Gecenin ilerleyen saatlerinde şehrin hareketli caddelerinde, alınması için sokağa atılan çöp yığınlarından işe yarayanı ayıklayıp elle çekilir arabasına dolduran çocukların hali dikkatimi çeker çoğu zaman...
Yer yer gazetelere de haber olur "ekmeğini çöpten çıkaranlar" başlığı ile...
İşte böyle birine rastlamış yılların gazetecisi, siyasetçisi, iş adamı Ömer Yaşar, gecenin bir vaktinde Çark Caddesi'nde...
Şanlıurfa Siverekli'ymiş Hasan...
"Kaç para kazanıyorsun?" diye sormuş...
Günde 100-150 TL arası kazandığını söylemiş...
Soru bununla kalmamış...
Dizilivermiş tespih tanesi gibi peşpeşe...
Hasan'ı korkutmak istememiş, cevabını merak ettiği sosyal içerikli sorularla Ömer Yaşar, önce!
Bakmış cevaplar hayli şaşırtıcı...
Serde AK Parti karşıtlığı da var ya...
Devam etmiş sorulara!
"İşinden ve hayatından memnun musun?"
"Ağabey" demiş... "İşimden memnunum. Şimdi 200-250 metrekare bir yer bakıyorum depo olarak kullanmak için... Memleketten, çalışacak çocuk getirmek istiyorum. Böylece işi büyütüp kendi işimin patronu olacağım. Şimdi benim bir patronum var. Topladığım atık malzemeyi oraya götürüp teslim ediyor, paramı alıp bir sonraki güne hazırlanıyorum."
"Bu işi İstanbul'da yapsan daha çok kazanamaz mıydın?"
Cevap hayli ilginç:
"İstanbul bir alem. Her sokağı parsellenmiş. İzinsiz gir de atık malzeme topla, kafan gözün kırılır. Ama Sakarya öyle değil. Rahat bir şekilde çalışıp, toplayıp, götürüp satarak ekmeğimizi çıkarıyoruz."
Hasan, cadde ve sokaklarımıza işe yaramaz diye kaldırıp attığımız her şeye çöp gözüyle değil, nimet olarak bakıyor...
Onun için çöp; hava kadar lazım, ekmek kadar mübarek, su gibi aziz bir şey, yani nimet! Nimetten!
Bu anlayış içersinde inanarak ve de azimle çalışarak yoluna devam ederse Hasan, çok geçmez, hatıralarını okuduğumuz birçok varlıklı kişi gibi günün birinde, tabandan tavana çıkıverir bakarsınız...
Türkiye işte böyle "fırsatlar ülkesi"dir Hasan gibiler için... İnanmış bir kere, bu yolla kazanacağına... En önemlisi, yaptığı işten hiç gocunmuyor...
Final sorusuna gelmiş sıra:
"Peki hangi partiye oy verdin Hasan?"
"AK Parti'ye tabii ki. Bana kazandığım parayı sağlayan ortamı hazırlayan parti olduğu için..."
Bu cevap Ömer Yaşar'ın sigortasını attırmış...
Milli Görüş'ün unutulmaz lideri Rahmetli Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın şu sözü gelmiş, aklına:
"İnançlı insan, tekeden süt çıkarır..." Tıpkı Hasan gibi!...
Ömer Yaşar hiç beklemediği bir tablo ile karşı karşıya kalırken hayretini gizleyememiş...
Hasan'ı hararetli bir şekilde kutladıktan sonra "Meğerse, Hocam ne güzel söylemiş" deyip, çekip gitmiş...
İşte Siverekli Hasan bu sınıfa giren yağız bir Anadolu çocuğu...
Düşünüp taşınmış, Urfa'dan, Pala Remzi'nin ilinden kalkıp gelmiş, ekmeği için diyar-ı gurbete...
Rızkını şehrimizin sokaklarında arayıp bulmuş, sonunda...
Yaptığı, çoğumuzun hor baktığı bir iş...
Oysa bunun ne horlanacak, ne de utanılacak bir yanı var...
Kimbilir kaç asgari ücretli işçi ya da işsiz, Hasan'ı gecenin o saatinde çöp poşetlerini karıştırırken görüp de acımış, üzüntü duymuştur...
Evet... Siverekli Hasan ayda 3,5-4 bin TL kazanıyor...
Şimdi anlaşıldı mı, AK Parti sokaktaki iki kişiden birinin oy'unu niye alıyor...
Niye şikayetçi olmuyor halinden Hasan ve Hasan gibiler...
Dramatize haberlere konu olan gencin çöp yığınları arasındaki mücadelesi, kazancı ve mutluluğu, geleceğini aydınlatan bir projektör değilse! Söyler misiniz, nedir?
"Halinizden memnunsanız gidin oyunuzu AK Parti'ye verin" diyen CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile aynı dili kullanan diğer partilere "tekeden süt çıkaran" Siverekli Hasan'ın sözleri ve tercihi kapak olur mu dersiniz!