Adapazarı Ticaret Lisesi’nin müdürler tarihini incelediğimizde, kurucu müdür bir yana, hatırladığımız saygın ve dirayetli idareci müdürleri sıralamaya kalksak, anılar 1950-55’li yıllarda Münir Tüzcan ile başlar…
Sonra, bizim öğrencilik dönemlerimize rastlayan görevi ile birkaç ay önce toprağa verdiğimiz rahmetli Ali Özeller gelir…
Ali Özeller ile olan hatıralarımız daha sonra, olağanüstü güzel el yazısı ile gönderdiği mektuplarla devam etti, ta ki aramızdan ayrılana kadar…
Bize, bir meslek okulu olan Ticaret Lisesi’nde edebiyatı sevdiren, şiire ve güzel yazıya özendiren ince, zarif ruhlu bir idareci olan Ali Özeller’i, şu sıralarda rahatsızlığı devam eden yaşı 92’ye ulaşan, tok ve gür sesi ile tane tane anlattığı derslerde matematik, trigonometriyi sevdiren, otoriter bir meslek aşığı olan Nurettin Bayramoğlu hoca takip eder…
Mezun olduktan sonra da unutulmayan değerli bir müdürdü Nurettin Bayramoğlu…
Bizim başlattığımız ve okul içinde yapılan Adapazarı Ticaret Lisesi Mezunlar Gecesi’ni okul dışı salonlara taşıdığımız son dönemimizde hocamızdı Nurettin Bayramoğlu…
Onu rahmetli Fahri Yetiş takip etti...
Bizimle birlikte geleneksel hale gelen mezunlar gecelerimizin vazgeçilmez konukları olarak bizlerin yetişmesinde emekleri olan hocalarımızla diyalogu sürdürmek, bu köklü lisenin ve mezunlarının en çarpıcı özelliği olsa gerek…
Yaşayan en eski hoca olarak hayatın son basamaklarını aşındıran Nurettin Bayramoğlu hocanın ve eşinin durumu, sağlık açısından pek iç açıcı değil şu sıralarda…
Bakıcı hanım telefon etti, Nurettin Hoca “Cuma günü öğleden önce, Zeki bir gelsin” demiş…
Öğleden sonra geleceğimi bildirdim...
Sonra “Niye öğleden sonra gideceğim” sorusu düştü aklıma…
Kısa bir değerlendirmeden sonra, çağrısına icabet ettim öğleden önce, belirttiği saatte…
Zayıflamış ama önceki ziyaretimde gördüğüm panik hali kalmamıştı…
Bu arada hocanın tedavisinde gösterdikleri olağanüstü gayret ve dostluklar nedeniyle Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Hasan Sağlam ile Adatıp Hastanesi Sahibi, kadim dostum Orhan Kocabıyık ve Hastane Başhekimi Dr. Gökhan beye teşekkür etmeden geçemezdim...
Bayramoğlu hocamın evine vardığımda uzanmış yatıyordu…
Dertleştik uzun süre, anılarımız tazelendi…
Yaşayan her canlı için o kaçınılmaz son üzerine sohbet ettik…
Uzun süredir gülmeyi unutan çehresinde tebessümler oluştu…
Rahmetli kayınpederim Hasan Uyar “Sevmemişim ben bu yaşlılığı” derdi zaman zaman...
O sözler geldi aklıma…
Herkes “Doğar, büyür ve ölür” şeklindeki değişmez kaderin yolcusudur…
Önemli olan o kaçınılmaz sona sağlıklı varabilmek…
Ancak günümüz koşulları içerisinde kaç kişi böyle bir sona ulaşabilir…
“Anlıyorum ki yolun sonu geldi… Bana öyle geliyor. O nedenle sana teşekkür etmek için gelmeni istedim” diyen bu unutulmaz, iyi niyetli hocamla, yetiştirdiği binlerce talebeden biri olarak helalleşmiş olduk, böyle hüzünlü bir şekilde…