TheodorHerzl, Siyonizmin ve bugünkü İsrail’in kurucusu…
Filistin’de Musevilere özerk bir ikametgâh istiyordu…
Buna karşılık da şu taahhütlerde bulunmuştu:Osmanlı devletinin 33 milyon İngiliz altınlık borçlarını ödeyecek… 120 milyon Frank altınlık bir deniz filosu yaptıracak... 35 milyon altın lira faizsiz borç verecek… Osmanlı’nın aleyhine yayın yapan Avrupa ve yerli basını susturup lehine çevirecek…
Batmak üzere olan bir devlete edilen bu teklifler için 2. Abdülhamit’in cevabı ise şöyle oldu: “Söyleyin ona bu meselede ikinci bir adım daha atmasın. Ben bir karış toprağı dahi satmam. Zira bu vatana bana ait değil, milletime aittir. Milletim bu vatanı kanlarıyla elde etmiştir. O, bizden ayrılıp uzaklaşmadan tekrar kanlarımızla örteriz…”
Ve olanlar oldu…
Dünyada ne kadar basın, yayın, loca varsa yaygarayı koparttılar…
Dönemin gezi olaylarını başlattılar…
2. Abdülhamit için “Despot, diktatör, karanlık adam, hırsız, insafsız, güç için deliriyor” gibi yakıştırmalar yaptılar…
“Yıldız Sarayı şöyle, Yıldız Sarayı böyle” yaygaralarıyla Osmanlı’nın başına o denli çoraplar ördüler ki saftoroz aydınlar bile büyük oyunu göremedi ve “Ama şöyle olsaydı, böyle olsaydı, çekilseydi, verseydi, sussaydı” demeye başladılar…
İşi bitirip ülkeyi talan ettiklerinde içlerindeki milliyetçiler, “Vah biz ne yaptık! Bari Anadolu’yu kurtaralım” düşüncesi ve güya hükümeti işletelim mantığıyla insafsızlık yaparak birçok zulme alet oldular…
İBRET ALINSAYDI
“Hiç ibret alınsa idi tarih tekrar eder miydi?”
Şimdi tam sırası bu sözü söylemenin…
Büyük Ortadoğu Projesi yani BOP’taErdoğan’ın eş başkan olduğu dönemde her şey güzeldi…
Herkes aynı saftaydı çünkü en tehlikeli gördükleri bu toprakların liderini artık avuçlarına almışlar arzu ettikleri toprakları tereyağından kıl çeker gibi ellerine alacaklardı… İhaleler, karanfiller, huzurlu Türkiye, büyük Türkiye, güçlü Türkiye, en büyük sizsiniz numaraları ile sessiz, şehitsiz, olaysız, içinizi temizleyin, hainleri bulun diye verilen listeler ile tam da aradıkları ortamı yakalamış bir İsrail vardı ortada…
Ta ki Erdoğan’ın hiç de onların suyuna gidecek bir tip olmadıklarını anlayana kadar…
Gezi olayları, darbe girişimleri, yolsuzluk kasetleri bir bir devreye girdi…
Aynı 2. Abdülhamid’e yapılanlar gibi…
Bakın şu anda dillerde neler dolaşıyor; acaba tanıdık geliyor mu bu sözler size: “Kurtulun bu adamdan memleket rahat nefes alsın! İndirin tahttan Batı bizi rahat bırakacak! Ülke nefes alacak. Esad’la da aramız iyi olacak, Sisi ile de, İran ilede. Hepsi ile aramızı bu bozdu…”
O zaman sözde aydınlar “Bu adam ya gidecek ya gidecek” diyordu, şimdi de “Gitmezse biz götürmesini biliriz” diye ortaya çıkıyor gazete patronları…
O zaman “Osmanlı bitti, aciz devlet zaaf içinde” denilip ülkenin her yanında yangınlar çıkarılırken, şimdi de “Nerede istihbarat, niye durduramıyorlar, niye bilmiyorlar, yanlışlıkla nasıl sivilleri vuruyorlar, sıkıyönetim gelsin, ordu başa geçsin” nameleri…
“Hain Abdülhamid, hain Erdoğan! Ülkeyi sattı Abdülhamid, ülkeyi sattı Erdoğan! Hainlerle işbirliği yaptı Abdülhamid, PKK ile işbirliği yapıyor Erdoğan!”
AYNI TUZAK
Kimsenin ne Abdülhamid ile ne de Erdoğan ile işi yok aslında…
Tuzak, vaat edilen toprakların üzerinde güçlü olan ülkeyi ve lideri devirmek üzere kurulmuş…
Aynı tuzak, aynı yöntem, aynı usul…
Bunun yanında o günün saf halkının tutumu, saf aydının kelimeleri…
Birileri dışarıdan yıkarken, birileri de içeriden yıkmak için sözde vatanseverliğini, milliyetçiliğini kullanırken,yıkım için binadan tuğla çalmaktan başkada bir şey yapmıyor…
Bir milleti devlet tek başına kurtaramaz, milletin gücü ve desteği olmaz ise son bellidir…
Teröristi, eşkıyayı sivil halkın direnişinden başka bir şey durduramaz…
Kürtler, Türkler ve bu toprakların halkları olarak ülkemizi yıkmaya çalışanların gazetelerini boykot edemezsek, ülkemizin liderlerine sövenlere tepki gösteremezsek, çoluk çocuğumuzu kaçırırken birlik olup karşılarında duramazsak (Şükür ki artık Doğu’da sesler yükseliyor ve inşallah Batıda desteğini açıktan verir), bu oyunun Erdoğan’a karşı değil bize karşı olduğunu göremezsek bu iş uzar da uzar…
Ama emin olun Osmanlı’nın yıkılmasını mukadder kılan kader, bu sefer bizden yana…
Yeni bir dirilişin korkusudur dünyadaki bu telaşın sebebi…
