Günah İslam’ın yasakladığı, hakkında mekruh ve haram hükmünü verdiği, dünyevi ve uhrevi cezaların olduğunu hükmettiği davranışların bütününe verilen isimdir. Günahın hükmünü inkar ve alaya almakta din açısından tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Günahın meşruiyetini mümin şahsiyet asla savunamaz. Bazı günahlara ne zaman izin verilir denirse, zaruret anında hükmün geçici olarak mubah olduğunu biliyoruz. Bu hüküm tüm günahlar için değildir. “Zaruretler memnu olan şeyleri mubah kılar” genel hukuk kuralı ile ifade edilen mubahlık (Mecelle, md. 21) zarurete bağlı tehlikenin sona ermesiyle birlikte kalkar, haramlık ve yasaklık geri döner. “Bir özür için câiz olan şey o özrün zevâliyle bâtıl olur” kuralı (Mecelle, md. 23) bunu ifade eder.

Günahın kadın ve erkek için aynı hükme tabi olduğunu fakat cinsler itibarıyla bazı farklılıkları da vardır. Mesela mahremiyet konusu her iki cins içinde aynıdır fakat günümüzde bazı Müslüman erkekler kadınlarla halvet yaparken eşlerinin ve kızlarının aynı ortamda olmasına izin vermiyorlar. Hâlbuki iki cins içinde hüküm aynıdır. Kıskançlığımız tek taraflı olarak devam etmektedir.

Tarih boyu olmakla beraber günümüzde bazı mesleklerin maalesef günah davranışlara kapı aralayıp, meşru gösterdiğine şahit olmaktayız. Tiyatro, film artistliği, spor, eğlence, dans vs birçok alanda mahremiyet ve günah sınırları çiğnenmiştir.

Manidar bir örnek. Mahmut Tuncer katıldığı programda Zonguldak’la ilgili anısını şu şekilde anlattı; “Bugün beni vuracaklardı. Bu olay Zonguldak’ta oldu. Gece program bitti üç müydü dört müydü kalktım sabah deniz kenarına indim. Orada bir restoran vardı. Çorba var mı dedim. Var dedi. Bana çorbayı getirdi. Şakanın kaldırmayacağı yerler de var. Ben onu hiç hesaba kaymadım. Dedi ki ben seni bir yerden tanıyacağım ama. Bende size çok geldim dedim. Nasıl dedi. Ben size çok geldim hatırlaman lazım dedim. Hanımın akrabası mısın diye sordu. Dedim ya boş ver.  Dedi neyi boş ver nasıl bize geldin. Evimiz nerede dedi. Zonguldak evleri yukarıda ya bizde aşağıdayız. Dedim eviniz yukarıda değil mi? Evet dedi.  Gördün mü dedim. Ne zaman geldin dedi. Dedim her zaman geldim, Gece geldim, gündüz geldim. Sen varken geldim, sen yokken geldim. Adamın yüzü kızarmaya başladı. Kafası başka yere gidiyor. Sen nasıl bize geldin dedi. Ben de söylersem çorba parası vermem dedim. Dedim sonra ben sanatçı Mahmut Tuncer. Televizyonda kaç sefer size geldim dedim. Yahu öyle söylesene dedi.

Evet, “Evinize gece ve gündüz sen varken geldim, sen yokken geldim” evinize cümlesi düşünülmeye değerdir. Evimize kimler geliyor ve bizim evimizi nasıl kullanıyorlar, kimlerle görüşüyor, neyi teşvik ediyor, yanlışı nasıl güzel gösteriyorlar gibi onlarca soru sormak mümkündür. Günahların çeşitleri ve şubeleri vardır. Hepsi de birbirine dost olarak büyük günaha ve oradan da inkara kadar götürmek isterler.

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Âdemoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. O buna mutlaka erişir.

  • Gözlerin zinası bakmak,
  • Kulakların zinası dinlemek,
  • Dilin zinası konuşmak,
  • Elin zinası tutmak,
  • Ayakların zinası yürümektir.
  • Kalbe gelince o, arzu eder, ister.
  • Üreme organı ise, bunu ya gerçekleştirir, ya da boşa çıkarır."

Evet, günahları çeşitli isimlerle ve davranışlarla meşru görmek, günaha kisve giydirmek veya onu örtmektir. Hepimizin bildiği misalleri yazmak istemiyorum ancak çeşitli günahlara farklı meslekler sebebiyle mazur ve maruf görmemiz mümkün değildir. Bu yazdıklarım özelde Müslüman olanlar içindir, genelde ise insanlığın akıbeti içindir.