Ülkemizin sporda, siyasette, sanatta, ekonomide önde gelen ne kadar ünlü şahsiyeti varsa, doldurup helikopterine, Pamukova’ya tepeden bakan çiftliğinde ağırlayıp eğlendiren ve faaliyetini paralel yapı örneği kameralarla kontrol altına aldığı iddia edilen Cem Uzan, çıktığı siyasi yolda, o günün koşulları içerisinde son derece önemli bir oy oranına ulaşmıştı...
Aldığı oylar, partisinin barajı aşmasına yetmedi...
Daha sonra şirketleri, gazeteleri ve TV kanallarının kaybına yol açan bir dizi olay cereyan etti...
Ve ailece, soluğu yurt dışında aldılar...
Adapazarlı bir aile olarak Uzanlar’ın yükselişi, kavgaları ve çöküşü hep ilgi alanımız içinde oldu...
Sakarya’ya gelerek Baltürk Otel’de daveti üzerine röportaj yapıp sohbette bulunduğum Cem Uzan’ın hırslı, hızlı, ihtiraslı bir kişiliğe sahip olduğunu görmüştüm o gün…
Nitekim her mitingi bir olay haline gelmişti…
Daha sonra ise ne şanı kaldı, ne adı ülkede…
Yurt dışını mesken edindi…
Mücadelesine hâlâ oralardan devam ediyor…
Şimdi kehanette bulunmuş, gelip siyasete soyunacakmış…
Onu ülkesine karşı yürüttüğü suçlamalarla hatırlıyoruz…
“Bu saatten sonra ve bunca olup bitenin ardından nasıl olur da gelip bu ülkede siyaset yapar” görüşünde olanların sayısı, sanırım hayli fazladır…
Tutar mı!
Hiç ama hiç sanmam…
Denesin bir yol, görecektir…
Murat Bölükbaşı gibi…
Sakaryaspor’dan ayrılıp giden, giderken de feragatname imzalayıp hiçbir talepte bulunmayan bir teknik direktör olarak, sonradan kulüp kasasından çıkarılıp eline tutuşturulan feragatname kozunu kullanıp ve hiçbir esneklik göstermeden, yabancı futbolcuların yaptığı fedakarlığın aksine direterek, hak etmediği parayı fazlasıyla alan biri, gelip bu ilde milletvekili adayı olmadı mı!
Bakarsınız Cem Uzan da dış ülkelerde durmadan suçladığı, mahkemelere verdiği ülkeye gelip, siyasete soyunabilir!
Ama önce Murat Bölükbaşı’nın aldığı oya bakmalı ve adımını öyle atmalı Cem Uzan…
Akıntıya kürek çekmenin yararı olmadığı gibi o günkü köprülerin altından bol köpüklü sular akıp gittiğini de bilmeli, hem de gürül gürül…