Dün gazetemizin manşetinde ilginç bir haber yer aldı.
Sayıları git gide azalan ve tarihi özelliklere sahip ahşap eski yapılardan biriydi, Ulus Caddesi’ndeki iki katlı bina…
Alnına “Satılık” levhası yazılmış, belli ki bina sahipleri bu güzelim binayı gözden çıkarmış...
Nasıl ki Çark Caddesi’nde bir kör kibrite kurban giden Cevatbey Konağı bir gecede yandı, bitti, kül oldu…
İstedik ki şehrin belirli yerlerine yayılmış böyle birkaç bina da ölüme terk edilmesin...
Bakımı, onarımı yapılsın ve bütün ihtişamıyla ayakta kalsın…
Bu haliyle ve görüntüsüyle satılırsa, bu tür yapılara sahip olmayı, onarıp içinde oturmayı zevk edinen, kıymet bilen birine gitsin ki korunsun, kollansın, yaşasın, yaşanılsın…
İlimiz ve şehrimiz bu tür görkemli, eski ve örnek yapıları yönüyle hayli fakir…
Hiç olmazsa mevcutların değeri bilinsin…
Satılırsa şayet, sahibi mağdur edilmesin; ücreti ona göre ödensin...
Çoktandır satmak istiyor binayı sahipleri…
Ona hakiki değerini verip sahip olacak insanı bulmak gerekir…
İstiyoruz ki böyle değerli binalar Vilayet, belediye ve sivil toplum örgütleri tarafından hakkı verilerek satın alınsın, bakımı yapılsın, halka açılsın; müze olarak, sanat galerisi olarak ziyaret edilen yerler haline dönüştürülsün…
Bu da ancak kamu kurumları ya da kamu görevi yapan kurumlarca gerçekleştirilebilir...
Gazetemizdeki haber binaya olan ilgili ziyadeleştirecektir, sanırım…
Haber binanın yok pahasına elden çıkarılması yerine, değerlendirilmesini ve gerçek değerini bulması açısından faydalı olacaktır.
Amacımız böyle güzel ve özel yapıları tarihi eser hükmünde olmasa da ederi karşılığında şehre kazandırmaktır.
“Burası tarihi eserdir, el konulsun” demiyoruz ki, konutun sahipleri üzülsün…