Sakarya kültür, sanat açısından fakir görünümlü iller arasında yer alır...
Bu doğrultuda değere layık görülen tanınmış edebiyatçı, müzisyen, heykeltraş, siyasetçi, sporcu, sanayici sayısı sayılacak kadar azdır...
Olanları da değerlenmede zorlanırız, ne yazık ki...
Geçenlerde hastalanıp mikrofondan uzaklaşan ilimizdeki en uzun soluklu ses sanatçısı Zeki Gündüz'den söz ederken aklıma gelmişti, geçtiğimiz yıl TRT'nin belgeselini çektiği tasavvuf musikimizin ustalarından Nejat Tezcan...
Kendisi uzun süre gazetecilik de yaptı...
Rahmetli Necip Güllü'nün "Son Dakika"sında başladığı gazetecilik mesleğine, Bakırcılariçi'nde kapı komşumuz Rahmetli Niyazi Ünal'ın "Son Haber"inde devam etmişti...
Hanımı da "hat" sanatına gönül vermiş, birbirinden ilginç eserlerin sahibi Mualla Tezcan'dır...
Tezcanlar, sanata gönül vermiş Adapazarlılar olarak il dışında itibar gören, sevilen, saygı duyulan bir Aile olma özelliğini sürdürüyorlar...
Sakarya'nın "musikideki hafızası" sayılacak bir derinliğe sahipken, kapılarını çalan olmayışı üzücü değil midir?
İlimizde musikiyle uğraşanların yarınlarına ışık tutacak bilgi ve birikime sahipler...
Nejat Tezcan, 1950'li yıllarda Perihan Altındağ, Hamiyet Yüceses, Hacer Buluş gibi pek çok ünlü sanatçının ilk sınav yerinin Çark Mesiresi olduğunu söyler...
Bunu da "Sinemacı Hüseyin Erman, Edip Gürsakarya (Kör), Nakliyatçı Konyalı Mehmet ve Çark'ın işletmecisi İmren Salih'in oluşturduğu Sakarya jürisinden geçer not alamayan hiçbir sesin radyo sanatçısı olması mümkün değil" diyen ünlü bestekar müzisyen Kadri Şençalar'a dayandırır...
"Ritm-68 Orkestrası"nın trompetçisi Taner Olcayto'nun (Kara) Babası İsmail Safa Olcayto en eski udi olarak tanınır ve enstrümanını da kendisi yapardı...
Sakarya musikisindeki yeri tartışılmazdı, döneminde...
Ona, "Güzel sanatların her dalına ilgi duyan, ihtisas sahibi bir baba müzisyen" denilirdi...
Bunu bilen kaç kişi yaşıyor bu şehirde?
Ünlü bestekar Bi'men Şen'in talebesi hanende bestekar Agopos Alyanak ile "Hastayım, yaşıyorum, görünmez hayal ile" adlı hicaz şarkının bestekarı Udi Hrant'ın da Adapazarı kökenli olduğu kimin aklına gelir...
Hele yakın zamana damgasını vuran udi bestekar Coşkun Erdem'in Adapazarı Musiki Cemiyeti'nde icra-i sanat eylediği, o duygu dolu yılları bu dönemde hatırlayan var mı?
Babası üstad müzisyen Mustafa Erdem'in mutfağında pişen Coşkun Erdem'in eşlik ettiği güzel seslerden Şerafettin Hergünvar ve Kaya Kayabaşı gibi renkli ses sanatçılar ile Zeki Gündüz'e yol veren geçiş taksimleri unutulur mu hiç...
Bütün bu bilgiler Nejat Tezcan'ın şırıl şırıl akıp giden yürek pınarında çağlıyor...
Dinleyince; o güzel, o berrak gecelere renk katan seslerin şakıması gelir, oturur hatıra bahçemize, yıllar öncesinden...
Bugüne kadar 12 konser vermiş örnek bir koro şefi olarak Nejat Tezcan...
Bugün, Sapanca'da inzivaya çekilip, asude bir yaşamı tercih ediyor...
Ancak, musiki zenginliği içersinde gönül sohbetlerine de ara vermeden devam ediyor...
Yerel planda musikinin Sakarya'daki "hafızası" sayılacak bu güzel insanın dağarcığı daha böylesine nice zenginliklere açılıyor...
Bütün bunları yerinde öğrenip belgelemek varken canlı canlı, belgeselini çekip giden TRT'de yayınlanmasını mı beklemeliyiz?
Ona ulaşmak hiç de zor değil...
Kıymetini bilelim yaşarken...
Bir kimsenin değerini anlamak için yoksa ölmesi mi gerekir?