Aziz bir nimet olarak dillendirilir su, Cahit Sıtkı’nın “Vakitlerden bir Nisan akşamıdır…” diye başlayan, o unutulmaz dizelerinde…
Suya yatırım ve hizmet o derece önemli, bir o kadar da hayatidir.
SASKİ 4. isale hattıyla Sapanca Gölü suyunu devasa bir yatırım olan Hızırilyas Tepesi arıtma sisteminden geçirip şehre su vermeye hazırlanıyor.
Depoyu bugün 3. isale hattı besliyor…
Gerek isale hattı ve gerekse arıtma tesisi şehrimiz adına bir büyük nimet…
Her yağmur yağışında oluşan toprak kayması ile kopan birinci, ikinci isale hatları nedeniyle suya ihtiyaç duyulan kritik anlarda, su kesintisi olmayacak bundan sonra…
Bilinir ki, 4. isale hattı öncekilerin aksına çelik borularla döşenmiş, güçlü bir hat olacak.
SASKİ’nin bu konudaki gayreti ileri düzeyde…
Çalışma dört bir koldan yürütülüyor…
Hızırilyas Tepesi Arıtma Tesisi, şehrin su dağıtım merkezi olacak.
Bundan Akyazı, Hendek, Kaynarca gibi ilçeler de istifade edecek.
Akçay ve Ballıkaya baraj suları da burada arıtmadan geçip il genelinde ihtiyaç duyulan yerlere servis edilecek.
Tamamı çelik borulardan oluşan 4. isale hattı ve diğer tesislerden gelen su ile ilin su sorunu bir anlamda kökünden halledilmiş olacak.
Hattın tamamlanması için çalışmalar sürüyor...
Tünel dahil tüm hattın en geç yıl sonunda devreye girmesi planlanıyor.
Öte yandan deneme üretimi devam eden HES’te sistem randımanlı bir şekilde çalışıyor.
Bugüne kadar 850 bin kilowatsaat enerji üretildi.
Bundan böyle Sakarya Nehri suyu boşa akmayacak.
Su hem hayat verecek, hem de enerji…
SASKİ işte böyle yoğun bir çalışma ortamında, havaların alabildiğine ısındığı, sadece insanların değil, dağın taşın, kurdun kuzunun, böceğin çiçeğin, ağacın çimenin suya olan ihtiyacını da karşılayacak bir zenginliğe doğru yol aldı gidiyor.
Bu konuda son derece azimli, karalı, sorumlu bir kurum olarak SASKİ, Bizim Bahçe’den iri bir demet “Orkideyi” hak ediyor…
ATABEK’E DÜŞMANLIK NEDEN?
Her partide olduğu gibi, AK Parti’nin de bir atom karıncası var kadınlar cephesinde…
Öylesine yoğun bir çalışma temposu sergiledi ki, il kadın kolları başkanı iken, Başbakan’ın da gözünden kaçmadı bu durum…
Sonunda ona yakışır bir görev düştü, partinin A takımında…
Böylece bir ayağı Ankara’da, bir diğeri şehrimizde koşturup duruyor Çiğdem Erdoğan Atabek…
Sosyal Gelişim Merkezi başta olmak üzere birçok projede hayati roller üstlenen Atabek’e karşı, son günlerde parti içi ve dışından başlatılan bir linç kampanyası olduğu söylenir…
Hani derler ya, meyve veren ağaç taşlanır…
Atabek’e yapılanlar da bundan farklı bir şey değil…
Ama o kervanı yürütüyor, bakmayıp geriye…
Başkaları için büyük olsa da Atabek, kendisi için ufak sayılan parti içi sorunları dert etmiyor.
O yoluna bildiği doğrultuda devam ediyor, aldırış etmeden kimseye…
“Önemli olan ilime ve partime hizmettir. Gerisi benim için teferruat. Bilirim ki ufak hesapların peşinde koşanlar hep kaybetmiştir. MKYK Üyesi olarak Ankara’da bir şey öğrendim. O da büyük düşünmek ve büyük hareket etmek. Sanılmasın ki, perde arkasında tezgah kuranların kim olduğu bilinmiyor. ”
Kolay lokma olmadığı her halinden belli olan MKYK Üyesi, partinin nazar boncuğu Çiğdem Erdoğan Atabek’e Ankara çok şey kazandırmış anlaşılan…
Memlekete ve ilimize hizmet yolunda O’na, kolaylıklar dileğiyle Bizim Bahçe’den “Laleler” gönderiyoruz...
İBRAHİM KAHYAOĞLU TOPRAĞA VERİLDİ
Abdullah ve Ferruh Çakarel’den sonra gelen birkaç radyo tamircisinden biriydi, İbrahim Kahyaoğlu 1950, 60 ve 70’li yıllarda…
Bir oğlu yanında kaldı mesleği devam ettirdi, diğer oğlu okudu doktor oldu…
Osman Kahyaoğlu’nun babası, Film Yönetmeni Aybars Kahyaoğlu’nun dedesi İbrahim Kahyaoğlu da, duyduk ki yalancı dünyaya konup göçenler kervanına katılmış.
Uzun zamandır ortalarda görünmez olmuştu…
Demek ki bir sıkıntısı varmış…
Yüce Mevla’dan ona rahmet, geride kalan kederli ailesine acılarını paylaşır sabırlar diliyoruz.
