Eğer bana, “Hangi takımı tutuyorsun” diye sorsalardı,  dostlarım bilir ki cevabım “Mehter Takımı” olurdu…

Meşhur diktatöre de “Bunca milleti nasıl dizginliyorsun” diye sorduklarında arenaları gösterip, “Bunları yüz binlik beşiklerde uyutuyorum” demişti…

Maalesef bu zamanda da pek bir şey değişmemiş gibi geliyor bana…

Spor dediğinin beden ve ruh sağlığının dengeli olması için yapılması gerekirken, görüyoruz ki kaybeden tarafın ne bedeni kalıyor, ne de ruhu…

İşte o yüzden spora taraftar olmak bana göre değil…

Ama işin bir diğer yönü de şu ki kardeşin kardeşi hınç ile yediği bu müsabakalar yabancı devletler ile yapılıyorsa, o zaman tarafın da, taraftarlığın da hakkını verir, dua etmekten geri durmayız, o ayrı…

Taraf olmak değerli olanın yanında olmaktır benim için…

Taraftar olmak ise değerli-değersiz her şeyde yanında olmaktır…

O yüzden taraf olduğum çoğu meselelerde hiç de taraftar  değilimdir…

Özellikle siyasi meselelerde güzel bir hizmeti övmeye kalksak hemen yapıştırırlar “Sen de onlardansın” yaftasını…

Hâlbuki güzeli takdir etmekten öteye geçmez bizimkisi…

İnsan, inançsız birinin güzel bir sözünü söyleyerek inançsız olmadığı gibi, takdir edilecek bir olayı överek de yapanın tarafı olmaz…

Ne yani, tüp geçidi övmek Ak Partili olmak demekse, “Dağdakilere sahip çıkalım ki başkaları sahip çıkmasın” demek de terör örgütü yandaşı mı yapacak bizi...

Her güzel şeyin takdir edilmesi insani bir davranıştır…

İllaki o güzel şeyi bizim mi yapmamız gerekir takdir edebilmek için...

Bediüzzaman siyasi tercihini söylerken İslam adına yapılabilecek güzel işlerin zeminini gördüğü için tarafını belli etmiştir ama taraftar olmamıştır…

O yüzden onun gibi düşünmeye çalışırken, en azından onun gözlüğüyle hadiselere bakarken taraftarlıktan şiddetle kaçınmak şiarlarımızdan olmuştur…

Lakin taraf belli edilecek yerlerde hatalı işler var diye güzellerin üstü örtülmemiştir…

Hâsılı insanlık için yapılan her iyilik taraf olmayı gerektirir… Taraftar olmamak, körü körüne bağlanmamak, mecbur bırakılmaktan uzak durmak daima tercih edilmesi gereken bir yol olacaktır bizim için…

Merak edenler için söylüyorum: Oraya buraya bendenizi yamamanıza gerek yok…

Daha yolun başındayken benim tarafım ve taraftarlığım, izlerini takip etmeye çalıştığım Bediüzzaman tarafından yıllar önceden söylenmiştir…

Yüzde 70’i tam mütedeyyin olmak şartıyla, yani nüfus kâğıdı Müslümanlığı değil de Hakkı Hak, batıla batıl diyebilen bir partinin haberini arzuluyor ve bekliyoruz…

İşte o zaman o partinin tarafında ve taraftarlığında olmak arzusundayım…

O zamana kadar hadiselerin bir kısmının tarafında olmanın dışında ne kavga çıkarma ne başka bir amaç taşımamaktayım...

Bizimkisi “Sofrada bir çeşit daha olsun” ve de “Dostlar Meclisi bozulmasın”dan öteye geçmeyecektir…

Ama kavuşursak o yüzde 70’i mütedeyyin Müslüman partiye, o zaman dalaşmaktan geri de durmayız ona göre...