Koca Sakaryaspor, mahalle takımı gibi oyuncak bir takım haline getirildi. 
Bunda ayırım yapmaksızın bu ilde spora ilgi duyan duymayan Sapanca Gölü suyunu içmiş herkesin ama herkesin payı var.
Ne yazık ki ilimizde Sakaryaspor’a şaşı bakan bir büyük kesim oluştu son yıllarda…
Bir zamanlar ait olduğu ile heyecan ve renk katan yeşil siyahlı ekip, bu özelliklerden yoksun kaldığı dönemlerde hiç de layık olmadığı şekilde itilen, kakılan, kapanın elinde kalan, üzerinden itibar ticareti yapılan bir mazlum kulüp haline döndü, dönüştürüldü.
Ne zaman ki geniş tabanlı bir kurtuluş hareketine kalksak, engeller çıktı karşımıza…
Bırakmadılar geçmişte yaşadıklarımızı uygulayıp Sakaryaspor’u düzlüğe çıkaralım!
“Ben varım” deyip ortaya çıkanlar arasında iyi niyetliler olsa da sonuç değişmedi ve koca takım paldır küldür yuvarlanıp akla hayale gelmeyecek şekilde düştü de düştü…
Takımları Süper Lig’de oynayan illerin ülke genelindeki imajı ile bizimki bir olur mu hiç!
Hal böyle olunca da, birinci sınıf takım iken iline sağladığı prestij yıkıldı gitti…
Şimdi hem il olarak hem de profesyonel kulüp olarak olduk üçüncü sınıf…
Aramıza uçurumlar girdi.
Oysa çıkış çok basit idi…
Bunun için istenen destek maddi değil, manevi idi…
Onu da çok gördüler…
Arkasında ya da yanında iktidarı, siyasi otoriteyi, sivil toplum örgütlerini görse Sakaryaspor, manevi açıdan güven duyulan bir güçlü organizasyon gerçekleşir ve takım bu ile yakışır ve yaraşır bir ekip olarak ligin tozunu atar, bununla da kalmaz şehre heyecan, hareket ve renk katardı.
Şimdi, eski başkan Selahattin Aydın’ın başkanlığında yönetim oluştu.
Geçmişi bir kenara atıp bu gruba destek olmak zorundayız zira bu şartlarda bundan daha iyisi yok.
Boş lafa herkesin karnı tok!
Aydın ilk olarak yaptığı açıklamada, “Sakaryaspor’da güzel şeyler olacak” demiş.
İyi de etmiş...
Bir bildiği olmalı…
Ona destek verenler “Sakaryaspor yeniden ayağa kalksın” anlayışıyla hareket eden hepsi birbirinden değerli Sakaryalılar…
Şimdi çöplüğü eşelemek yerine, geleceğe bakmalıyız.
Başkanın soyadı gibi önümüz aydın olsun istiyoruz.
Yönetimi yalnız bırakmak, sadece sporseverlere değil, ili yönetenlere de yakışmaz.
O halde bu son kozu hep birlikte ve en sağlıklı şekilde oynamalıyız.
Taraftarı, bürokratı, siyasetçisi, medyası bu kritik süreçte çekişmek ve didişmek yerine takıma sahip çıkmalı, destek olmalı, en azından moral bozmaktan vazgeçmeli ki, istenilen hedefe varılabilsin…