Hep üzüntü duymuşumdur futbolu çirkinleştiren, sporun dışladığı "oynaş maçlar"dan...
Hele de şu söz beni yıllarımı çalıp giden futbol denilen sihirli yuvarlak adına deli eder adeta!
"Kimse boşuna heveslenmesin; bizde şampiyon da, küme düşecek de önceden bellidir..."
Tesadüfler olmadığı sürece bu hep böyle olmuş, böyle olacaktır görüşü ağırlıktadır, her nedense...
Hoş, aksi doğrultuda neticelerin ortaya çıktığı nice iddialı sezonlar da gelip geçmiştir...
Ama sonuç değişmemiş, hep aynı adrese çıkmıştır yapılan tahminler...
Ancak; bu dahi futbola düşen gölgeyi kaldırmaya yetmemiş olmalı ki, ortalık toz duman...
Ülkede gündemi değiştirecek "şike olayları" konuşulup yazılıyor...
Böyle giderse daha nice gözaltılarla devam edeceğe benziyor...
Ne hazin bir durum...
Kendilerini kahraman, dokunulmaz, devrilmez güçte görenlerin dramatik hali çok şey ifade edilyor...
Ülkemizde sadece darbeler döneminin değil, toplumu kemiren, içten içe çökerten, itibarsızlaştıran her olayın üzerine gidiliyor...
Neresinden tutulursa tutulsun, ele geliyor her şey çürümüşçesine...
Esasen, bilinen ama kimselerin üzerine gidemediği olayların üzerine üzerine giden bir irade sözkonusu...
Böyle yapılırken, "Bu senden, bu benden, bu sağcı, o solcu, şu partili, bu partili, şöhretli şöhretsiz" denilmiyor...
Tam bir kararlılık hakim...
Görülüyor ki, yapılanların kimsenin yanına kâr kalmayacağı bir dönemin penceresi aralanıyor...
Artık herkes ve her kesim kendine çekidüzen vermek zorundadır...
Bu nedenle her açıdan bağırsaklarını temizleme yoluna girmiş ülkemizde, hiç kimse bir yerlere sığınıp ya da sırtını bir güç odağına dayayıp da, yakasını adaletin pençesinden kurtaracağını sanmasın...
Güvenilen dağlara kar yağmışa benziyor, zira...
Türkiye bu sancıları, sıkıntıları yeni değil, nerdeyse yarım asırdır yaşıyor da, kimsenin bir şey yapmaya ne gücü, ne de dermanı vardı...
Ne zaman ki, ülkemiz bir hukuk devleti olduğunu hatırladı, suçlar ve suçlular da sapır sapır dökülmeye başladı...
Hukuk karşısında imtiyazlı sınıf olmaz...
Sivil resmi, genç yaşlı, kim olursa olsun yaptığı yanlışlığın bedelini öderse, ancak o toplumda huzur, eşitlik, özgürlük, her şeyin ötesinde adalet olur...
AK Parti geçmiş iktidarlardan ders alıp, geleceği objektif bir şekilde planlamakmak zorundadır...
Aksi halde bugün birilerinin başa gelen, gelecekte onların da başında patlayabilir...
İster inançlı, ister ateist, ister sivil, ister resmi imtiyazlı sınıfların olmadığı temiz topluma duyulan özlem gerçekleşsin istiyoruz bundan gayrı...
İşte o günlerin gelip çattığını gösterir toplumsal çürümüşlüğe dur diyen çarpıcı gelişmeler aldı başını gidiyor...
Artık yarınlarımıza ve sporumuza daha güvenli, daha emin bir şekilde bakabiliriz...
Atılan adımlar toplumu o menzile ulaştıracağa benziyor...
Yakaladığı siyasal istikrar ile birike birike kronikleşmiş, çözülmez sanılan sorunların üzerine giden bir ülke olarak Türkiye, içerde ve dışarda akıl almaz engellere karşın, halktan aldığı güçle olayların ve sorunların üzerine gitmeye kararlı iktidarı ile aydınlık bir geleceğe doğru gidiyor...
Buna sevinmemek mümkün mü?
Kulağımıza gelen duyumlara göre sıra medyaya yönelik operasyonlara da gelecekmiş...
28 Şubat sonrası "verdiği hizmetler(!)" nedeniyle Boğaz yalılarına kurulan bazı medya mensuplarının da bu nedenle huzuru kaçacağa benziyor...
Daha sonra "Niye üzerine gidilmiyor?" denilen 28 Şubatçılar da buna eklenebilecekmiş...
Görüyorsunuz ya; "Hiçbir yanlışlık yok ki, günün birinde insanın karşısına dikilmesin"...
Türkiye 7'den 70'e nefesini tutmuş canhıraş gelişmelerin sonucunu bekliyor...
Aydınlık yarınlar için Türk yargıçlarına özellikle şu aşamada son derece hayati sorumluluklar ve görevler düşüyor...
İşin sonu ya cennete açılacak ya da cehenneme...
Ülkemiz temizlenirken içten içe, bu sancılı süreçten yüzünün akıyla çıksın istiyoruz...
Zira, başka Türkiye yok...