Büyük çalkantılara yol açan seçimin ardından oy veren vermeyen, iktidarı beğenen beğenmeyen herkesin beklediği, oluşan suni gerilimin bitirilmesiydi...

Peki öyle mi oldu…

Her iki cephede bekleneni vermekten uzak bir sonuç çıktı meydana…

İktidardan düşmesine yönelik tuzağın ve hesabın yapıldığı muhalif dünyaya rağmen, seçimin galibi hiç kuşkusuz AK Parti olmuştur...

12 yıllık iktidar döneminde iç ve dış kaynaklı, acımasız karalama ve saldırılara rağmen, gerçekleştirdikleri devasa yatırım ve devrim mahiyetindeki ekonomik, sosyal ve kültürel yatırımlarla milletin gönlünde yer edinen AK Parti’nin bulunmadığı bir yeni hükümet modeli düşünülse de, kin ve nefret ve intikam ağırlıklı hesaplarla bir türlü sonuca gidilemiyor şimdilik…

Bir yandan AK Partisiz hükümet kurma çalışmaları, diğer taraftan partiyi kendi içinde parçalara bölme uğraşı adına malum çevrelerin yaptığı hesaplar tutmadığı gibi, kurduğu tuzakların da boşa çıkacağı günler yakın…

Zira gelişmelerin hızı ve şiddeti, böyle olduğunu gösteriyor...

Son olarak Abdullah Gül üzerinden oynanan oyunlar ve kurulan senaryoların da boşa çıkacağını söylemek yakın siyasi tarihi bilenler için hiç de zor olmayacaktır...

Refah Partisi, Doğruyol Partisi, CHP, MHP ve ANAP’lı koalisyon hükümetleri ve ömürleri üzerinde durmak, konunun anlaşılabilmesi açısından, yeter de artar…

AK Parti’yi kuran ekip Recep Tayyip Erodğan, Bülent Arınç, Abdullah Gül ve Abdüllatif Şener’den oluşuyordu…

Partinin en güçlü isimlerinden biri olan Abdüllatif Şener diğer arkadaşları ile ters düşüp partisinden ayrıldı…

Onunla birlikte hareket eden dostları, daha ilk seçim sonrası gemiyi terk edip Abdüllatif kaptanı tayfasız bıraktı...

Daha sonra ne kadar çabalasa da kurduğu Türkiye Partisi kısa sürede yok olup gitti…

Bugün, Abdüllatif Şener ve partisinin adı sanı unutuldu…

Şimdi Abdullah Gül’ün başına da aynı çorabı örmeye kalkanlar var...

Memleketin yakaladığı kalkınma modeli ve takip ettiği onurlu dış politikadan rahatsız olan dış ve iç güçlerin oyunu dün olduğu gibi bugün de devam ediyor…

Hükümeti zayıflatan planlı, projeli ayaklanmalar ve bu tezgahın çarkını yağlayanlar; içerde olduğu gibi Gazze’de, Filistin’de ve benzeri ülkelerde elleri duaya açılan Müslümanlar’ı unutuyor…

Yürekleri kin ve nefret dolu olanlar, Abdullah Gül’ü de Abdüllatif Şener gibi siyasi mevta haline getirmenin derin hesabı içerisinde…

Ama onların hesabının tutması, olası bile değil…

Şimdiden birbirini suçlayan, bakış açıları farklı siyasi aktörlerin koalisyon adına son durağı, yine bu ülkenin ve dünyanın bir gerçeği haline gelen AK Parti olacaktır…

Bu durumda taviz veren değil, oyunu kuralına göre oynama şansını yakalayan AK Parti’nin yeni bir ortakla, bıraktığı yerden ülke kalkınma hamlesini sürdürmesi kaçınılmaz...

Kim ki bu duygularla ülkeyi içinde bulunduğu şartlar çerçevesince hükümetsiz bırakmaz, o parti ve o parti liderleri kalır ancak ayakta…

Aksi halde yakın geçmişte kurulup kaybolan parti ve liderleri gibi, bütünden kopan her parça için son, aynıdır; kaybolup gitmek…