Referandum günü yaklaşırken adım adım “Evet-Hayır” cephesinde oynanıyor son kozlar…
Doğru olsun olmasın düşünmeksizin işin sonunu, her gün bir yeni ve asılsız haber servis ediliyor gündeme…
Böyle ortamlarda hakikate hangi cephe yakın, “kazanan” olur genellikle…
-Tek adam suçlaması tutmadı,
-Fesih yetkisi iddiasını sürdüler ortaya,
-Gençlerin seçilme yaşına taktılar kafayı…
-“Meclis’in denetim görevi var, milletvekilleri ondan olunca ne hükmü var bunun” görüşü çıktı ortaya…
Oysa ki yönetimde çift başlılık kalkıyor, dolayısıyla istikrar sağlanıyor...
Cumhurbaşkanı mevcut anayasada sınırsız yetkiye sahip, tek şartın dışında hiçbir sorumluluğu yok. Yenisinde ise hem yetkili hem de her aşamadan sorumlu…
Hükümet krizi olmayacak, uzlaşmayı kaçınılmaz kılan maddeler var...
Böyle ya da benzer değişiklikler uzayıp giderken, baktılar ki bunlar muhalefet adına kâr getirmekten uzak daha büyük yalanlar söylemeye koyuldular...
Şöyle ki; “PKK, DAEŞ, Batılı güçler evet çıksın istiyor.
Referandum seçim değildir, sonuç ne olursa olsun hükümet yerinde kalacak.
Hükümet ve cumhurbaşkanı görevine devam edecek.”
Kim inanır buna!
Maksatları AK Parti cephesinden ufak da olsa oy koparmak…
Kimse yemiyor bunu…
Hayır çıkarsa sandıktan, seyreyle sen gümbürtüyü…
Bin bir tezgah kurulacak peş peşe, hemen referandum ertesi…
Sadece ülkemizde değil, tüm İslam ülkelerinde ilgiyle ve dualarla takip edilen, bir anlamda “devletin bekası” için son derece önemli bir oylamaya gidiliyor 16 Nisan’da…
Ancak adım gibi inanıyorum ki; halkımız son 15 yılda her oylamada olduğu gibi bu defa da tercihini ülkesinin yararına kullanacak.
Zira yapılan kamuoyu araştırmaları ve anket sonuçları böyle olduğunu gösteriyor...
Ne Türkiye eski Türkiye ne de halkımız eski halk…
Artık maskeler düştü…
Kalkınmada bir adım atılınca ve ürünleri elde edilince, uykuları kaçtı, içte ve dıştaki ülke düşmanlarının!
Oyunlara gelen ve hayır cephesini savunan herkese ve her kesime, referanduma kısa süre kala elini vicdanına koyup düşünmesi ve kararını ona göre vermesi dileğiyle...