Aziz duran döneminden önce Adapazarı Belediye Başkanı olan rahmetli Ünal Ozan’ın giderayak şehre kazandırdığı son eseri idi, Güllük Mahallesi’ndeki eski terminal…
Bitime yakın yapılan seçimle koltuğu dönemin Refah Partisi adayı Aziz Duran’a devredince, açılışında bulunamamıştı.
Terminalin açılışını Aziz Duran yapmıştı bu nedenle…
1994-1999 dönemini takiben Ünal Ozan da siyasetten elini eteğini çekmişti.
Özenle yaptırdığı terminalin açılışında olamamanın üzüntüsünü uzun süre yaşadığını bilirim.
Tarih tekerrürden ibaret derler ya, bunu doğrulayan bir gelişme oldu.
Arifiye’deki büyük terminalin açılışı hariç her safhasında, eski başkan Aziz Duran’ın imzası vardı.
Ama bu büyük ve görkemli terminalin açılışını yapmak O’na nasip olmadı.
Büyükşehir’in yeni başkanı Zeki Toçoğlu’na kısmet oldu, kurdeleyi kesmek…
Rahmetli Ozan’ın terminali, şimdi işlevini tamamlamış olmalı ki, azgın iş makinelerinin pençesinde yok olmak üzere…
“Yıkılmayıp bir başka hizmet için kullanılsa, daha yerinde olur” diyenlerin sesini duyar gibiyim.
Ama bir modadır aldı yürüdü, işin önü arkası düşünülmeden yıkıma gitmek…
Arifiye’deki büyük terminalin başına zamanla neler gelecek…
Doğrusu bu anlayış içerisinde merak etmemek mümkün değil.
İşte terminallerin böylesine hazin hikayesi var şehrimizde…
Biz Ünal Ozan’a rahmet, Aziz Duran’a selam, Toçoğlu’na yola devam deyip bir demet “Yasemen” gönderelim istedik Bizim Bahçe’den, nostaljik duygular içerisinde…
YILMAZ, KAMA VE DİZER
Sakaryaspor’un kongresi geride kaldı.
Kongreyi yöneten divan kurulu üzerinde başlatılan bir tartışma var gündemde…
Üye olmayan üç spor adamının kongreyi yönetmesini yasal bulmayanların, büyük harfli konuşmaları tırmalıyor kulakları…
Kongreye renk katan, çıkışlarıyla eski başkan Bülent Yılmaz, Spor Yazarı arkadaşımız Oğuz Dizer ve onlara divan sazıyla yol veren Hüseyin Kama’nın konuşmaları, kongrenin yasal olup olmadığı tartışmasının önüne geçmiş görünüyor…
Bülent Yılmaz sakin geçen kongreye olan ilgisizliğe değinip “Düğüne gelenler, cenaze gününde yoklar” benzetmesiyle, Sakaryaspor’u borç altına sokanlardan şikayetçi oldu.
Hüseyin Kama ilgisizliği vefasızlığa ve başarılı başkanlara edilen küfürlere bağlayınca, spor yazarı arkadaşımız Oğuz Dizer mikrofonu eline alıp Kama’ya yüklendi.
“Her küfür edilen görevden kaçarsa, biz niye buradayız?” diyen Dizer, kendilerine de benzer muamelenin yapıldığını ama hep orada olduklarının altını çizdi.
Oysa Kama önemli bir konuya değinerek yapılan hizmete karşı, küfürle muamelenin çirkinliği üzerinden durmuştu.
Her üç konuşmacının da olumlu ve de olumsuz yanları vardı.
Üçünden birine “Sen haklısın” demek mümkün değildi.
Sakaryaspor’un kongreleri çiçek bahçesine dönerdi geçmişte…
Kutlama ve başarı telgraflarını okumak hayli zaman alırdı.
Tek bir çiçeği dahi olmayan kongreye renk katan bu üç konuşmacı da olmasaydı kongre, kongre olmaktan çıkıp “Dostlar alışverişte görsün” cinsinden bir toplantı olurdu.
Bu duygularla yürekleri yeşil siyah sevgi adına çarpan Yılmaz, Dizer ve Kama’ya Bizim Bahçe’den “Fesleğenler” gitsin istedik.
DEPREM VE ZAMAN
Her çeyrek asrı aşkın süre sonunda hasarlı, ölümlü ve üzüntüsü büyük depremlerle sarsılmak ilimiz ve bölgemizin kaderidir sanki…
17 Ağustos 1999 asrın afeti üzerinden yıllar geçip gitti.
Zamanın akışını durdurmak mümkün değil.
Her geçen gün, bir yeni depreme doğru götürüyor bizi…
Geçmişten ders alıp geleceği bina etmek için devletin ve belediyelerin yapılmasını istediği dayanıklı konutlara tepki değil, ilgi duymak kaçınılmaz olmalı.
Deprem yaşayacaksak, onun şartlarına uygun konutlar oluşturmak zorundayız.
Son olarak Büyükşehir Belediyesi’nin hasarlı binalarda oturan vatandaşlarını korumak adına başlattığı değişim ve dönüşüm projesini olumlu bulmamak mümkün değil...
Depremden kurtuluş yoksa buna karşı hazırlıklı olmak gerekir.
Bu da lafla olmaz, icraat ister.
Büyükşehir Belediyesi, TOKİ ile vardığı anlaşmayla harekete geçerek hasarlı binalardan sağlam konutlara taşımak istiyor vatandaşı…
Zaman giderek daralıyor.
Şimdi çekişmenin ve kavganın sırası değil.
Can ve mal kayıpları istemiyorsak eğer, akıllı hareket etmek zorundayız.
Deprem kuşağı üzerinde bulunan bir ilin sakinleri olarak, bundan kaçışımız ve kurtuluşumuz yok.
Aksi halde enkaz altından çok cansız bedenler çıkarmaya götürür bizi zaman…
Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’nun bu konudaki açıklamaları, dikkatle izlenmeli ve gereği yapılmalıdır.
Hasarlı binalardan kurtulmanın başka yolu ve yöntemi de yoktur sanırım.
Yeter ki ekonomik sıkıntıların doruğa tırmandığı günümüzde, insanımızı zorlamayacak şartlar sunulsun.
Bu duygularla, başlatılan çalışmanın hayırlı olması dileğiyle Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu’na Bizim Bahçe’den “Laleler” gönderelim istedik.