‘Avrupa’da Türkçe Medya’ konusunda bir yazı kaleme alacaktım ki, bir davet yazısı aldım. Davet sahibi Türkiye Cumhuriyeti Basın-Yayın Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya’dan geliyor.. İçerik mi? Gerçekten önemli… ‘Avrupa Türkçe Medya Buluşmalarının’ Paris ayağındaki toplantıya çağrılıyız... Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Sayın Bülent Arınç’ın himayelerinde ilki 5-6 Şubat 2011 tarihlerinde, Almanya’nın Köln, ikincisi ise, 23-24 Eylül 2011 tarihlerinde Brüksel’de gerçekleştirilen iki toplantıya da katıldık. Şimdi üçüncü toplantı için çağrılıyız. Bu toplantı ise Avrupa’nın bir başka önemli kenti olan Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilecek. Son zamanlarda Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkiler limoni olsa da, Paris toplantısı çok önemli. 14 Nisan 2013 tarihinde Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilecek bu toplantıya, Belçika’da 1985 yılından bu yana profesyonel bir gazeteci olarak görev yapan bir basın emekçisi olarak katılacağım. Benimle birlikte bu mesleğe gönül verenlerde orada olacak. Bir kere bu toplantıya basanı Yayın Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya’nın yanı sıra Anadolu Ajansı (AA),Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT),Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Basın İlan Kurumu (BİK) ile Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı’ndan (YTB) üst düzey yöneticilerin katılacak olması toplantının muhtevasını önemli kılıyor. Evet, devletin himayesindeki basın yayın kurumlarımızın, en azından neler yaptıklarını, neleri planladıklarını ve neleri yapamadıklarını bu toplantıda öğrenme imkanı bulacağız.. Daha önemlisi bu toplantıda, Avrupa’da Türkçe’ ye büyük hizmet eden, insanını bilgilendirmek için büyük özverilerde bulunan, basın emekçilerinin mücadelelerini de; yerinde görme, anlama, tespit etme imkanı bulacağız... Kısacası, Avrupa kara kıtasına 50 yıl önce ‘göçmen işçi’ olarak gelenlerin, başarılarını, başarısızlıklarını, acılarını, yaşam kesitlerini gazete sütunlarına taşıyan, onları bir fotoğraf karesinde yorumlayan, usta fotoğrafçıların, emekçi muhabirlerin, her türlü imkansızlığa rağmen yılmadan gazetelerini yaşatmaya çalışan, gazetecilik onur savaşını verenlerin hikayesine bir kez daha tanıklık edeceğiz... Politikalarını beğensek de, beğenmesek de, böyle bir projeyi hayata geçiren Başbakan Yardımcısı Devlet Bakanı Sayın Bülent Arınç ile ekibini tebrik ediyor, kutluyorum… Helal olsun! Neden mi? 50 yıl içinde, gelip, giden Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, Avrupa’ da filizlenen, ‘Türkçe Medya’yı hatırlamadı, görmedi, anlamadı, hatırlamak da istemedi! Dile kolay 50 yıl geçti... Avrupalı Türklere büyük bir gazete sunan Tercüman yok! İddialı olarak Avrupa’ya gelen Günaydın yok! Bir kesimin favori gazetesi Milliyet yok! Aydınlık’ın Avrupa baskısı durdu. Yeniden baskı için çalışmalar var. Hürriyet gibi gazete, yani basının amiral gemisi su alıyor!.. 56 basın emekçisi var-olmak kavgası içinde! Avrupa’nın Bab-ı Ali’si’ Frankfurt’ta büyük bir basın krizi yaşanıyor... Yazılı basında durum bu! Görsel basın ile ilgili olarak söylenecek çok şey yok! Zira görsel basın Avrupa’da ha var, ha yok! Ulusal basında durum bu! Kriz fena vuruyor! Nerede o eskinin renkli,ilaveli görül,görül satan gazeteleri!? O günler çok gerilerde kaldı! Yaşanan bu büyük krizin ötesinde bir başka umut fışkırıyor... Avrupa’da yaşayan insanlarımıza, kendi mutfağından, farklı haberler, fotoğraflar, yazılar sunan yerel gazeteler gümbür, gümbür geliyor... Bu gazeteler, halk desteği yanında, büyük bir esnaf desteği alıyor.. Halkın içinde gazetecilik anlayışı büyük takdir topluyor... Masa başından haberler ise itibar kaybetmeye devam ediyor! Artık İstanbul’dan,Ankara’dan,İzmir’den Avrupa’ya gazete yapma modası geçti.. Avrupalı Türkler, kendi başarılarına, sevinçlerine, üzüntülerine tanıklık edenlere itibar ediyor. Bunların sayısı da gün geçtikçe artıyor.. Canı sıkılan bir gazete kursa da, bir sanal gazete oluştursa da, kural değişmiyor… Gazetecilik mesleği de değişime uğruyor... Öz ise muhafaza ediliyor... Esas olan Gazetecilik edik kuralları… Bu noktada bazı sıkıntılar olsa da, bu mesleğe gönül verenler, kendi edik kurallarını oluşturuyorlar.. Yazılı basın, sanal ve görsel basın karşısında gerilese de, yazılı kağıda olan itibar çok önemseniyor… Bir nevi belge niteliği taşıyan, tarihe not düşülen o sayfalar, hala korunuyor, itina ile saklanıyor.. Avrupa’da Türkçe gazeteler çoğalıyor... Türkçe pınarların sayısı artıyor... Türkofon (Türkçe) bir gazete topluluğu, Frankofon (Fransızca) ve Germenafon (Almanca), Nierlandefon (Felemenkçe)) dillere karşı direniyor… Direniyor ne demek, kafa atıyor! Artık Avrupa’da yadsınamayacak sayıda Türkçe gazete, dergi hazırlanıyor ve okur ile buluşturuluyor.. Ne buluşma ama! Türkçe buluşmalar, gittikçe bazılarının canını sıksa da, bu buluşmaların sayısı gittikçe artıyor. Hele de sanal alem! Kafası kızan bir sanal gazete hazırlayıp, ortaya ‘ gazeteciyim’ diye çıkıyor. İzlenirlikleri nedir bilinmez ama bu sanal ortamda ‘gazetecilik’ yapanları özendirmeli, bilgilendirmeli ve eğitmeliyiz. Onlara bu yolda sahip çıkmalıyız. Yarın, Türkçe’nin misyoneri olacak olan, bu kesim ihmale gelmez!.. Bu açıdan; Köln, Brüksel ve Paris toplantıları çok önemli… Şimdiden tebrik eder, başarılar dilerim...