Binek tutkum ilkokul sıralarında üç tekerlekli bisikletle başladı…
1950’li yılların başında şehir stadı yanında bugün park olarak kullanılan alanda kiraya verilen bisiklete binecek parayı buldum mu, yolum doğru oraya açılırdı…
1960’lı yıllarda Adapazarı’nda özel otomobili olan insan sayısı bilinir ve tanınırdı…
Daha sonra minik otomobillere merak saldım…
“Triumph” marka minik spor arabalar süslemeye başladı rüyalarımı…
Oysa o dönemde büyük Amerikan arabaları girmeye başlamıştı ülkemize…
Chevrolet, Dodge, Desoto, Cadillac, MonteCarlo markalı arabalar ve kamyonetler modaydı…
Artık büyük arabalar dönemi geride kaldı…
Modeller, fiyatlar değişti…
Otomobil piyasası renklendi.
Ülkeler birbiriyle yarışırken model model, biz hep yaya kaldık ardı sıra bakarak…
Ve bir türlü kendi otomobilimizi yapamaz olduk.
Bu piyasada at koşturanlar, bir ara kartondan araba yaparak milleti kandırdı…
Gaz tenekelerini yutturdular millete “Otomobil” diye…
Bugün de aynı doğrultuda hareket ediyorlar, “biz daha kendi otomobilini yapacak düzeye gelmedik” diyerek…
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan onların Türk insanına duymadığı güveni duyuyor olmalı ki, zılgıtı çekti; yüreklere su serpti…
“Ya yaparsınız ya da yaparsınız” diyerek…
Önceki gün Sakarya Üniversitesi İleri Teknolojiler Uygulama Birimi’nin “SAİTEM” yüzde 90’ı yerli parçalardan oluşan elektrikle çalışan “Evrim2” otomobilini tanıttı, bir kez daha…
Bana çocukluk dönemimdeki “Triumph” marka o sevimli otomobili hatırlattı, Evrim2...
Ne de sevimli, ne kadar de çekici bir otomobil…
Demek yapılabiliyormuş…
Hem de yakıtı dışa bağımlı değil…
Aksini savunarak bu işin kaymağını yiyen doymak bilmez sermaye sahiplerinin gözüne gözüne sokulacak bir otomobil yapıp, ülke içi ve dışı yarışlara giren ve başarılı bir performans sergileyen gençleri, alınlarından öpmek istiyorum…
Ne zaman seri üretime geçilir, kimler destek verir, nasıl tanıtılır bilemem ama bildiğim bir şey var ki yapanlar bizden daha akıllı değil…
Yeter ki beyin göçü dursun, istenilsin ve desteklensin günümüz gençliği…
İçte pazarlarını kaybetme endişesi taşıyan firma ve şirketler, dışta üretici ülkelerin, bu olumlu başlangıcın önünü kesmek için çevireceği oyunlara ve kuracağı tuzaklara düşmeden, yola devam etmek gerekir...
Bu konuda kararlı bir Başbakana sahip olmak, en büyük şansı olsa gerek bu ülkenin…
Türk insanı TÜBİTAK plan ve programlarıyla modern çağa ayak uyduracağını gösterir başarılara imza atıyor şu sıralarda…
İçimizdeki İrlandalılar, eski gücünü yitirdi…
Bugünün Türkiyesi farklı…
Yeter ki bu anlaşılabilsin…
Otomobil yapmak ne ki!