Ülkemizde dikkati çeken ve yıllardır süre gelen bir direniş var, şehrimizde de devam eden…
Sakarya Adalet Girişimi Başörtüsü Platformu 406 haftadır direnişini sürdüren toplantılarla beklentilerini gündeme taşımaya devam ediyor.
“İnancımızdan ve kimliğimizden vazgeçmeyiz” diyerek çıktıkları uzun, ince ve zorlu yolda geçici değil, kesin çözüm isteyerek, taleplerini açık ve net bir şekilde ifade ediyorlar…
Onlar, karınca misali de olsa yürüdükleri yolda mutlaka hedeflerine varacak bir inanç ile kırmadan, dökmeden, kimseye küfür etmeden, hiçbir kaba kuvvete meydan vermeden yollarına devam ediyor.
Bu doğrultudaki “kararlı tutumları” en etkili silahları oluyor.
Israrla ve her cumartesi günü taleplerini dile getiren eylemleri ile Adalet Girişimi Platformu, Ferhat misali dağları delmeye devam ediyor.
Onlar inandıkları bir dava adına veriyorlar mücadeleyi, kimsenin yönlendirmesiyle değil…
İsimlerinden de anlaşılacağı gibi, “adalet” hareketlerinin temelini oluşturuyor.
Sanırım hazırlanan yeni anayasa ile onların haklı talepleri amacına ulaşacaktır.
Sakarya Adalet Girişimi sabırla yola devam ederken, öte yandan Taksim Gezi Parkı ile başlayan ve amacı dışına çıkarak farklı bir yol ve yöntem izleyen direnişçilerin, önüne gelen ne varsa yakıp yıkmasını hoş görmek mümkün mü…
Böyle yapmakla hak elde edeceğini sanan eylemcilerin direnişi ile Sakarya Adalet Girişimi’nin eylemleri arasında hiçbir benzerlik yok…
Güvenlik güçlerini taş yağmuruna tutan, her şeyi yakıp yıkan ve ülkenin bütçesine inanılmaz yükler getirenlerin direnişi endişe ile izleniyor.
Zaman hangi direnişin karlı çıkacağını gösterecektir hiç kuşkusuz…
Yeter ki hükümet 10 yılı aşkın sürede biriktirdiği koca süt güğümünü tekmeleyip devirmesin…
Her hafta izlemeye özen gösterdiğimiz Sakarya Adalet Girişimi’ne, arzularının gerçekleşmesi adına Bizim Bahçe’den “Orkideler”, önce masum bir taleple başlayıp destek bulan ancak daha sonra gerçek maksatları su yüzüne çıkıp farklı duygulara yelken açan ve teröre dönüşen ayaklanmanın kahramanlarına (!) ise “iri dikenli kaktüsler” gönderiyoruz…
YUSUF ÇINAL’A DÜŞEN GÖREV
Gazetemizin mazisinde önemli bir yeri vardır Yusuf Çınal’ın…
Gazetecilik mesleği için öğretmenlikten ayrıldı…
Öylesine severek yapar görevini…
Yıllarca Yeni Sakarya yazı ailesi içerisinde görev yaptı…
Daha sonra Brüksel’e gitti…
Orada da aynı başarıyı elde ederek geniş bir muhit edindi…
Uzun süre ayrı kaldığı Yeni Sakarya’ya haftalık yorumları ile dönüş yaptı.
Her Pazar günü yaptığı ilginç yorumları ile dikkati çekiyor.
Önceki gün “Gezi Parkı şifreleri” başlığı taşıyan yorumunda yine ilginç konulara yer vermiş…
Avrupa medyası olayları oluş sebepleri ile değil, olmasını arzu ettikleri biçimde değerlendirip, ülkemizi ulusal arenada küçük düşürecek yayınlar yapıyor.
Böyle olmadığını gösterir tepkiler giderken Avrupa’ya, orada yaşayan Türk gazetecileri gibi Yusuf Çınal’a da büyük görevler düşüyor.
