Büyükşehir Belediyesi Basın Müdürlüğü’nden her gün deve yüküyle haber gelir.
Bilhassa iftar programlarıyla ilgili haberler bol resimli şekilde ve ballandıra ballandıra sunulur.
Bakarsınız Zeki başkan masa masa geziyordur, bütün gözler üzerindedir; insanlarda sevgi seli, başkanı yere göğe sığdıramazlar, millet boş masa bulabilmek için birbiriyle yarışır falan…
“Gönül sofrasına binlerce kişi katıldı… On binler hep birlikte dua etti… Muhteşem iftar, harikulade, inanılmaz bir atmosfer” benzeri başlıklar taşır bu tür haberler.
Büyükşehir Basın Müdürü, kıymetli arkadaşım Yekta Şirin bu işlerin kompetanı olmuş artık; şeytana pabucunu ters giydirir.
“Acaba en civcivli resimleri servis edip bizi mi yiyor bu adam” diye düşündüm ve bir programa da bizzat katılmaya karar verdim.
İftarlarda neler olup bittiğini kendi gözlerimle göreyim istedim.
Hakkını yemeyeyim, Allah için bütün iftarlara davet etti beni Yekta ama bir türlü fırsat bulamadım.
Geçen cuma günü tamam dedim ve nerede iftar varsa katılacağımı söyledim.
Şansıma Söğütlü ilçesi düşünce sevincim daha da katlandı.
Zira kıymetli büyüğüm Zeki Toçoğlu’ndan sonra dünyanın en güler yüzlü ikinci başkanı olan Ertuğrul Özcan’ın memleketine gidecektim.
Neyse uzatmayalım, sözleştik ve buluştuk.
Genel Sekreter Yardımcısı Ayhan Kardan ve Yekta Şirin’le aynı arabada yola koyulduk.


Ayhan ağabey yol boyunca belediyenin hizmetlerini gösterdi bize.
Ticaret Borsası’nın önünden geçiyoruz, yol ortasına dikilen güzelim ağaçları gösteriyor.
Geçtiğimiz günlerde açılışı yapılan Zirai Aletler Sanayi kavşağını gösteriyor.
Güneşler’de dört yol ağzına geldiğimizde orta göbekteki peyzaj çalışmasını, ömür uzatan çiçekleri, dünya güzeli Bonsai ağaçlarını gösteriyor.
Küçük Söğütlü’den giriş yapıyoruz, atılan asfaltları, yapılan yamaları gösteriyor.
Yol boyunca kafamı nereye çevirsem Büyükşehir Belediyesi’nin bir hizmeti karşıma çıkıyor.
Maşallah; şehrin her noktasına imzalarını atmışlar…

Kısa bir süre sonra yolculuğumuz son buluyor ve iftarın yapılacağı ilçe merkezine varıyoruz.
Başkan Toçoğlu mesaisine erkenden başlamış, masa masa gezip hal hatır soruyor.
“Demek ki fotoğraflar doğruymuş” diyorum, harbiden hiçbir masayı atlamadan hepsini tek tek geziyor Zeki başkan.
Kimisinde durup sohbet ediyor, vatandaşlarla fotoğraf çektiriyor, çocukları kucağına alıyor, istekleri ve şikâyetleri dinliyor…
İnsanların ilgisi de görülmeye değer; Cumhurbaşkanı görmüşçesine sevinçli ve heyecanlılar.
Nereden baksan bütün Söğütlü orada ve iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık var.
Birbirinden değerli hocaların Kur’an-ı Kerim tilavetini takiben, yemek servisleri yapılmaya başlıyor.
Personel harıl harıl çalışıyor, kimse aç bırakılmıyor; yemeklere bakıyorsunuz dumanı üstünde mis gibi kavurma başta olmak üzere zengin bir mönü.
Sofralardaki iftariyelikler de cabası; onlarla bile karnınız doyar.
Kusursuz bir organizasyon, hep söylendiği gibi uhrevi bir atmosfer, son derece yerinde ve manevi değeri hayli yüksek bir hizmet…

Çaktırmadan kulak veriyorum başkanla vatandaşın diyaloglarına.
Hani gerçekten siyaset mi konuşuluyor, siyasi şova mı dönüştürülüyor bu yemekler diye…
İnanın yok öyle bir şey!
Hava gayet güzel, hizmet gayet kaliteli, insanlar da o kadar mutlu ki, bir araya gelmenin, birlikte iftar açmanın keyfini sürüyorlar.
Siyasetmiş, yaklaşan seçimlermiş falan umurunda değil kimsenin!
Sonra insanların profillerine bakıyorum, onları gözlemleye başlıyorum.
Hepsi yurdum insanı; sıcakkanlı, iyi niyetli, saf ve tertemiz insanlar.
Neyin siyasetini yapacaksın böylesi bir ortamda, kiminle siyaset yapacaksın?
80’ine merdiven dayamış dedelere, ninelere mi siyaset yapacak Zeki Toçoğlu?
Başında takkesi, elinde tespihi, huşu içerisinde Kur’an dinleyen amcalara mı siyaset yapacak?
Aylar sonra bir vesile sokağa çıkmış, belki ömründe ilk defa şıkır şıkır donatılmış muazzam bir sofrada yemek yeme fırsatı yakalayan çilekeş analara mı?
Tarlasından dönen çiftçilere mi, fabrikadan çıkan işçilere mi?
Kepenklerini indirip gelen esnafa mı?
Ellerinde cep telefonları ve tablet bilgisayarlarıyla, meşgul mü meşgul zamane gençlerine mi?
Henüz afyonu patlamamış, dünyadan bihaber çocuklara, sebi sübyana mı?
Kime siyaset yapacak Zeki başkan böylesi bir atmosferde?

Söyleyince kızıyorsunuz:
Halil İbrahim Sofrası işte kardeşim.
Mümin Müslümanlar buluşmuş, hep birlikte iftar açıyor.
Uzun süredir birbirini göremeyen ahbaplar bir vesile buluşmuş hasret gideriyor.
Şehrin kaderinde söz sahibi insanlar, vatandaşın ayağına kadar gidip dertlerini dinliyor, ellerini sıkıyor, yüzlerine gülüyor.
İnsanların boğazından sıcak bir aş, adam gibi bir yemek geçiyor Ramazan’ın bereketiyle.
Kıraatı kusursuz hafızların okuduğu Kur’an-ı Kerim ile gönüller yumuşuyor, ruhlar lezzet alıyor.
Böylesi bir hizmetin parası konuşulur mu?
Manevi hazzı bu derece yüksek olan böylesi bir hizmetin siyaseti olur mu?
“Bal gibi olur” diyorsanız da can kurban böyle siyasete!
Vatandaş olarak zerre kadar da olsa bir hakkım varsa kurulan bu sofralarda, helali hoş olsun.
Bu siyaset anlayışı da bütün siyasilere örnek olsun.
Allah bize ömür versin ve nasip etsin de daha nice Ramazan aylarında böylesi sofralarda bir araya gelelim.
Böyle yan yana, omuz omuza; böyle kardeşçesine yapalım siyasetimizi!