“Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa” demiş Nazım Hikmet…
Yurdun selameti ve halkın huzuru için ateşe düşmüş yurtsever güvenlik güçlerimizin ülkesi uğruna yanışına şahit olmak, yarınların ışığı için olsa da bir kor alev gibi yakıyor yüreklerimizi şu sıralarda…
Kuşkusuz ateş düştüğü yeri yakar denilse de bu yangın öyle sıradan ateşlerden olmayıp karanlıkları aydınlatan bir alev topu gibi; ışığı bol ve anlamı büyük…
Koyu bir karanlığın içine atılmak istenen bu cennet yurdun aydınlığı için yanan yüreklerden fışkıran ışıkların hiç sönmeyecek izler taşıması da gösteriyor ki ne kadar uzun sürse de sonunda aydınlık müjdeliyor karanlıklar…
Ülkemizde barışı sağlamak adına atılan adımları ve kendilerine tanınan opsiyonu çatışmaya hazırlık süreci olarak değerlendirdiği anlaşılan pkkterör örgütünün bu defa oluşturduğu karanlığın içerisinde kaybolup gideceği günler yakın…
Buna inanmamak mümkün değil…
Son çırpınışları ve acımasızlıkları bu ülkeyi bölmeye, insanlarımızı huzursuz etmeye yetmeyecek sanırım…
Zira karşılarında onların anladığı dilden konuşmaya başlayan bir devlet anlayışı çıktı ortaya…
O nedenle diyor ve ısrarla tekrarlıyoruz ki bu defa işleri her zaman olduğundan daha zor ve sonuçsuz olacak…
Sonucu önceden belli maçın galipleri bugüne kadar değişmediği gibi bundan sonra da değişmeyecektir…
Ülke huzurunu ve birliğini bozan ve içimizden çıkan, bu ülkenin nimetlerinden doyasıya istifade eden çetenin devletle mücadelesinde galip geleceğini düşünmek kadar aptalca bir anlayış olabilir mi…
O nedenle hükümet kurmadaki olumsuzluğa rağmen ümitsiz olmak halkımıza yakışmaz…
Nitekim gazilerden gençlere uzanan bir sivil öfkenin ayağa kalkışı da böyle bir ruhun gelişmekte olduğu mesajını veriyor…
Hani derler ya insanımızın ayranı kabarmaya görsün bir kere…
Uzatılan eli sıkmak yerine yeni moda yumrukla karşılayan ve bunun kıymetini bilmeyenler için söylenecek tek söz “nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” olur ancak…
İşte öyle bir çatışma dönemi yaşıyoruz şu sıralarda, aynı kitaba inanan, aynı kıbleye yönelen, kardeş deyip bağrımıza bastığımız insanlarla…
Dileğimiz o ki daha fazla ocaklar sönmesin, düşmesin gençler toprağa, amansız ve sonuçsuz bir kavga için…
Zira Türkiye ne eski Türkiye’dir, ne de kan dökmekten hoşlanan bir ülkedir…
Bugün dünden daha fazla güce ve hareket kabiliyetine sahip kahraman askerlerimiz ve polislerimiz terör örgütü gibi yapmayıp çatışmayı meşru zeminlerde yürütmekle farklı bir destan yazmaya koyuldular…
Sabrın da bir sınırı var…
Dileğimiz aylar ve yıllar sonra bozulan barış sürecinin yeniden ve kaldığı yerden devreye girmesiyle huzurun ve kardeşliğin galip çıkmasından yanadır…
Siyasi partiler şu sıralarda hükümet kurmada anlaşma sağlamasalar da üslup farklılıkları ve olumlu hava, ülke adına hayırlı sayılacak mesajlar vermesi yönüyle önemli olsa gerek…
O nedenle ümidimiz kaybetmedik barış adına…