Sevgili okurlar,
Türkiye, terörlü bir haftayı geride bırakırken, akla gelen birçok sorunun cevap beklediğini sanırım sizlerde düşünüyorsunuzdur!
Türkiye’nin gözbebeği bir kent olan İstanbul’un en görkemli Çağlayan Adliyesi’ndeki bu menfur saldırının savunulacak hiçbir yanı yok..
Devletine, milletine, ülkesine hizmet için sabah  evinden çıkmış, çoluk çocuğu ile helalleşmemiş bir memurun, odasında rehin alınması ve gördüğü muamelenin bir izahı olamaz!..
Bu sıradan bir olay değildir.. Planlıdır, teknik ve taktik içermektedir. Ve seçilen genç militanların gözü kara ölüme gidişleri de irdelenmesi gereken bir ruh halidir..
‘Millet burada, devlet nerede’ türünden günlük haldir bu!
Bugüne kadar ‘terörün’ her türlüsüne karşı çıktım. Bir gazeteci, bir yazar, sade bir vatandaş olarak, her zaman ‘terör’ belasına karşı vatandaşlarımızı uyardım, uyarmaya da devam ediyorum..
Terörün, kimi nerede, nasıl yakalayacağı hiç belli olmaz..
Türkiye’de bunu doğrulayan, çokça terör saldırılarına tanıklık ettik..
Kimi bir minibüste, kimi bir çöp kutusunun yanında, kimi alış-verişte, kimi otobüste, kimi dershanede, kimi seyahatte, kimi vatan nöbetinde, kimi operasyonda,  terör kurbanı oldu!..
Vatan vazifesi için askere gönderdiklerimizin şahadetini unutmadık değil mi?
Öğretmenlerimizi..
Din Görevlilerimizi..
Memurlarımızı..
Köy korucularımızı..
Bir gece uykuda kurşuna dizilen, sade vatandaşlarımızı..
Ey Türkiye, o acı günleri unutmadık değil mi?

* * *
Sevgili okurlar,
Daha lise yıllarında bile değildim. Arkadaşlarımız ile bir İstanbul gününde Dolmabahçe’de demirleyen bir ABD gemisi için üniversiteli öğrencilerin  eylemine tanıklık etmiştim..
Boğazın serin sularına demir atmış 6. Filo mürettebatı, İstanbul’un keyfi için İstanbul’daydı..
ABD askerlerini İstanbul’un barları, yemekleri, Beyoğlu ve İstiklal Caddesi ile Taksim bekliyordu..
Üniversiteli öğrencilerin 6.Filo’ya karşı eylemi ve polis korumasını hiç unutmadım..
Yıllar sonra  Deniz Gezmiş ve  arkadaşlarının kaçışı ve takibini ve sonraki malum durumu, o günün radyo haberlerini, can kulağı ile dinleyen büyüklerimizin yorumlarını merak ederdik..
Ne oluyordu?
Niye üniversiteli gençler, ABD’ye ‘git’, 6.Filo’ya ‘ Defol’ diyorlardı?..
Bunu lise yıllarında daha iyi anladım..
***
Sevgili okurlar,
işte o yıllar bu ‘sağ-sol’ çatışma cenderesi içinde, heba ettiğimiz gençliğimizi bugün daha büyük tehlikeler bekliyor.
İşte bu son İstanbul saldırılarını bu açıdan ele almamız, irdelememiz gerekiyor.
Bu işi sadece siyasilere, güvenlik güçlerine bırakamayız!
İşte askerlerimize ve kısmen polislerimize, oluşturulan köy korucularına havale ettiğimiz PKK terörü ve gelinen nokta hepimizi, ama hepimizi düşündürmeli?
Neden diyeceksiniz?
Nedeni açık!
Siyasi otorite, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına bugün selam gönderiyor mu?
Gönderiyor!
Hayatlarını kaybeden sağcı gençlere gönderiyor mu?
Gönderiyor!
Devlete başkaldıran ve güvenlik güçleri tarafından yapılan operasyonların adları çekilerek, o dönemin siyasi otoritesi eleştiriliyor mu?
Eleştiriliyor!
O zaman sizce siyasi otorite, bir yerde yanlış yapmıyor mu?
Bugün devlete, devletin polisine, askerine silah çekenlere karşı, ne tür tedbir uyguluyoruz?
Gezi direnişi ile Dersim başkaldırışı arasında ne fark var dersiniz?
Her şey gün ışığı gibi ortada değil mi açık ve seçik olarak..
Peki, dün ile bugün arasında ne fark var?
