Hikem ilminin kapısı, Şâh-ı Merdân Hz. Ali’den kelâm-ı kibâr ile başlayalım: “Bedenler yorulduğu gibi ruhlar da yorulur. Ruhlarınız yorulduğunda, hikmetli sözle dinlendirin”
Beden kafesinde gizlenen nefsin hallerine işaret eden, ruhları cevelân ettiren musiki, edebiyat, şiir ve hikmetli sözle incelir insan ruhu…
Söz sihirdir. Bâtınî açıdan insan kulağından döllenir.
Şehirlerin ruhu varsa eğer; ancak “şiir, kültür ve edebiyat” ile ilmek ilmek dokunan kadîm şehirlerde bu ruhun varlığını hissedebilirsiniz. Prag sokaklarında gezerken gördüğüm “Puşkin Kafe” tabelası bile böyle bir şehir ruhunun mümkün olduğuna işaretti.
Şehir ruhu, geçmişten geleceğe taşınan kültürel kodlar ve genetik hisler arasında köprü olabilecek mekânlara bağlıdır. Şehir, tarihi mekânlarına ilaveten bağrından çıkardığı şair ve yazarların kitap ve romanlarıyla bütünleşir.
“Sapanca Şiir Akşamları” programına sahip çıkan Büyükşehir Belediyesi şehir ruhuna ilaveten “marka şehir Sakarya” bilincinin oluşmasına vesile oluyor.
AKM’de düzenlenen panele Bosna’dan katılan Amina Šiljak-Jesenković Hanım’ın latif bir Türkçe ile okuduğu dîvan şiirini dinlerken savaş günleri canlandı hafızamda. Halide Hanım’ın ruhu, Alija’nın ruhu oradaydı sanki… Üç gün boyunca çeşitli etkinlikler kapsamında düzenlenen Sapanca Şiir Akşamları idealine şimdiye kadar emek veren, katkıda bulunan herkese teşekkürler.
Gidenler bilir. Sapanca Şiir Akşamları fikrine ilham olan Struga, Kuzey Makedonya'nın güneybatısındadır. Ohri Gölü ile Arnavutluk sınırı arasındaki şirin kasabada, 1961 yılından beri Struga Şiir Akşamları geleneği devam ediyor.
Prof. Dr. Mustafa İsen, Belgrad Üniversitesinde görev yaptığı seksenli yıllarda Struga’daki şiir etkinliğinden haberdar olur. Aradan geçen yirmi yıldan sonra dönemin Sakarya Valisi Sn. Cahit Kıraç Bey’e Sapanca Şiir Akşamları fikrini açar. Valilik tarafından başlatılmakla birlikte, sonraki yıllarda Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından sahiplenilen Sapanca Şiir Akşamları geçtiğimiz hafta 25. Yılını doldurdu.
Şu ana kadar beş yüz civarında şairin katıldığı Sapanca Şiir Akşamları, yurt dışından davet edilen şairlerle aynı zamanda gönül coğrafyamıza da ev sahipliği yapıyor. Bu yıl, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Yunanistan, Kosova, Makedonya gibi Balkan ülkelerinden konuk şairler davet edilmiş.
25. Sapanca Şiir Akşamlarına katılan şairler: “A. Ali Ural, Ahmed Ehli İman (Bulgaristan), Ali Ayçil, Ali Emre, Ali Günvar, Amina Šiljak-Jesenković (Bosna-Hersek), Ayşe Âdem (Yunanistan), Azimet Avcu, Cengizhan Genç, Elif Nuray, Ercan Yılmaz, Esin Muzbeg (Kosova), Gökçe Özel, Hüseyin Akın, Kemal S. Sayar, M. Tuğrul Çolak, Mehmet Aycı, Mehmet Erte, Nisa N. Tetik, Oğuz Ertürk, Ozan R. Kartal, Ömer Erdem, Şükriye Kâhya (Kuzey Makedonya), Tuba Kaplan, Zeynep Arkan.”
***
1999 depremiyle sarsılan ruhumuza bir nebze ferahlık versin diye, şiir üzerinden geleceğe umutla bakabilmek için tertip edilen Sapanca Şiir Akşamları, şehrin demografik yapısına uygun olarak Balkanlarda beş asırdan beri “bizim ve bizden olan” edebiyatçıları ülkemize davet ederek önemli bir misyonu ifâ ediyor.
Sapanca Şiir Akşamları; Edirne’nin öte yakasından Banja Luka’ya kadar uzanan kardeşlik ve tarihi bağlarımızın olduğu topraklarla bir kardeşlik köprüsü inşâ ediyor.
Sapanca Şiir Akşamları, Sakarya’nın şehir kimliği ve ruhunun oluşmasına hizmet eden uzun soluklu ve uluslararası saygınlığı olan bir şiir festivaline dönüştü.
Organizasyon Komite Heyetine küçük bir teklifte bulunmak isterim. Katılımcılara Sakarya Hatırası olarak üç boyutlu tasarlanmış “Sakarya Köprüsü” özel ödülü ihdas edilebilir.
Mevcut haliyle düzenlenen program, edebiyat başlığı eklenerek yazarların da katılabileceği “Sapanca Edebiyat ve Şiir Akşamları” olarak genişletilirse şehrimiz Sakarya’nın marka değeri sadece şiirle değil, edebiyat üzerinden daha geniş kitlelere ulaşabilir.
Kırgızistan’ın meşhur edebiyatçısı Cengiz Aytmatov sağ olsaydı da misafirimiz olsaydı keşke. Sapanca Gölü kıyısında Cengiz Aytmatov’dan “Gün Olur Asra Bedel” romanından bir paragraf dinleyebilseydik ne güzel olurdu.
1955 yılında Üsküp’te doğan ve halen berhayat olan roman ve deneme çalışmalarıyla Kuzey Makedonya’nın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Kim Mehmeti Bey davet edilebilseydi muhakkak gelirdi. “Üsküp Dilencileri” kitabından bir sahife dinleyebilseydik bile yeterdi… Meğer Yahya Kemal’in Balkan nefesi yaşıyormuş derdik…
“Söz, oldur ki perde-i zulmeti kaldıra
Bi-zâtihî kendi Hakk’a perde olmaya” /CÂLİBÎ
KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