Haber ve röportajlara dair, gazetemize okuyucularımız tarafından yorumlar yapılır…
Bunların hepsi süzgeçten geçirilir…
Okumayıp çöpe attığımız olmaz asla…
Çoğuna yer veremesek de önemli olanlarını gündeme taşımak bizim için ve şehrimiz için son derece yararlı olur…
İşte o türden bir serzeniş var, bugün bahçeye yansıyan…
Deniliyor ki, “Trenimiz Gar’a, merkeze kadar gelmeli.”
Ve şöyle devam ediyor,
“Trenimiz durduğundan beri, Kocaeli'nden hatta Sapanca'dan İstanbul'a kadarki yerleşimlere gitmek çile oldu. Meğer ne büyük nimetmiş, merkezden Gar'dan binip 30 durak ile 30 yerleşim birimine tren ile gitmek. Ev konforunda ve şehrin içinde, ayağının dibinde. Korna sesini, ray sesini, şehre Gar'a bir kahraman edasıyla girişini, ayrılık hüznüyle gidişini çok ama çok özledik. Trenimiz asla ve kata Arifiye'ye ötelenmesin. Dünyanın her yerinde, şehrin merkezindedir. Neden iki bilet, iki aktarma ile gidelim. Merkezden binme konforu varken, neden şehrin en dışından binelim. Neden garı ıssız bırakalım. Neden trenin merkeze kadar gelme konforunu, canlılığını, hareketini, neşesini, güzelliğini, süsünü yaşamayalım. Adaray yine çalışsın. O terminal ağırlıklı olacak zaten. Tren ise saat başı kalkmalı ve son kalkış 23 olmalı. Sakarya’da herkes trenin merkeze kadar gelmesi için uğraşmalı. Tüm basınımız, köşe yazarlarımız, S.T. cemiyetlerimiz, partilerimiz, kurumlarımız trene sahip çıkmalı, merkez Gardan kalkması sağlanmalıdır. Hazır tren çalışmazken, 2. ray da döşenmeli, Adaray ile paralel çalışmalı, ikisi de olmalı, asla birbirinin yerine ikame edilmemelidir. Tren bizim İstanbul’a köprümüz, dünyaya uzanan elimizdir. Onu merkez Gar’a kadar bekliyor, özlüyoruz, istiyoruz, tekrar başlayacağı günleri iple çekiyoruz. Bundan asla vazgeçmeyiz. B.Şehir belediyemiz sakın aksi bir yola başvurmasın. Büyük hata yapar, şehri de kendini de bitirir. Hiç kimse bizi, şehrin merkezinde asırdan beri hizmet veren trenden geriye götüremez.”
Mert Eray’ın düşünceleri bu doğrultuda…
Bu haklı talebi, Kent Meydanı’nda imzaya açsak, kaç kişi imza atmaz acaba!
Bir diğer okuyucumuz Nihat Şen ise konuyu gündeme getirmekle “Çok büyük hayır işlemiş olacağımızın” altını çiziyor...
Hazır böyle bir sevap gelip kapıya dayanmışken, bunu görmezden gelmek yakışır mı bize…