Türk siyaset dünyasının önemli yapı taşlarından, siyasi aktörlerinden biri daha, yalancı dünyaya konup göçenler kervanına katıldı…

27 Mayıs 1960 tarihi, siyasi hayatımızın en dramatik, en acılı ve dahi hüzünlü kırılma noktasıdır...

Böyle talihsiz dönemler hep, yeni yeni partilere açılır...

Rahmetli Ragıp Gümüşpala’nın başlattığı darbe sonrası, partileşme kapısının kilidini, bir devlet memuru olan İslamköylü Süleyman Demirel araladı...

Ve her darbe sonrası olduğu gibi, büyük çoğunlukla gelip başbakanlık kotluğuna oturdu...

Döneminde, ülkenin en önemli sorunu olan enerji konusuna el attı...

Barajlar yaptırdı, 1. Boğaz Köprüsü’nü gerçekleştirdi...

Sevabıyla, günahıyla Demirel, renkli bir lider olarak gelip geçti bu ülkeden…

Vefatını duyunca aklıma geldi, siyaset sahnesinde kendine has üslubuyla dile getirdiği sözleri yanında, elinden düşürmediği, meydanlarda kaptırmama mücadelesi verdiği o meşhur fötr şapkası…

Adalet Partisi ve Demirel denilince, şehrimizde her seçim döneminde adeta karargâh vazifesi gören, Karaağaçdibi’ndeki Niyazi’nin Kahvesi ve kıraathanenin girişine astığı, bizzat Demirel tarafından gönderilen fötr şapka gelir aklıma…

Daha sonra bir benzerini -siyasi görüşleri uyuşmasa da- yazdığı mektuplarla Demirel’in ilgisini çeken Sakarya’nın yaşayan en eski gazeteci, yazarı Abdullah Çelik’e gönderdi…

Çelik, halen bu içi imzalı Demirel fötrünü özenle saklar, zaman zaman da kullanır...

Demirel ile hayli hatıraları olan Abdullah Çelik ile Adapazarı Belediyesi’nin en eski meclis üyesi Özcan Toplan’ın üzüntüleri, sanırım çok daha fazla olmuştur...

Dünya kimseye kalmıyor…

İster padişah ol, ister sultan, ister devlet başkanı, isterse de başbakan…

Önemli olan geride güzel, anlamlı ve olumlu sözler ve eserler bırakıp gitmektir…

Her fani gibi, geride fırtınalarla geçen zorlu hizmet yılları bırakıp aramızdan ayrılan hoşgörü adamı 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e rahmet, kederli aile efradına sabır ve başsağlığı diliyoruz…