Bosna Hersekliler Kültür ve Dayanışma Derneği’nce, 20. kuruluş yıldönümü nedeniyle Elmas Garden Inn Otel’de düzenlenen anlamlı gecenin yankıları sürüyor.
Yeryüzünde zulme uğrayan Müslüman ülke halklarının dertlerini dert edinen duyarlı insanların bu tür organizasyonlara katılışı, bakış açısı ve desteği farklı oluyor zaman zaman...
Elmas Otel’deki etkinliğe isteyip de katılamayan dostların bazıları aradı, dün köşeme aldığım Sakarya’da Bosna’yı Yaşamak” başlıklı yazımız nedeniyle…
Diyorlar ki, “Biz Bosna’da kan akarken üzerimize düşen maddi-manevi her yüke omuz verdik ama Bosna Hükümeti’nin Filistin’in Birleşmiş Milletler Konseyi’nde oylamasında ‘Çekimser’ oy kullanmasını bir türlü içimize sindiremiyoruz. O nedenle gönlümüz kırık…”
İlk planda haklı bir tepki izlenimi veren tutumun altında yatan nedenleri bilmesek, bizim de aynı doğrultuda düşünmemiz kaçınılmaz olurdu elbette…
Ama ne var ki gelişmeler o doğrultuda değil.
Zira ipin ucu onların elinde…
Bosna Hersek Devleti, üçlü başkanlık konseyince yönetiliyor.
Bir Bosnalı, bir Sırp ve bir de Hırvat üyeden ibaret konseyde kararlar oy çokluğuyla alınıyor.
Ancak dış politika konusunda anayasalarının amir hükmü gereği, kararlar oy birliğiyle alınmak zorunda…
Filistin’in Birleşmiş Milletler’e üye olmayan gözlemci devlet statüsüne alınması için yapılan oylama, Bosna Temsilcisi Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç’in oğlu Bakir İzzetbegoviç’in lehte oy kullanmasına karşın, Sırp üye Neboyşa Radmanoviç ile Hırvat Üye Jelyko Komşiç aleyhte oy kullanınca, karar ikiye bir şeklinde “Çekimsere” dönüşmüştü.
Yani Bosna’nın “Evet” demesi, kararı “Çekimsere” çevirmeye yetti ancak…
O nedenle çıkıp “Bosna Hersek bunu nasıl yapar?” şeklindeki sitem, feryat ve figanlarla bu mazlum topluluğu suçlamanın bir anlamı yok.
Evlad-ı Fatihan’daki İslam temsilcisi Bosna Herkes ve işgal altındaki Filistin özgürlüklerine tam olarak kavuşmadıktan gayri bu tür kafa karışıklıkları devam edeceğe benziyor.