha kaybettik…
Babamızı yeniden kaybetmiş gibi olduk…
Allah gani gani rahmet eylesin, Rabbim rahmetiyle muamele etsin, mekânı cennet olsun…
ŞİKAYET KUTUSU
OTOBÜS, N’OLUR OTOBÜS!
Yaklaşık 6 yıldır yazıyorum… Ömrüm vefa ettiği müddetçe de yazmaya devam edeceğim… Sakarya’nın en fazla yoğunluk yaşanan hattı Kampüs’ten sonra Korucuk-Dorukkenthattıdır… Korucuk TOKİ evlerinin yanı sıra İdealkent, Vakıfkent, Memur Sen, Baytur ve Dorukkent evlerinin bulunduğu ve hala daha inşaatların devam ettiği bölgede binlerce insan yaşıyor… Ve bu insanların hepsi otobüslerin yetersizliğinden şikâyetçi… Özel halk otobüslerinde serbest kart zulmü, klima açılmaması ve balık istifi yolculuklar vatandaşı bezdiriyor… Belediye otobüsleri ise yarım saatte bir kalkıyor, Pazar günleri bu süre 1,5 saati bulabiliyor ve bu otobüsler çok dolaşıyor… İşin çözümü belli… 24 numaralı belediye otobüsü hattı ikiye bölünecek… Birine 24 A dersiniz, diğerine 24 B… Biri Korucuk TOKİ’ye kadar gidecek ve içeriyi dolaşacak… Diğeri de Korucuk TOKİ’ye hiç uğramadan Baytur-Dorukkent güzergâhını takip edecek… Böylece yolculuk süresi kısalacak ve vatandaşın alternatifi artacak... Bunun yanında özel halk otobüsü sahipleri de klima açmaya ve serbest kartlı yolcuları 1 TL para istemeden taşımaya zorlanacak… Böylece vatandaşların bitmek tükenmek bilmeyen şikâyetleri son bulacak… Yine bölge insanı Kampüs ve merkezdeki Araştırma Hastanesi’ne olduğu gibi Korucuk’tan Terminal’e uzanan bir hat da istiyor… Gayet makul ve yerinde bir istek… Lütfen artık duyun bu insanların feryadını… Zulmetmeyin artık şu Korucuklulara!
ŞOFÖRLERİN SIK YAPTIĞI HATALAR
Şikâyetler özellikle belediye otobüsü şoförleri hakkında geliyor… Özel halk otobüsü şoförlerine zaten kimse bir şey diyemiyor… Bari belediyenin şoförleri kurallara uysun isteniyor… Otobüs şoförlerinin en fazla yaptığı hataları şöyle sıralamak mümkün: Seyir halindeyken cep telefonuyla ya da yolcuların bir kısmıyla konuşmak… Sürekli ani fren yaparak ayakta giden yolculara zulmetmek… Hız limitlerini aşmak… Tek tük de olsa otobüsün içinde sigara içmek…
22.00’DAN SONRA İÇKİ SATILIYOR
Şehrin muhtelif yerlerinde oturan vatandaşlardan geliyor bu şikâyet… Yasak olmasına karşın bazı tekel bayilerinin 22.00’da ışıklarını söndürüp el altından içki satmaya devam ettiği söyleniyor… Bilhassa şehir merkezine uzak bölgelerde denetimsizlikten dolayı bu kural çok rahat bir şekilde çiğneniyor… Zabıta tarafından bir gece devriyesi görevlendirilirse bu işin önüne geçilebilir diye düşünüyorum… Koruyalım vatandaşlarımızı kötülüklerin anasından…