Siyasetçilerin koltuk hırsını hepimiz biliriz. Seçilme ihtimali olduğu halde, ‘Benden bu kadar. Hizmet bayrağını diğer arkadaşlara devrediyorum’ diyebilen kaç siyasetçi tanıyorsunuz?
**
Bugün TBMM çatısı altında, 80’li yılların ortalarından beri yaklaşık 30 yıldır kesintisiz milletvekilliği yapan isimler var. O zaman mensup oldukları parti başkaydı, bugün başka. Ama nedense bir yolunu bulup, ‘Seri Milletvekili’ oldular, olmaya da devam ediyorlar.
**
Yaşları 70’i aşmış ama hala vekil olmak, elden ayaktan düşene kadar o sıfatın içinde olmak, hatta ölene kadar vekil olmak istiyorlar sanki.
**
Peki bunun tam tersi olanlar yok mu? Var elbette. Aşağıda bu konuda bir örnek vermeye çalışacağım. Biliyorsunuz, 7 Haziran seçimlerinin Meclis’te ortaya çıkardığı aritmetik durum sonunda koalisyon hükümeti kurulamadı veya kurulmadı.
**
Tüm partilerin neredeyse ortak kararıyla yeni bir seçim için yola çıktık. 1 Kasım Pazar günü yapılacak erken seçim öncesi son 13 yıldır olduğu gibi en hareketli parti yine AK Parti.
**
AK Parti çerçevesinden 7 Haziran seçimlerine dönüp konumuza devam edelim. 3 döneme takıldıkları için Şaban Dişli, Ayhan Sefer Üstün ve Hasan Ali Çelik aday adayı olamamış, Meclis’e de, Ayşenur İslam, Mustafa İsen, Ali İhsan Yavuz, Recep Uncuoğlu ve Ali İnci gitmişti.
**
AK Parti’den seçilen 5 vekilden üçü yani, Mustafa İsen, Recep Uncuoğlu ve Ali İnci ilk kez milletvekili seçildiler. 1 Kasım itibarıyla da henüz 5 aylık milletvekili olmuş olacaklar. Yeni listeye girerler mi, giremezler mi bilmiyorum. Zaten konumuz da o değil.
**
Erken seçim kararı alınınca bu köşede 3 dönemliklerin önünün açıldığı yönünde bir yorumda bulunarak 1 Kasım’da AK Parti’nin muhtemel listesini kaleme almıştım. O yazıda, Ayşenur İslam’ın aday adayı olmayacağını yazmıştım zaten. Yani, aday adayı olmaması sürpriz olmadı. Ancak Hasan Ali Çelik’in aday adayı olmaması dikkatimi çekti.
**
Arayıp, bunun nedenini, neden aday adayı olmadığını sordum. Önce konuşmak istemedi. Ben ısrar edince de, bana göre ‘Türk Siyasi Hayatı’na örnek olarak girmesi gereken şu açıklamayı yaptı…
**
-Parti tabanından yeniden aday adayı olmam konusunda oldukça destek geldi. Ancak ben düşündüm ve taşındım aday adayı olmamaya karar verdim.
**
Düşünürken kendi kendime dedim ki, ‘Üç dönem yaptın, yeterli olmalı. Bu görevi başka arkadaşlara devretmenin zamanıdır..’
**
Üç dönem yaptık, dördüncü dönem için biri çıkıp, ‘Allah gözünü doyursun’ derse vereceğim cevabı bulamadım..
**
-En önemlisi de, bugünkü milletvekillerimizden üçü henüz üç aylık vekil. Seçim tarihinde beş aylık vekil olacaklar. Bizim aday adayı olmamız, en başta onlara saygısızlık olacağını, vekilliğin onların hakkı olduğunu düşündüm.
**
-Ve bu düşüncelerimden sonra da samimi olarak aday adayı olmamaya, partimi ve milletvekili arkadaşlarımı dışarıdan desteklemeye karar verdim.
**
Hasan Ali Çelik’in anlattıkları bunlar. Açıklamalarının içinde benim en çok ilgimi çeken, ‘En önemlisi de, bugünkü milletvekillerimizden üçü henüz üç aylık vekil. Seçim tarihinde beş aylık vekil olacaklar. Bizim aday adayı olmamız, en başta onlara saygısızlık olacağını, vekilliğin onların hakkı olduğunu düşündüm’ bölümü oldu.
**
Sanıyorum Hasan Ali Çelik’in bu duruşu partili partisiz herkesin takdirini kazanmıştır. Ben bunun adına, ‘Siyasi nezaket’ diyorum…
