Köşe yazarı arkadaşımız Yusuf Çınal, gazetecilik yaşamını Belçika’nın Başkenti Brüksel’de geçirir…
Yaz gelmeye görsün, düşer yollara…
Akyazı, Karasu ve Adapazarı’nda dostlarıyla buluşur, hasret giderir.
Onun için her geliş, bir farklı heyecan kaynağı oluşturur…
Sevinerek geldiği ülkesinde ve ilinde ziyaret etmediği dost bırakmaz.
Her Pazar günü gazetemizdeki köşesinde anılarını yazar…
Bu defa bir üzücü tablo koymuş ortaya, haklı olarak…
Feryat figan gümrüklerde yaşanan sıkıntıları dile getirmiş, gurbetçi işçilerin dönüşü sırasında…
Gümrük kapılarındaki uygulamalardan kaynaklanan sıkıntılar, dayanılacak gibi değilmiş…
Yunanistan, Bulgaristan gümrük kapılarında kilometrelerce uzayan kuyruk, çalıştıkları ülkelere dönmek için yola çıkan gurbetçiler adına tam anlamıyla çile, daha da öte zulüm haline dönüşmüş.
İşte buna feryat ediyor, Yusuf Çınal...
Sadece ülkemize değil, geçtikleri ülkelere dahi yadsınamaz oranda döviz bırakan vatandaşlarımıza reva mıdır bu zulüm…
Yurt dışına özel vasıtaları ile çıkanlar bilir, komşu ülke gümrüklerinde çekilen eziyetin boyutunu…
Çoktandır şikayet yoktu…
Şimdi yapılanları insanın içine sindirmesi hiç de kolay değil…
Sanırım Yusuf Çınal’ın figanını bir duyan ya da okuyan olur da, gurbetçilerimiz rahata kavuşur…
Bu duygularla, dönüşe geçen başta Yusuf Çınal olmak üzere tüm çilekeş gurbetçilerimize, kazasız belasız yolculuk dileğiyle, Bizim Bahçe’den “Beyaz güller” gönderelim istedik.
BU SONUÇ ALDATMASIN!
Sakarsapor’u sezon başı ilk lig maçında izledim, geçen Pazar...
Benim için önemli bir ölçüdür, ilk karşılaşmada ortaya çıkan oyun ve sonuç…
Takımın geleceğine yönelik fikir sahibi olurum...
O gözle izlerim karşılaşmayı…
Kondisyon, fiziki kapasite ve yetenek, aradığım en önemli özelliklerdir…
Sakaryaspor genç bir takım…
İstatistikler de böyle olduğunu gösteriyor...
Koşması, mücadele etmesi normal…
Geçen yıl da her maçta koştular, mücadele edip çırpındılar ancak fiziki kondisyon ve yetenek açısından gelen takımlarla baş edecek güce bir türlü ulaşamadılar.
Bu yıl da tablo aynı…
7-0’lık galibiyet kimseyi yanıltmasın.
İki hatta üç yıl bir arada oynayan oyuncuların çoğunlukta olduğu bir kadrodan, özellikle rakibin ayakta kalmaya çalıştığı ilk yarıda daha kaliteli bir oyun beklerdik.
Geçen yılın hastalıkları henüz tedavi edilmiş değil.
Savunma uzun boylu oyunculardan yoksun.
Her an açık veren bir defansif anlayış var...
Ayağına top yakışan oyuncu sayısı yok denecek kadar az…
Ne zaman ve nereye pas atılacağını henüz öğrenmiş değiller...
Top kayıpları hayli fazla…
Pas yüzdeleri düşük, topu stop etmede zorlanıyorlar.
Gollük pozisyon üretecek kombine ve hızlı çıkışları göremedik.
Bu kadar zayıf bir ekip karşısında böyle oynayan bir takıma, gelecek için nasıl ümitli bakabiliriz.
7-0’lık galibiyete aldanıp da takımın noksanlarını görmezden gelmek, teknik heyet için bir büyük yıkımdır.
O nedenle gençler giydikleri formanın hakkını verecek bir çalışma süreci geçirmek zorundadır.
Futbolculuk hayatının baharını kışa döndürmek istemiyorlarsa, herkeslerden daha çok çalışmak zorundadırlar…
Şampiyon olabilecek bir takımda mevcut kadrodan alınacak oyuncu sayısı, inanın bir elin parmaklarını geçmez, onlar da yedek olur ancak…
Elazığ Belediyespor maçı sadece bizim için değil, teknik kadro, yönetim ve taraftarlar için de bir ölçü olamaz, olmamalıdır da…
Kesin kanaatimizi ortaya koymak için birkaç maç daha beklemek zorundayız.
Dost acı söyler misali, zorlu bir deplasman öncesi uyaralım istedik, yeşil siyahlı camiayı ve takımı…
Bu düşüncelerle “Beyaz güller” gönderelim istedik, yeşil siyahlı ekibe…