Yansız ve doğru yorumları ile Avrupalı meslektaşlarına ülkede yaşananları en düzgün şekilde anlatmak, gurbette bir Türk gazeteci olarak Yusuf Çınal’ın boynunun borcudur.
Zira dün olduğu gibi bugün de farklı bir sistemle dört bir koldan başlatılan bir Haçlı saldırısı ile karşı karşıya ülkemiz…
Bu büyük fitneyi ortadan kaldırmak için herkesten, taşın altına elini koyması beklenir…
O nedenle dışarıda ve siyasal düşüncelerle değil, ülke yararına bir yol ve yöntem izlenmesinin zamanıdır.
Sanırım Yusuf Hoca da olayları böyle yorumlar ve değerlendirir…
Ona bu doğrultuda, başarılı bir yol izlemesi dileğiyle Bizim Bahçe’den “menekşeler” gönderelim istedik.
YAŞ GÜNÜMÜZ…
Adapazarı’nın Kocaeli’nden ayrılıp “Sakarya” adını alma tarihi ile gazetemizin kuruluşu aynı yıla rastlar…
Gazete olarak yaş günümüzü farklı ve sadece Yeni Sakarya’ya ait özellikle, sade bir şekilde kutlamayı gelenek hale getirdik.
60. yıldaki tavrımız da böyle…
Okuyucuya “bugün benim yaş günüm, ilan ver ve kutla” demeyi içimize sindiremediğimiz gibi, doğru da bulmuyoruz…
Buna rağmen kuruluş yıldönümümüzü kutlayan değerli okuyucularımız olmuyor değil.
Onların gösterdiği duyarlılığa da teşekkür etmeden geçemeyiz elbette...
60. yılın getirdiği huzur içerisinde, Yeni Sakarya’ya gösterdikleri ilgi nedeniyle tüm okuyucularımıza ve dostlarımıza, Bizim Bahçe’den “orkideler” göndermeyi borç biliriz…
SAKARYASPOR İLE OYUN OLMAZ
Yeşil siyahlı dünyada başkan adayının belli olmasından sonraki gelişmeler iç açıcı olmaktan çıktı…
Bu durum, hayli üzücü sonuçlara yol açacak gibi görünüyor…
Selahattin Aydın’ın başlattığı diyalog çalışmalarında her şey tabii mecrasında ilerlerken, mevcut başkanla yapılan görüşmeler gelecek adına endişelerin oluşmasına yol açtı.
Taraftarlar bu saatten sonra Sakaryaspor’u rahat bırakmaz ve güçlü bir yönetimin işbaşına gelmesine imkan tanımazsa eğer, kulüple birlikte kendi kuyusunu da kazmış olur.
Sakaryaspor gibi, hangi grupta olursa olsun, hala bir büyük marka değerine sahip kulüp için bundan büyük üzüntü kaynağı oluşturulamaz.
O nedenle diyoruz ki iyi niyetle, takımı sahiplenmek adına yola koyulmuş bir güçlü yönetim kurulu aday kadrosu oluşmuşken, ona destek vermek, güven duymak gibi bir misyon üstlenmesi gereken taraftarların; aksine adayları kaçırıcı bir yol izlemesini doğru bulmak mümkün değil.
Yol yakınken bu konu iyice düşünülmeli ve Selahattin Aydın ile arkadaşlarının önü açılmalıdır.
Herkes üzerine düşeni yaparsa kurtulur yeşil siyahlı kulüp ancak…
Aksi halde her ne olursa olsun, kaybeden taraftarlar ve kulüp olacaktır.
Koca bir profesyonel kulübü yönetmek hiç de kolay değil.
Evdeki pazar her zaman çarşıya uymayabilir.
Hesaplar iyi yapılmalı ve sağlam bir yönetim oluşması için gayret gösterilmeli…
Burada en büyük görev taraftarlara düşer deyip, bu doğrultuda iyi niyet sahibi herkese “Papatyalar” gönderelim istedik.