Yani Dersim’de ne oldu?
Devlete başkaldırı!
PKK Terörü, bu ülkeye neye mal oldu?
30 Binin üzerinde insanımız canından oldu! Bir o kadar ekonomik zarar ve ziyan!..
Peki Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının suçu neydi?
Devlete karşı gelmek!
Peki şimdiki Deniz Gezmiş övgülerini nereye koyacağız?
***
Sevgili okurlar, ‘terör ile pazarlık yapılmayacağı, açık ve seçik belli değilmidir?
Yani,terör olgusu İstanbul’da başka, Diyarbakır’da,Cizre,Hakkari’de başka olamaz..
Devleti yönetenler, tutarlı siyaset izlemelidirler. 
Devlette süreklilik esastır..
Siyasi erk, kendi çıkar ve doğruları ile terörü keşke durdurabilse, susturabilse!?
Görülüyor ki, Türkiye’nin ‘terör’ konusunda zaafları var!..
Bu konuda büyük tecrübe edinmiş olan emekli askerlerimiz, komutanlarımız televizyonlarda konuşuyor da konuşuyor..
Bölgenin stratejik konumu, etni-site yapısı, ekonomik zenginlikleri, enerji kaynaklarına yakınlıkları, ülkenin genel çıkarları, uluslararası konjonktürdeki değişim ve gelişmeler, komşularımızdaki genel durum ve savaş hali, ’terör’ konusunda etken nedenlerdir..
Daha başka nedenlerde var elbet..
Şimdi Devleti yöneten siyasi irade, bir İmralı’ya heyet gönderiyor, bir Kandil’e!
Bir de bu yapının mecliste uzantıları var!..
Aracılar..
Örgütün siyasi uzantıları..
Peki bölgede durum nedir?
Asker ve polisimizin yanında destek gücümüz, köy korucuları nerede?
Güvenlik güçlerimize destek veren köylülerimiz ne durumda?
Şimdi sıkı durunuz, bu yapı içinde ‘Analar Ağlamasın’ demek yeterli mi?
Müzakere masasında kim ve kimler var?
Bölgeden hangi partilere oy çıkıyor?
Kafanız karıştı değil mi?

* * *
Sevgili okurlar,
Başbakan Ahmet Davutoğlu, İstanbul olaylarının hemen akabinde ne dedi?
‘Dış mihraklardan talimat alanların, bu inlerini de basacağız’ dedi, değil mi?
Ya demek ki, bu ‘terör guruplarının’ bir dış bağlantısı da göz ardı edilmemeli?
Uzatmayalım, Türkiye ‘Terör’ olgusu konusunda, maalesef kaybetmiştir! Belli dönemlerde ‘terör’ ile yapılan silahlı mücadeleye, siyasiler, tam siyasi ve ekonomik destek veremediler!
Yani askeri başarılarımız heba edildi, bugünlere geldik!
Şimdi Türkiye, bölgesindeki bu kaos ve karmaşa ortamından çıkmak için silkinmeli ve sil baştan işe koyulmalıdır.
Asıl olan, bu akil adamları ‘terör’ konusunda bir araya getirmeli ve yeni  stratejik taktikler geliştirmelidir..
Elin oğlu, İmralı’dan yaptığı açıklamalarda bu  stratejik taktiklere dikkat çekiyor..
Bizler ise ‘kös’ dinliyoruz!
Türk halkının, aynı zamanda ‘terör’ konusunda gerekeni yapması için sandık,bir şanstır, tarihi bir fırsattır..
Bu seçimin adı, ya herro, ya merrodur!
Türkiye yavaş, yavaş, lime, lime ayağımızın altından kayıp gidiyor!..
Unutmayınız, yasa dışı PKK terör örgütünün sadece Almanya’da 300 Bin üyesi var!
Haydi dağdan indirdikleriniz, şimdi kentlerde mevzi tuttular!
Bu 300 Bin örgütlü,yetişmiş,kin ve öfke ile yoğrulmuş militanları nereye koyacaksınız?
ABD’nin  Kuzey Irak’taki işbirlikçi kendi militanlarını saklamak için bir Guam’ adası vardı..
Bizim ‘İmralı’dan başka neyimiz kaldı loooo!?
Burada siyasiler kadar, sandık başına gideceklere de önemli sorumluluklar düşüyor..
Yarın, ’Terör’ kapınızı çaldığında, ‘ah, oh, vah’ diye inlemeyiniz!
Pazarınız, sağlıklı güzelliklere vesile olsun!