Geçen Pazar günü Adapazarıspor’un Kocaali deplasmanında oynayıp golsüz berabere kaldığı maçı, yönetici tüccar gazeteci Şadi Tanış, İşadamı Rahmi Sak ve emekli kabzımal Taci Çömlekçioğlu ile izledik.
Uzun zaman oldu Kocaali’ye gitmeyeli...
Maçı takiben sahile paralel ana yol yerine, deniz kenarındaki yola sapıp öyle ulaştık Yenimahalle’de Balıkçı Ahmet’e…
Kocaali’yi sahilden Karasu’ya bağlayan yol, yazlık siteler ve işyerleri ile dolmuş.
Önüne gelen, istediği şekilde oturtmuş anlaşılan binaları, denize nazır sahil boyuna…
O ne çirkinlik öyle!
Sanki bir ilçenin merkezindeymiş gibi etrafı seyre dalıp giderken bir de baktık ki, gençliğimizde üzerinde yuvarlanıp güneşlendiğimiz fakat tanımakta güçlük çektiğim, o eski ipeksi kumlarla bezenmiş Karasu sahiline gelivermişiz…
Arkadaşlar hatırlatmasa, kendimi daha Kocaali’de sanacaktım.
Bu kadar değişir mi ve bu kadar yozlaşır mı yapılaşma sahilde!
Anlamak mümkün değil.
Karasu sahilini 1950’li yılların sonuna doğru keşfeden, o güzelim kumların üzerine kurulu çadırların hanım ağası, rahmetli muhtar teyze geldi aklıma…
Karasu’nun ülkede tanınması adına saçını süpürge etmişti, o güzelim ana Muhtar Elibol teyze…
“Görseydi bu hali ne derdi” diye geçirdim içimden…
Gelişigüzel serpilmiş binalar, sahile paralel yüzü çıbanlı otel ve moteller, işyerleri iki ilçeyi birbirine bağlamış görmeyeli...
1960-70’li yılların o güzelim kumsalı kaybolmuş…
Sahil adeta ağlıyor gibi geldi bana…
Buna üzülmemek mümkün mü?
Her ülke böyle zengin kumsallarını, çirkin yapılaşmadan korurken, biz ne hale getirmişiz o şifa kaynağı kumsalları…
Karasu’nun o günlerini yaşamayanların, bugünkü tabloya bakıp hüzünlenmesi zor…
İşte öyle hazin duygulardan kurtulamadım gitti, çukurlarla çirkinleşmiş yolda giderken tangur tungur…
Bilmem bu görüşe ne der, Karasu’daki yetkililer…
Karasu’nun yüz akı sahilinin o coşkulu, pırıl pırıl ve tertemiz olduğu dönemleri yaşamayanlar, ne demek istediğimi ve nelerden bahsettiğimi anlayamazlar sanırım…
İçime dolan hüznü ne lüfer, ne de hamsi lezzeti giderebildi…
İşte böyle bir tatil günü yaşadık, dostlarla birlikte Karasu-Kocaali sahil güzergahında…
Muhtar teyzeye rahmet, sahilin, kumun ve denizin kıymetini bilmeyen anlayışa ise “Zehirli zakkumlar” gitsin istedim…