Sanki ülkeyi, 70 sente muhtaç hale gelmiş durumdan çıkarıp, kasasına milyar dolarlar kazandıran hükümetin başı o değil!
Sanki sağlıkta beş yıldızlı oteller gibi hastaneler kazandırıp insanları kuyruklardan kurtaran o değil!
Sanki, bir gecede bütün bankalarının içi boşaltılan bir ülkenin elinden tutup kaldıran ekonominin mimarı o değil!
Sanki, iki kıtayı denizin altından tokalaştıran, devasa yatırım ve benzerlerini projeleştiren hükümetin başı o değil!
Sanki, bir zamanlar başörtüsü nedeniyle “dışarı da dışarı” diye tempo tutulan bir Meclis’e, başörtülü hanım milletvekillerini şerefle oturtan o değil!
Sanki, “Çankaya’da başı örtülü hanım olmaz” görüşünü yıkıp, cumhuriyet tarihinde ilk başörtülü first leydiyi Köşk’e çıkaran o değil!
Sanki, ülkeyi hızlı trenlerle, otoyollarla buluşturan o değil!
Sanki, böyle ya da buna benzer, saymakla bitiremediğim devrim özellikli yatırımlarla, pek çok Avrupa ülkesi ekonomik krizle iflasın eşiğine gelmişken, ülkesini bataktan çekip çıkaran o değil!
“Seçimle gelene boynum kıldan ince” deyip demokrat tavrını ortaya koyan o değilmişçesine kellesi istenen bir başbakan ve cumhurbaşkanına karşı beslenen kin ve nefreti anlamak mümkün olmadığı gibi, vicdanî bulmak da zor…
Bugün Recep Tayyip Erdoğan’ı afaki suçlamalarla cezalandırmak isteyenler, geçmişte benzer senaryolarla rahmetli Adnan Menderes ve Kürt sorununu halletmeye soyunan Turgut Özal’ı, benzer oyunlar ve tezgahlarla suçlayıp yargılamadılar mı!
Türk halkı, kendine hizmet eden ve ölesiye sevdiği iki büyük devlet adamının acısını ve başlarına gelenleri henüz unutmuş değilken; aynı yol ve yöntemlerle Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ı saf dışı etmek isteyenlere, fırsat vermeyecektir...
7 Haziran seçimleri AK Parti’yi kendine getirecek, eksiklerini giderecek, dinlendirip güçlendirecek bir şekilde sonuçlandı...
İyi düşünülür ve muhalif partilerinin içinde bulundukları hal iyi değerlendirilirse, tek başına iktidar olsa başlarına gelecek türlü sıkıntılardan kurtulacakları enfes bir tablo ile karşılaşabilirler...
İster koalisyonun içinde, isterse de dışında olsun, açılan her kapı AK Parti’ye çıkar...
Zira kader denklemi böyle kurmuştur...
İçinde bulundukları rahatlık bundan kaynaklanıyor...
Yani yürekleri kin ve nefretle dolu, amaçları ülkeye barışı, sevgiyi, demokrasiyi getirmek olmayan; suçlamalarla aynen Menderes, Özal örneklerinde olduğu gibi, bu ülkeye kanıyla canıyla hizmet edenlerden intikam almayı önceleyen siyasi düşünce sahibi partilerle bir yerlere varmak, asla ve kat’a mümkün değildir!
Maksatları “üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek” olanlar, sanmasınlar ki bu defa tarih tekerrür edecektir…
Zira bu tür olaylardan halkımız yeterince ders aldı. Daha şimdiden başlayan pişmanlıklar da böyle olduğunu gösteriyor...
Ülkeye ve halka hizmet yerine, kin, nefret, intikam duygularıyla halkın oylarını sırtlayıp gelen muhalif partiler, ellerini vicdanlarına koyup halkın tanıdığı fırsatı ülke lehine çevireceklerine, heva ve hevesleri uğruna tüketirlerse; biline ki yine ve kısa sürede kaybedenler sınıfı içerisinde bulacaklardır kendilerini…