Nerede ve ne zaman, hangi alanda ya da sektörde olursa olsun bir başarı varsa, bilin ki orada çekememezlik, kıskançlık, ihtiraz da eksik olmaz, alır başını gider…
Bu konuda örnek vermeye kalksak, inanın sütunlar, sayfalar almaz…
Böyle olduğunu gösterir son bir örnek yer aldı, gazetemizin dünkü manşet haberinde!
Sapanca Belediye Başkanı Doç. Dr. Aydın Yılmazer, o güzelim Sapanca tepelerini sözde kaçak yapılaşmaya açmış!
Bazı olaylar vardır yapılmasından ya da gerçekleşmesinden çok, dedikodusu yıpratır insanı “Şuyuu vukuundan beter”
İşte öyle bir şey Başkan Yılmazer’in başına gelen…
Oysa ortada ne bir kaçak yapı var ne de kaçağa izin…
Hal böyle olunca, başkanın öfkesi aşmış Sapanca dağlarını, boşalmış dilinin frenini…
Der ki, “Ormanlık alanlarda yapılan inşaatlar arasında tek bir kaçak yapı var da, buna ruhsat vermiş isem yani bir kaçak yapıya göz yummuş isek; göstersinler ya da ispat etsinler. Değil bu makamda oturmak, belediye başkanlığından istifa etmeye hazırım.”
Buyurun buradan yakın…
Ne denir bu söze…
Tıpkı, bir büyük “vebal altına” giren gazeteciyi açığa çıkartıp şapa oturtan dikenli muhabir – yazar süslü Cumalı gibi, Başkan Yılmazer’e haksız yere yüklenenlere cevap özelliği taşıyan haberiyle Hakan Arslan da güzel bir habere imza atmış oluyor...
Başkan Aydın Yılmazer, hakkında yalan yanlış haberler yapan herkese ve her kesime cevap verirken, öylesine iddialı ve sert bir dil kullanmış ki, “sözün bittiği” anlamına gelen beyanıyla konuyu adeta bir daha açılmayacak hale getirmiş...
İnsan haklı ise, tepkisi de o ölçüde sert oluyor...
Sanırım bundan sonra herhangi bir kişi, sıfatı ne olursa olsun, kalkıp Doç. Dr. Aydın Yılmazer’i bu konuda “yanlış yaptı” diye suçlayamaz…