Sevgili okurlar,
Türkiye, gerçekten bir ateş cemberinden geçiyor ! Bu durumu anlamak için sadece gazetelere, televizyon haberlerine sakmak yeter !
Sadece gelişen bu olaylar üzerine yazılanlara,çizilenlere ve yapılan yorumlara bakarsak,Türkiye’nin ne denli çetin bir yolda olduğu anlamak için ‘kahin’(*) olmaya gerek yok !
Bütün bu gelişmeler paralelinde,genel bir tahlil yapacak olursak bile manzaranın ne denli ciddi bodyutta olduğunu görürüz.
-Ülkeyi 13 Yıldır yöneten bir zihniyetin sonucu,vatandaş ‘etni-site’(*) temelinde ayrıştırılmış,ülkede genel manada yerel aidiyetler öne çıkarılmıştır !
Bunun bir tek hedefi olabilir, ülkeyi etni-site bölgelerine göre ayırıp yönetmek, ya da ülkeyi eyaletlere bölerek, bir ‘Federasyon’a(*) zemin hazırlamaktır..
Peki, bunu kim istiyor ?
Siyasi irade..
Siyasi irade kim ?
Ülkeyi yönetmek için halktan 4 yıllık vekalet alan siyasi grup..
Bu grubun hedefleri ve dayanakları neler ?
Ülkeyi yönetmek için halk iradesini, kendi iradesi ipoteği altına almak( bir siyasi vesayet oluşturmak) ve bu iradeden vazgeçmemek !
Bunun için halka muhafazakarlık temelinde, şirin gözükmek, alabildiğini dini değerleri öne çıkarmak ve halkı bu temelde hazırlamak, yönlendirmek, bu yönetime çeşitli enstürmanlar göstererek ikna etmek..
Zaten, mevcut yönetim ‘demokrasi’yi bir araç olarak kullandığını açıklamaktan bir beis görmedi..Bunu sıkça dile getirdi..
Siyasi tarihte bugüne kadar alışa-gelmiş söylemleri bir çırpıda unutturup, yeni siyasi algılar ile farklı bir siyasi yapılanmaya adım adım yol alanlar, şimdi farklı söylemlerle halkın kafasını karıştırmaya başladılar..
Hedefine siyasi yoldan gitmek isteyenlerin ellerindeki enstürmanlara bakacak olursak durumu daha iyi anlarız..
Her vesile ile ‘ başkanlık’ sisteminden dem vuran ve bu gömleğin ülkeye dar geldiğini söyleyen kesim, baklayı ağzından çıkarmıştır..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, memleketi Rize’de yaptığı konuşmada,’ İstesiniz de, istemeseniz de bu sisteme alışacaksınız’diyerek, yağan yağmurda ıslananlara, ıslanmak istemeyenlerin de karışacağını işaret etmiştir..
Bu tarihi bir itiraftır..
Bugüne kadar söylenenlerin aksine, en belirgin sistem değişikliği açıklamasıdır.
Dikkate alınmalıdır, tartılmalıdır, tartışılmalıdır..
Sistemi kökten değiştirecek, bir yapılanmanın işareti bu açıklamada gizlidir..
Yanisi, bu değişime göre bir anayasa hazırlanacak ve vatandaş bu oldu-bitti karşısında ‘ biat’(*) edecektir !
Ondan sonra senin ‘demokrasi’ne geçmiş olsun, nutukları atılacaktır !
Buraya kadar anlatmak istediğimi,bir başka örnek ile pekiştirelim :
Ülkeyi 35 yıldır kan gölüne çeviren, adına ‘PKK’(Kürdistan İşçi Partisi) denilen terör örgütü ne istiyor ?
-Marksist-Leninist temelde, ülke yönetimini değiştirmek !
Bu hedefe varılamaması halinde,bir özerk, federasyon temelinde ayrı bir etni-site bölgesi oluşturmak..
Dikkat ediniz,bu düşüncenin lideri APO(Abdullah Öcalan),Baki vadisinde filizlendirdiği ve sol gelenek içinde palazlandırdığı hareketine, öncü düşünce olarak ‘Kürtcülüğü’ de monte edince işin rengi hepte değişmiştir..
Artık terörün hedefini bilmeyen kaldı mı ki ?
Bilmeyenlar için bir kez daha açıklayalım ; terörün hedefi, kaos çıkarmak, karışıklık yaratmak, demokrasinin askıya alınmasını sağlamak için şiddete, bombalamaya, soygun, yol kesmeye, adam kaçırmaya başvurmak olarak tanımlanabilir..
Kim yapıyor bunu ?
PKK !
PKK’yı kim ve kimler temsil ediyor ?
-Bir kesimi siyaset içinde olan HDP(Halkın Demokrasi Partisi), bir kesimi Kandil dağında olan mevcut silahlı PKK yönetimi ile bu hareketin beyin takımı olarak Brüksel’de kümelenmişler ile halen İmralı adasında tutuklu bulunan hareketin kurucu Abdullah Öcalan..
Bu hareketin hedefleri, düşüncesi, yapısı tarzı öteden beri biliniyor mu ?
Biliniyor !
Bilinmeyen neydi ki, mevcut siyasi cenah bu kesim ile bir dizi gizli buluşma, görüşmeler ile bu hareketin dağlardan öte kentlerde, köylerde mezralarda güçlenmesini sağladı !..
Her iki kesimin de ortak hedefi olarak, sistemi değiştirmek olmasın !?
Hani bizim sade vatandaş deyimi ile geldik mi kıranın başına !?
