Vergi gelirleri, bir ülkenin bütçe gelirlerinin çok önemli bir bölümünü oluşturur.
Örnek vermek gerekirse, 2010 yılında Türkiye’deki bütçe gelirlerinin %82.2′sini vergi gelirleri oluşturuyor.
Ancak, gelir dağılımına yapacağı etkilerden dolayı vergi gelirlerinin nasıl toplandığına oldukça dikkat edilmesi gerekiyor.
Bütçe Gelirleri dolaysız vergilerle (Gelir, Kâr ve Sermaye Getirilerinden veya Mülkiyet üzerinden alınan vergilerle) karşılaştırıldığında, dolaylı vergiler (Mal ve Hizmetlerden Alınan Vergiler) yapısal olarak gelir dağılımını eşitsizleştiren bir etkide bulunurlar.
Bu durum, Mal ve Hizmetlerden Alınan Vergilerin, mal veya hizmeti alan kişinin gelirinden bağımsız olarak herkesi aynı oranda etkilemesinden kaynaklanır.
Diğer bir deyişle, kişinin geliri artsa dahi alınan vergi artmaz. Buna karşılık, Gelir ve Mülkiyet Üzerinden Alınan Vergiler, eğer gelir ve servet arttıkça yükseliyorsa, artan oranda vergi türü sayılır.
Türkiye’deki vergi gelirleri kalemlerinin dolaylı ve dolaysız olarak ayrıştırıldığı ve 2006-2012 arasında 2003 sabit fiyatlarıyla izlediği seyre baktığımızda, hem dolaylı hem de dolaysız vergilerin artmakta olduğunu, ancak dolaylı vergilerin artışının görece olarak daha yavaş olduğunu görüyoruz.
2006′da 33.6 milyar TL olan dolaysız vergiler, 2012′de 44.7 milyar TL’ye yükselerek üçte biri oranında artmış.
Buna karşılık, 2006′da 73.2 milyar TL olan dolaylı vergiler, 2012′de 90 milyar TL’ye yükselerek yaklaşık dörtte bir oranında artış göstermiş.
Mal ve Hizmetlerden Alınan Vergiler, Almanya’nın vergi gelirlerinin %29′unu, İspanya’nın vergi gelirlerinin %26′ sını ve İtalya’nın vergi gelirlerinin %27′sini oluşturuyor.
Buna karşın, aynı ülkelerde Gelir, Kâr, ve Sermaye Getirilerinden Alınan Vergiler, sırasıyla vergi gelirlerinin %30, %29 ve %32′sini oluşturuyor.
Türkiye diğer OECD ülkelerine göre daha fazla dolaylı vergi toplamıyor.
Asıl sorun, dolaysız vergileri toplamada görece olarak daha başarısız olması.
Türkiye üzerine çalışan birçok iktisatçı ülke ekonomisinin önemli bir bölümünün kayıt-dışı yürütüldüğüne dikkat çekiyor.
Kayıt-dışı ekonomik faaliyetlerden kazanılan gelirleri vergilendirmek mümkün olmadığı için, Türkiye’de devlet mal ve hizmetleri vergilendirmeye yöneliyor.
Bütçe gelirlerindeki dolaysız vergilerden dolaylı vergilere doğru olan kayma da, devletin bütçe dengesini sağlayabilmek için kolay vergi toplayabildiği alanlara yöneldiğini gösteriyor- gelir dağılımı adaletsizliğini arttırma pahasına olsa da...
Bugün ülkemizde orta sınıfın sıkıntısı gün geçtikçe artmakta. Dolaylı vergilerin büyük bölümünü orta sınıf ödemekte. Adaletli gelir vergileri, kayıt dışı oranının azaltılarak orta sınıftan bu yükün kaldırılması konusunda sağlıklı ve uzun soluklu bir yapılaşma ihtiyacı ortada.
Ne yazık ki şimdiye kadar orta sınıftan toplanan dolaylı vergilerin geri dönüşünde ancak emekli maaşlarına yapılan zam ve çok basit bir iki tedaviden başka bir şey söyleyene rastlamadım.
Yaptığım bir araştırmada ise 2014_2015 yılı vergilerin yüzde yetmiş sekizi gene mal ve hizmetlerden alınan vergilerden oluşmaktadır.
Yani vasıtalı vergilerden toplanıyor.
Geriye kalan yüzde 22 oranı ise gelir, kar ve sermaye gelirlerinden alınan vergiler ve diğer vergi guruplarından oluşturmaktadır.
Yeni meclisimizin en fazla uğraşması gereken konuların başında gelen bu duruma dair bir işaret görmediğimi belirtmek isterim.
Kimin kimi tenkit etme hakkı olduğuna dair bayağı endişelerim var.