Toyota ilimizle özdeşleşen dünyaca tanınmış bu yönüyle uluslar arası ayrıcalığı olan bir kurumdur…
Bu durum fabrikanın hiçbir eksiği ya da yanlışı yok anlamına gelmez…
Onların da kusurları olabilir…
Nitekim böyle olduğunu hissettiğimiz bazı sorunları ilin gündemine taşıdık biz de…
Fabrika yetkilileri de işin farkında olmalı ki önleyici tedbirlerle işçilerin sağlığına eğilmeye başladılar…
İftarlarına katıldık gazete olarak…
Toyota hiçbir dönemde bu denli şehirle içli dışlı hale gelmemişti…
Kurumun Babacan Genel Müdürü Orhan Özer’le konuştuk iftar sonrası, kısa da olsa olup bitenleri…
Fabrikanın geleceğine yönelik yatırımlardan söz etti…
Yeni model vasıtaların proje aşamasında olduğunu, ilk etapta 800-1000 arası işçi alınacağını, bunu ikinci etap yatırımın takip edeceğini belirten Genel Müdür Özer, bu safhada da bir o kadar işçi alınacağının altını çiziyordu…
İşsizliğin alıp başını gittiği günümüzde çalışma şartlarını, insan sağlığına zarar vermeyecek bir şekilde düzenleyip 2000 civarında işçi istihdam etmek kolay bir iş olmasa gerek…
Bu durum ilimiz adına sevindirici bir gelişme değil midir?…
Genel müdürün çarpıcı açıklamalarıyla mutlu olurken fabrikanın kaçma hazırlığı içerisinde olduğu belirtir haberlere üzülmemek mümkün mü?
Nereden çıkıyor tam da farklı projelerin peşine takılmış giderken Toyota’yı kaşımak…
İyi niyetli olmayan bir istihbarattan kaynaklanan haberi Star gibi ciddi bir gazeteye yakıştıramadığımızı belirtmek isteriz…
Fabrikadaki müspet gelişmeleri en yetkili ağızdan dinledik.
Bizim de üzerinde durduğumuz hayati bir konuda çalışma şartlarını düzenleyip yeni yatırımlara gidileceğini belirten Orhan Özer bir tarafta, diğer tarafta da fabrikanın kaçacağını belirtir gazete haberi…
Biz tabii ki şu aşamada birebir konuştuğumuz ve açıklamalarına inandığımız Fabrika Genel Müdürü’ne itibar edeceğiz…
Yeni bir atılımın eşiğindeki fabrikayı olup bitenden habersiz kaçmakla suçlamanın altında iyi niyet olmasa gerek…
Kim niye ve niçin böyle yanlışlardan yola çıkarak fabrikayı suçluyor anlamak mümkün değil…
Bu duygularla Toyota Fabrikası Genel Müdürü Orhan Özer’e Bizim Bahçe’den “mor sümbüller” gönderelim istedik, “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diyerek…
AHMET ÖZHANLI KONSER
Beğendiğim sesler arasında yer alır Ahmet Özhan…
Onu ilk defa Behiye Aksoy’un alt kadrosunda Hüseyin Cumalı’nın dayısının oğlu Erdal Güneş’le sahneye çıktığı Taşlık Gazinosu’nda izlemiştim…
1960-70’li yıllarda sesi ve sahneye yakışan fiziğiyle geleceğin şöhretli sanatçıları arasına yakıştırmıştım…
Tasavvuf Musikisi ve Hocası Tuğrul İnançer ona daha farklı ve saygın bir kimlik kazandırmış…
O gün bugündür kendine has yorumuyla beğenilen, aranılan bir sanatçı olarak yürütüyor meslek hayatını…
Büyükşehir Belediyesi’nin ne idüğü belirsiz bayan sanatçılar yerine bu defa Ahmet Özhan’ı şehrimize getirip bir musiki ziyafeti çekmesi yerinde olmuştur…
En ufak bir curcunanın yaşanmadığı, taşkınlığın oluşmadığı nefis bir musiki gecesi yaşadı meydanı dolduran Sakaryalılar önceki akşam…
Bundan Ahmet Özhan da keyif almış, mutlu olmuştur sanırım…
Yaklaşık bir buçuk saat silah arkadaşlarım dediği seçkin bir saz topluluğu önünde Türk Sanat Musiki’nin ölümsüz eserlerinden oluşan bir repertuar sunan Özhan’a bu güzel gece için “leylaklar”, organizasyonu yapan Büyükşehir Belediyesi yetkililerine “laleler” ve bu renkli geceye özel ilgileri nedeniyle Sakaryalılar’a “orkideler” gönderelim istedik Bizim Bahçe’den…
HAVUZ NİYE SU KAÇIRIR?
