“BM Genel Kurulu'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamalarıyla sosyal medyada da büyük yankı uyandırdı. Twitter'daki #ErdoganVoiceofTheOppressed (Mazlumların sesi Erdoğan) etiketi, kısa sürede binlerce mesajla TT oldu.”
Hürriyet’in haberi şöyle devam ediyor:
“ABD'nin New York kentinde düzenlenen 71'inci BM Genel Kurulu'nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önemli mesajlar verdi. Suriye ve Irak'ta birçok insanın ölmeye devam ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan mültecilerin Avrupa'da aşağılayıcı bir tavırla karşılaştığını belirtti. Erdoğan, "Terörün ve savaşın kıskacında inleyen pek çok ülkede yüz binlerce çocuk, kadın, genç ve yaşlı öldürülmeye devam ediyor. Ölüm ve zulümden kaçan mülteciler Avrupa şehirlerinde aşağılayıcı muamelelerle karşı karşıya kalıyor. Dünyanın pek çok ülkesinde insanlar açlık, salgın hastalıklar, sefalet ve cehaletle boğuşuyor. Bu insanlık onuru ve vicdanını yaralayan utanç verici bir tablodur. Daha da acısı bu krizlerin ve sorunların çoğunun aslında kolaycı çözülebilecek mahiyette olmasıdır. Gelecek nesillerin huzuru, refahı ve güvenliği büyük ölçüde bugünden atacağımız adımlara, alacağımız tedbirlere bağlıdır" diye konuştu.”
Başkan Zeki Toçoğlu, “Söz verdim, sözümden dönmek bana yakışmaz” demiş. Bu nedenle, Kent Meydanı’nın yeni adı “Demokrasi Meydanı” olacakmış. Meclis de bunu oylamış, onaylamış.
“Sakarya Meydan Muhasebesi” adıyla bir yazı yazdım daha önce. Darbe kalkışmasının hemen ertesinde de “Milli İrade Meydanı” diye bir yazı yazdım. Pazartesi günü de, Sakarya Büyükşehir Belediye Meclisi toplanmadan önce, Twitter’da yazdıklarımı Netgaste haber yaptı. Ne diyordum orada?
“Demokrasi Meydanı mı? Şehide, gaziye ait değil bu isim.15 Temmuz demek demokrasi mi demek?”
“Sakarya Kent Meydanı 15 Temmuz'dan sonra ancak Milli İrade Meydanı olabilir.”
“Meydanın adı ne olsun diye meydan nöbeti tutanlara sorulmalı! Demokrasi budur!”
“Meydanın adı ne olsun diye darbecilere sorsanız ancak bu ismi önerirlerdi. Siz bari yapmayın!”
Zeki Aydıntepe de Salı günkü köşesinde, bizim haklı olduğumuzu, hatta Zeki Başkanın da görüşümüze hak verdiğini, fakat, “Söz verdiği için” tabii koskoca başkan “Sözünden dönemeyeceği için” meydanın adının “Demokrasi Meydanı” olmasının “kaçınılmaz” olduğunu anlattı.
Zeki Toçoğlu ile birlikte, meydandaki ilk mitingden (16 Temmuz, Cumartesi saat 11:00) son nöbet gecesinin (11 Ağustos, Perşembe) sabah namazına kadar birlikte nöbet tuttuk. Maksadımın üzüm yemek olduğunu, bağcıyı dövmek olmadığını bildiğinden emin olarak soruyorum:
Sizin sözünüz müdür dönülmez olan, milletin tercihi mi?
Nezaketen şu millet sorsanız fena mı olurdu?
İki şeritli yolun adını bile soruyorsunuz da koskoca meydanın adını, hele ki böyle bir milli mücadelenin sembolü olacak ismi vatandaşa niçin sormuyorsunuz?
Zeki Başkanımın bana bütün kalbiyle hak verdiğinden adım gibi eminim. Niyetinin halisiyetinden de zerre kadar şüphem yok. Fakat nasıl başkan olarak sözünden dönmemek onun şiarıysa, bu da benim hem vazifem hem de bu millete borcum. Ben de (Zeki Başkana sevgi ve saygıma rağmen) hakikati yazmak zorundayım.
Demokrasi (kölelere oy hakkı tanımayan, emperyalizmin gaddar kaynağı) Antik Yunan’ın bulduğu ve (darbecilerin patronu, fikir babası, finansörü) Çağdaş Batı’nın, mazlum milletleri sömürmek ve kendi konforunu sürdürmek için kullandığı bir kelime, bir yalan, bir aynalı dolap. 15 Temmuz’un ruhuyla ve manasıyla, şehitlerimizin ve gazilerimizin maneviyatıyla uzaktan yakından alakası yok. 15 Temmuz’un bizim ruhumuzdaki ve kalbimizdeki karşılığı ancak Milli İrade olabilir.
Aradaki farkı, kelimelerin demo ve krasi gibi kökenine falan inmeden, sonuçları bakımından tefrik ederek bir de şöyle söyleyeyim: Demokrasi, darbe kalkışmasında kendi halkına silah doğrultanları çeşitli bahanelerle savunanların da fikirlerini savunma hakkı ve biçimi, milli irade ise, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, canlı telefon bağlantısıyla halkını meydanlara çağırması ve okunan selaları vatan sevgisiyle karşılıksız bırakmayanların karşılık beklemeyen kahramanlık ruhudur.
Bu ruh, BM toplantısında, Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a, demokrasi havarisi yalancı Batı’nın liderlerinin yüzüne karşı, zulümlerini, yalancılıklarını, rafadan yumurtalarını pişirmek için bütün dünyayı ateşe verdiklerini, kendisinden önce kimsenin söylemeye cesaret edemediği gerçeği söylemeyi, “Dünya 5’ten büyüktür” diyebilme gücünü veriyor.
Cumhurbaşkanımız, BM Toplantısında, “29 gün gece sabahlara kadar demokrasi nöbetleri tuttukları için iftihar ediyorum. Hain darbe teşebbüsünü canını hiçe sayarak, bedenini tankların önüne siper eden milletimle iftihar ediyorum. Şayet bugün karşınızda bulunuyorsam, milletimizin işte bu cesur ve asil duruşu sayesindedir.” dedi.
O asil duruşun sahibine, yani vatandaşa, o meydandan gelip geçecek Sakaryalılara, “Benim söz vermiş olmam milletin iradesi yanında ne ifade eder? Siz ne derseniz doğrusu odur.” demenin, Başkan Zeki Toçoğlu’na, sözünden dönmemekten çok daha fazla yakışacağını düşünüyordum.
Görünen o ki, meydanın adının halka sorularak yeniden değiştirilmesi, yeni bir meclis kararına kalmıştır!