Muhteşem Yüzyıl adı altında yayınlanan kepazelikte son 10 yılda dışa açılmanın getirdiği olumlu havayı,”Osmanlı özlemi” olarak yorumlayıp savaş baltalarını çıkararak aşağılamaya kalkan iç ve dış mihrakların tezgahladığı senaryolar, en sonunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da tepesini attırdı.
Bu sinsi oyunu “Nihayet bir senaryodur, bundan ne çıkar” şeklinde yorumlayıp devamından yana tavır koyanlara hayret etmemek mümkün değil.
Osmanlı, bugünkü gibi elde tüfek göçmen kuşları avlayan zihniyetin yanında bırakın öldürmeyi, yoğun olarak geldikleri bölgelerde hastalanan kuşlar için tedavi merkezi kurarak sağlık ve hayatlarını garanti altına alırdı…
Onun içindir, Batılı ünlü müsteşrik Bernard Show’un Osmanlı’yı “Tarihin kaydettiği en büyük medeniyet” olarak tanımlayışı…
İşte böyle bir ecdadın günümüze uzanan nesilleri olarak, nasıl olur da gazete köşelerine çöreklenmiş bazı yazar-çizer takımının iyi niyet taşımayan yorumlarına aldanırız…
İşin iç yüzünü olanca çıplaklığıyla gündeme taşıyan ünlü tarihçilere rağmen…
Geçen hafta CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç’un, göçmen kuşları topluca katleden sözde avcılardan yola çıkarak TBMM’de soru önergesi vermesi son derece yerinde oldu.
Bırakın insanı, kuşlara dahi böylesine değer veren bir medeniyeti, sırf kadınların entrikalarıyla geçip giden bir yaşam tarzı olarak gündeme getirmek ne derece doğrudur…
Bir zamanlar Arap alemine “Türkler bunca yıl sizi sömürdü, esir etti, aşağıladı”, Türkler’e ise “Şu Araplar yok mu nankör insanlar, yıllarca besleyip huzur içinde yaşattınız. Onlar ise sizi arkadan vurdu” diye yaklaşanlar, son 10 yıl içerisinde tabuların yıkılmasıyla ortaya çıkan kardeşlik havasını baltalamak amacıyla, bu defa sanat adı altında farklı bir yol ve yöntem izliyor…
İşte Muhteşem Yüzyıl’ın Arapça’ya çevrilip acele Arap dünyasına servis edilmesinin altında yatan sır bundan ibarettir…
Batı toplumu Türkiye’nin son yıllardaki dışa açılımını böyle yorumluyor.
İçeride ve dışarıdaki ajanları vasıtasıyla suyu başından kesmek istiyor.
Bu oyuna gelmemek lazım…
Ne Arap alemi eski Arap, ne de Türkiye eski Türkiye’dir.
Ok yaydan fırladı, Suriye’de akan kanda boğulacak sinyalleri gelen gaddar Baas rejimi ve Esed zulmünün sonu yakın…
Filistin’e yaklaşımın yönü değişti.
Onlar istese de istemese de bir şeyler oluyor kendiliğinden, Ortadoğu’da ve Arap aleminde…
Arap Baharı bütün bunların müjdecisi olsa gerek…
Herkesin mutlaka bir planı var.
Bunca yıl zulüm altında inim inim inleyen mazlum ve işgal edilmiş toprakların sahibi Arap aleminin gözü de kulağı da gönlü de ülkemize çevrili…
“Gölge etmesinler, başka ihsan istemez” deyip yola devam eden ülkemize ve yöneticilerine, bu yorucu ve zorlu maratonda kolaylıklar ve başarılar dileğiyle, “Orkideler” gönderelim istedik.