Bu seçim herkes için zor bir seçim olacak.
Herkes için. Seçen için de, seçilen için de.
AK Parti açısından ne yerel seçime ne de Cumhurbaşkanlığı seçimine benzeyen bu seçimin sonuçları Türkiye'nin gelecek 10 yılını belirleyecek. Hatta Türkiye'nin yönünü.
Partilerin vaatlerini ve kampanyaların yorumunu seçim sonrasına bırakmak en doğrusu.
Elbette söyleyeceklerimiz var.
Seçmen yorgun. Seçmen kararsız.
Hangi partiye oy versem kararsızlığı değil bu.
Hep oy verdiği partiyi ya da oy vermeyi düşündüğü siyasi düşünceyi destekleyip desteklememe kararsızlığı.
Sandığa bir kaç adım kala iktidarın yanlışlarını, "Dememiş miydik?" diye sıralamak kadar, muhalefet, baraj ya da ekonomi hakkında görüş belirtmek de doğru olmaz.
Şu ya da bu sebeple, öyle ya da böyle, ülkenin içinde bulunduğu atmosfer ve geldiği yer ortada.
Seçimin gündemi vicdandır.
Herkes elini vicdanına koyacak ve oyunu kime vereceğine belki de ilk defa sandığın başında karar verecek.
Bu seçimin sandığından iktidar değil, Türkiye'nin istikbali çıkacak.
Yoksa neden vicdan seçimi diyelim ki bu seçime?
8 Haziran sabahı, daha adil, daha demokrat, daha özgür bir Türkiye'nin kaçınılmaz ve ertelenemez olduğunu, daha huzurlu, daha müreffeh bir Türkiye için nelerin yapılamadığını ve nelerin yapılması gerektiğini açıkça gören adayların vekillik dönemi başlayacak.
Sizinki bitecek, onların ellerini vicdanına koyma dönemi başlayacak.
7 Haziran'da oy verdiğiniz eller, sandıktan tek tek çıkacak ve yeni vekillerin yakasına rozet olacak.
Elinizi vicdanınıza koyun ve sandıktan çıkacak ellerinizi birer vicdan rozeti gibi yakasına kimin takıp takmayacağını iyi düşünün.
Yeni Türkiye, sizin vicdanınızın Türkiye'si olacak.