Mesele şimdi daha iyi anlaşıldı mı ?
Başka bir izaha gerek varmı ?
* * *
Sevgili okurlar,
Türkiye 7 Haziran 2015 Pazar günü seçime gitti. Siyasi partilerin listelerinden seçime girenlerin bir bölümü ‘ vekil’(*) oldu, bir bölümü ise seçimi kılpayı kaçırdı..
Seçim sonuçları, Türkiye için söylüyorum, çok geç açıklandı..
Tam, bu hengamade Cumhurbaşkanı CHP eski genel başkanlarından ve seçilenler arasında ‘en yaşlı üye’ olarak adlandırılan Deniz Baykal’ı köşke çağırdı..
Uzatmayalım, bu görüşme gerçekleşti mi ?
Gerçekleşti..
Sonra süreçin nasıl geliştiğine hepimiz tanıklık etmedik mi ?
Ettik !
Meclise giren siyasi partiler içinde en yüksek oyu alan ve en çok milletvekili çıkaran AK Parti Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’na hükümet kurma görevi verildi mi ?
Verildi..
Sonra, bir dizi görüşmeler, görüşmeler ve sonra, her iki siyasi partinin, ülkeyi birlikte yönetme konusunda uzlaşamadıkları resmen açıklandı..
Şaşırdınız mı ?
Sizi bilmem ama ben asla şaşırmadım ?
Nedeni ise yukarıda açıkladığım, gizli acentada saklı !
Kısacası bu genel siyasi tablo içinde bir hükümet kurulması mümkün kılınmıyor..
Gidilecek adres,yine milletin sinesi olacak..
İşte o zaman, yine alanlara çıkalacak, palavralar sıkılacak, medyası ile siyasi mühendisleri ile alanlara inecek olanlar, kendi hedeflerine varmak için vatandaşı iknaya çalışacak..
Elbette, ikna edecek enayi bulurlarsa, kendi hedeflerine varmak için her yolu deneyecekler..
İşte terör örgütü PKK paralelinde siyaset yapanların, son seçimlerde, ülkenin bir bölümünde aldıkları oylar ortada..
O haritayı gözönüne getiriniz !
Size ne anlatıyor ?
Bu kentlerde, bu bölgede bir başka parti var mı ?
Yok !
Daha açık söyleyeyim ;
Bu bir siyasi bölünmedir !
Yukarıda izah ettiğimiz gibi, bir kesim siyasi olarak hedefine yaklaşmış mı ?
Yaklaşmış !
Bunu silah ile halkı isyana teşvik etmekle perçinliyor mu ?
Perçinliyor !
İşte bu noktada size düşen rolü unutmayınız !
Yolları kesilen, siyaseti tıkanan, askeri, polisi, memuru kurşunlanan, yolu kesilen, vatandaşı kaçırılan bir dönemde herkes rolünü iyi ezberlemeli !?
Türkiye, artık bir yol ayrımında !
Resme bakarak, bunu herkes rahatlıkla anlayabilir, görebilir..
İmralı canisinin bir sözü var ki unutulmamalıdır ;‘Size de mi bir tabut gönderelim.. ‘
Kulaklara küpe olmamış ki, bugün kü manzara, acılar ve bu kaos yaşanıyor..
Ateşin düştüğü yeri yaktığı, tabutların geldiği dönemde, vatandaş da üzerine düşeni yapmak için bilgilenmeli ve duruma kafa yormalıdır !
Yoksa, zenginliklerin, tarlaların, apartmanların, villaların, çuvallar dolusu fındıkların,mısır dolusu ambarların, evinizin kapısında bekleyen gıcır, gıcır otomobillerin bir anlamı kalmaz !
Sınır boylarında vatan nöbetinde olan evlatlarımızın hatırına dönen dolaplara kulak kabartmalı ve ona göre iyi bir durum değerlendirmesi yapmalıyız..
Herkes,her kesim kendi çıkarları için hedefe yürürken, sizin bir hedefinizin olmaması düşündürücüdür..
Bu nedenle gün,birliktelik günüdür..
Birlikte fayda görmeyenleri ise korkarım acı günler bekliyor..
Bunu anlamak için sadece Irak’a, Suriye ve Afganistan’a bakmamız, Mısır, Libya, Cezayir, Tunus’da olup biteni anlamamız yeter..
Başka ne diyeyim ki ?
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker !
Sana bin selam olsun !
***
Sevgili okurlar,
‘Pazarınız güzelliklere vesile olsun’ diyemiyorum ? Askerlerimizin şehit edildiği, vatan evlatlarının ateşten gömleği giydiği, o kutsal görevi üstlendiği bu dönemde Bodrum sahillerin güneşlenmenin,yan gelip yatmanın ne anlamı var !
Düşman kapıya değil, evin içine girmiş..
Haydi, herkes göreve !
(*) Kahin : Gaipten bilgi veren.
(*) Etni-Site : Aidiyet, boy, ırk,k ültürel farklılıklar.
(*) Federasyon : Ülkenin bir, iki kesime ayrılarak, bir çatı altında birleştirilmesi,örgütlenmesi.
(*) Biat : Bir anlayışı, bir düşünce kümesine itaat etmek, boyun eğmek..
(*)Vekil : Oluşturulan mecliste,vatandaşı temsil eden. Vekalet hakkını elinde bulunduran.
TAZİYE
Sakarya medyasının duayen isimlerinden sevgili Orhan Polat’ın vefatını üzüntü ile öğrendim.
Ailesine, sevenlerine, dostlarına sabırlar diliyorum.
Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun !
Saygılarımla.