Bazı insanlar omuzlarındaki yükü taşımaktan yorgun,

Kimileri de kalplerindeki sevda yükünü taşımaktan yorgun düşüyor.

Sizce terazide hangisi ağır basar? Herkes kendi derdine göre cevap verecektir elbette.

Ben cevabımı yazımızın sonunda vereceğim.

Yıllanmış sevdalar vardır değerli okurlarım. Seneler geçtikçe en derine iner.

Onunla görüşmeseniz bile o, hep kalbinizin bir köşesinde durmaktadır.

Adeta kalbinize imza atmıştır. Yıllar geçse bile kalpten silinmez izi.

Bu hem karşılığı olmayan bir sevda, (sevda diyorum, aşk kelimesini sevmiyorum.

“Aşkım” cümlesini, âşık olan da olmayan da söylüyor birbirlerine çünkü.

Ama sevda kelimesi kendi içinde ağırdır. O yüzden “sevda”yı kimse ne ağzına alabilir ne de yürekler taşıyabilir gerçekten sevenler dışında.

Gerçekten, samimi duygularla sevenler sabırla taşır yüreklerinde sevdasını, can yangını arasında.

Bir de bedenlerinde engel, yüreklerinde sevda olan insanlarımız var.

Onlar bilir sevginin en acısını. Çünkü onlar sevdiği adamın ailesi tarafından kâh istenmezler.

Kâh sever, karşılığı olmaz.

Ama yüreklerindeki sevda, bütün bu engellere rağmen susmaz.

Belki söyleyemezler içlerinden geçenleri, belki sevdiklerine hiçbir zaman kavuşamazlar. Yine de kalplerinde taşıdıkları o duygu, yıllar geçse de eksilmez.

Çünkü bazı sevdalar kavuşmakla ölçülmez.

Bazen insan, sevdiğinin yanında olmadan da onu yıllarca yüreğinde taşıyabilir. Her gece aynı özlemle uyur, her sabah aynı sevdayla uyanır.

İşte böyle bir sevdanın yükü, omuzlarda taşınan bir yükten çok daha farklıdır. Omuzdaki yükü bir yere bırakabilirsiniz. Ama kalbinize yerleşen bir sevdayı nereye bırakacaksınız?

Belki zaman geçer, hayat devam eder, insanlar değişir. Fakat bazı duygular insanın içinde yaşamaya devam eder. Çünkü yürek, kendisine yazılan bazı isimleri kolay kolay silemez.

Hele ki o sevda yıllanmışsa…

Bir insan, yıllar boyunca aynı kişiyi kalbinde taşıyorsa, sizce bu sadece gelip geçici bir duygu mudur?

Bence asıl mesele tam da burada başlıyor.

Sevdanın karşılık bulup bulmamasından önce, insanın o duyguyu ne kadar samimi taşıdığı önemlidir. Çünkü gerçek sevda bazen kavuşmayı değil, sabretmeyi öğretir.

Ve şimdi yazının başında sorduğum soruya dönelim:

Sizce terazide hangisi ağır basar? Omuzlardaki yük mü, kalpteki sevda yükü mü?

Benim cevabım şu:

Omuzdaki yük bedenimizi yorar, zamanla bırakılır, dinlenilir ve yeniden güç toplanır.

Ama kalpteki sevda yükü insanın içine işler. Her hatırlayışta yeniden ağırlaşır, her özlemde biraz daha kendini hissettirir.

Bu yüzden bana göre kalpteki sevda yükü daha ağırdır.

Çünkü onu taşıyan insan, çoğu zaman kimseye göstermeden taşır.

Ve belki de en ağır yük, kimsenin görmediği ama insanın bir ömür boyunca yüreğinde taşıdığı sevda yüküdür.

Rukiye Türeyen
ENGELSİZ DİZELER

KAYNAK: YENİ SAKARYA GAZETESİ