Devletin kurumları ihale yoluyla yaptırdıkları yatırımları teslim alırken kesin kabulle, ne hikmetse gereken önemi ve özeni göstermiyor…
Yapılan işe yönelik ödeneklerin gerçekleşmesi için uzman bir ekip oluşturmak ve yapılan işi uygun olup olmadığı konusunda asla taviz vermeden sıkı bir denetimden geçirmek gerekmez mi?
İşte buna dikkat edilmiyor.
Bu açıdan ülkemiz sabıkalı bir yapıya sahip, ne yazık ki…
Bu da devletin parası deniz anlayışına götürüyor, iş yapanları…
Hal böyle olunca kısa süre önce yapılmış nice yatırımların bozulduğunu görüyoruz…
Şehrimizde açılması adına öncülüğünü eski Gençlik Spor İl Müdürü Ömer Kalkan ile spor yazarı arkadaşımız Oğuz Dizer’in yaptığı, ilin yegane olimpik yüzme havuzu hizmete gireli daha ne kadar oldu da su kaçırır hale geldi?...
Her defasında o koca havuz boşaltılıyor…
Metrelerce küp su israf ediliyor…
Buna mı acırsın, yapan firmanın hatasına mı yanarsın, kabulü yapanların aymazlığına mı üzülürsün?.
Gel de çık işin içinden…
Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürü Salih Koşu didinip duruyor şu sıcak yaz günlerinde başa gelen sıkıntıyı gidermek adına…
Yapılan onarım dileriz ki son olsun…
Bir daha su kaçırmasın havuzumuz…
Bozulmasın huzurumuz…
Bu duygularla havuzun kabulünü yapan ekibe iri dikenli “kaktüsler”, onarım için her imkanı zorlayan Salih Koşu ve ekibine de kolaylık dileğiyle “zambaklar” gönderelim istedik Bizim Bahçe’den…
SUYA FİLTRE TAKMAK
SASKİ’nin kalbidir Abone İşleri Daire Başkanlığı…
Burada görevi başarıyla yürüten bir başkan olarak bilinir Yılmaz Çilingir…
Onunla son günlerin aktüel olayı haline gelen damacana su konusunu tartışıyoruz…
Oldum olası iyi bakmam damacanayla satılan sulara…
Ve dünyanın en tatlı içme sularından biri olan Sapanca Göl suyumuz dururken bizi damacanaya mahkum eden zihniyetle ilgili iyi şeyler düşünmem…
Sohbeti bu ana tema üzerine kurduk Yılmaz Çilingir’le…
Şehir suyunu tavsiye etti hararetli bir şekilde…
Ben de konuya yabancı olmadığımı dile getirdim…
Serde bir dönem belediye meclis üyeliği var ya…
Bilgim oradan kaynaklanıyor...
Şu sıralarda ev değişikliğine gidiyoruz…
Evin bir çeşmesine filtre takarak şehir suyunu kullanacağımdan söz ettim…
Çilingir, “Doğru yaparsın ama bir şartla” diyerek aldı sazı eline…“Filtre takma…
Suyu depolama, taze ve direk geldiği şekilde kullan” dedi ve ekledi: “Filtre takmak suyun insan vücudu için yararlı minarellerini de arıtmaya kurban etmek anlamına gelir. Suyun içerisinde insan vücudu için yararlı pek çok mineral vardır… Filtreden geçirerek bunların hepsini kullanım dışı edersin… Yani akü suyu gibi saf bir su elde edersin… Bunun da insana hiçbir yararı yok…”
Hal böyle…
Gel de şimdi karar ver…
Bize göre en mantıklı yol Yılmaz Başkan’ın tavsiye ettiği yöntem olacağa benziyor…
Son derece yararlı sohbet nedeniyle ve ilginç tespitleriyle şehir suyuna olan güvenimizi artıran SASKİ Abone İşleri Daire Başkanı Yılmaz Çilingir ile SASKİ Başkanı Rüstem Keleş ve Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’na yararlı çalışmaların devamı adına Bizim Bahçe’den “şakayıklar” gönderelim istedik…