Yaşar Erdem ve arkadaşları istifa etti. Gerekçe ne seçim sürecinde yönetim kurulunun yorulması ve artık toplantıları bile 3-4 kişi ile yapar hale gelmek.
Böyle bir gerekçe ile istifa edilir, partinin ağır, hantal ve işlemez bir yapı ili temsil edilmesinin önü açılır, pekâlâ bir durum çıkar ortaya.
Tabi niyet buysa, Erdem’in açıkladığı gibi saf, temiz ve insani bir durum ise. Yorulduk, yapamıyoruz ve partinin önünü açıyoruz.
Bu durum da akla gelen Erdem’e tekrar görev verilmeyeceğidir. Kaldı ki Genel Başkan her fırsatta parti içi demokrasi, çarşaf listeli genel kurullar olacağını dile getiriyor.
Bu hali ile zaten atamadan söz etmek doğru olmaz. Genel merkezden atama beklemek, bu anlamda girişimlerde bulunmak, ben atanayım, şu arkadaşım atansın çabaları, boşuna olur, Genel başkanı anlamamış ve tanımamış olursunuz.
İstifa ile ortaya bir durum çıktı derhal seçimli olağan üstü kongre kararı alınır, çarşaf liste ile bir seçim yapılır ve olağan kongreye kadar partiyi yönetecek, temsil edecek kadrolar belirlenmiş olur.
Bu durumun böyle olmasını kim tarif ediyor, Genel Başkan başta olmak üzere, partinin yeni yöneticileri.
Atama yöntemi ile görevlendirme olur mu?
Ben buna ihtimal vermiyorum yukarıda da söyledim, Genel Başkan ve Yeni kadrolar böyle tarif ediyor.
Partinin en yetkili ve en etkili organları böyle söylerse bize de inanmak düşer. Çarşaf listeli olağanüstü seçimli kongre tarihinin açıklanmasını bekleriz.
Biz Genel Başkanın ve Partinin yeni yöneticilerinin bu beyanlarını asıl kabul edip beklerken, bu beyanlara inanmayıp atama gerçekleşir beklentisi içinde olanlar kulis faaliyetlerini yürütür mü?
Ya ben atanırsam çabasına girenler olur mu, atama formülünün peşinde koşanlar olabilir mi? Böyle bir şey normal koşullarda olmaz, kaldı ki böyle bir çaba parti suçu bile sayılabilir. Genel Başkanın açıklamalarına ters düşecek hatta ve hatta Genel Başkana inanmayacak bir durum doğurur. Bu durum bile en masum hali ile parti suçu sayılır.
Kimse böyle bir çaba içerisinde olmasın atamayı beklemek, kendisi başta olmak üzere parti ve partiliye hakarettir. Bu durumu hiç kimse içine sindirmeye çalışmasın.
Söylenecek tek söz, olağanüstü seçimli kongre çağrısıdır.
Aksi davranışı sergilemek ne ahlaki ne de siyasi etiğe uygun olur.
Bu olsa olsa Genel merkeze 14 asker kurultay delegesi götürme olur ki bu yol hep denendi partinin durumu da ortada.