Geçen hafta sonu “Olmadı Selo Başkan” deyip üye listelerinden adı silinenlerle ilgili yazımız üzerine aradı, Sakaryaspor Başkanı Selahattin Aydın...
Başkanlığa geldiği gündeki üye listesinde de Zeki Aydıntepe adına rastlamadığını, bu nedenle ismin kendi döneminde silinmediğini belirtti...
Sakaryaspor’un kuruluşundan bugüne kadar dolaylı-dolaysız hep yeşil siyahlı kulübün başarılı olması için önce formasını giyip futbolcu, sonra idareci, genel kaptan, bilahare spor yazarı olarak hep kulübe hizmet eden biri olarak; o listede adımın bulunmayışı, benim değil sanırım yönetimlerin ayıbıdır...
Üyelik aidatı bahane edilerek, listeden adı silinmeyecek olan ve bu kulüple özdeşleşmiş sayıları az da olsa mevcut kişiler vardır...
Onlar isteseler dahi adları o üye listesinden silinemez…
Kulübe hizmetlerini sadece parayla değerlendirmek ve buna göre hareket etmek ya da kişisel saplantı ve egolarıyla tatmin için böyle büyük bir “densizlik” yapanları affetmek, kulüp tarihine “saygısızlık” olduğu kadar, ihanet de olur...
Bu kulüp vefalıdır...
Hizmet edeni unutmaz…
Ona bu kostümü uygun görenlerin vefasızlığı da, kulübe mal edilemez...
O halde, suçlu ayağa kalksın!
Selahattin Aydın da gereğini yapsın, bu çirkinlik ortadan kaldırılsın…
Öyle ya da böyle, nasıl olursa olsun bizim Sakaryaspor sevgimizi test etmeye kalkanlar, devirdikleri çamın altında kalmaya mahkumdur...
Kim, niçin, neden ve nasıl çıkardı bizi üye listesinden, bunu izah etsinler de bilelim...
Sakaryaspor üzerinden maddi-manevi ticarete soyunanlar, bilsinler ki her kuşun eti yenmez…
Üyeler iki kısımdan ibarettir…
Birinci sınıfı girenler kulübe aktif olarak hizmet etmiş başkanlar, yöneticiler ve sporcular…
Diğerleri ise ona gönül verenlerdir…
Bu ölçüyü kaçırmamak lazım ki yönetici sıfatı kazanılabilsin…
Bu genel kurala göre hareket edenlere “yeşil siyah laleler” aksi davranış sergileyenlere “İri dikenli kaktüsler” gitsin istedik Bizim Bahçe’den…