VIII.
'Yazmak: Tuhaf Bir Eziklik' başlıklı yazısında itiraf ediyor Özdenören: 'Benim içimde o duygu, yazma duygusu, bir eziklikle başlıyor diyebilirim. Dumanımsı, nebülöz halinde bir şey içimin bir yerinde belirir gibi olur. O beliren şeyin ne olduğunu söylemeye imkân bulamıyorum, çünkü tanımı olmayan bir şeydir o, ama vardır. Akıl sonradan devreye giriyor: O nebülözün şurasını burasını yokluyor, ona bir biçim vermeye uğraşıyor, eğip büküyor, o ne idüğü bellisiz olan şeyi bir yoluna koyuncaya değin uğraşıyor onunla. Sonunda onu adam etmeye güç yetirebilirse, ondan bir şeyler çıkıyor, çıkartılıyor; yoksa o uğraşın tümü havaya uçup gidiyor.'
Gâlib Dede Hüsn ü Aşk'ın ilk iki beytinde şöyle diyordu:
Hamd ana ki kıldı halka rahmet
Tahmîdde acze verdi ruhsat
Acz olmasa hâl olurdu müşkil
Pây-ı kec-i kilkolurdı der-gil
Mehmet Akif:
Şi’r için ‘’göz yaşı’’ derler; onu bilmem, yalnız
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
Ağlarım ağlatamam; hissederim, söyleyemem,
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzarım!
Orhan Veli:
Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.
Özdenören: 'Her yeni yazı, bir bakıma, o ezikliği yatıştırma çabasının yeni bir teşebbüsü olarak ortaya çıktı.'
İyi ki acz var, aciziz.
Ki yazamıyor gibi yazamıyor gibi yazıyoruz.
IX
'Aslında, bir bakıma, yazarın yaptığı anlatılmaz olanın anlatılmazlığını belirtmek değil midir?'diyorÖzdenören; ‘imkânsızın poetikası’…
'Üzerinde konuşulmayanlar hakkında susmalı.' Öyle değil mi?
X.
'İyi yazının bir şey nasılsa onu öylece yansıtması gerektiğini söyleyebiliyorum, ama bunun formülünü elde edebildiğimi ileri süremem. Çünkü onun belli bir formülü de olmamak gerekir. Çünkü öyle durumlar olabilir ki, o durumu en gerçek haliyle yansıtabilmek için gerçeküstücülüğe veya akıldışılığa başvurmak kaçınılmazlaşabilir. Buysa yapaylık değildir, işin tabiatı icabıdır. Biri doğru gibi görünüp yalan söylerken, ikincisi yalan gibi görünse de doğruyu ima eder.'
‘Sanat hakikate en yakın yalandır.’ mealinde bir sözünü hatırlıyorum Nietzsche'nin.
XI.
'Yazının tutanak olma işlevini bir yana bırakırsak, onun asal işlevinin hayatta içkin bulunan anlamın keşfedilmesi ve keşfettiği anlamın dile getirilmesi olduğunu söyleyebiliriz.'
Rilke'nin 'biz görünmezin arılarıyız' fragmanını hatırlıyorum. Heidegger’in 'varoluşun karanlığını aydınlatmak' dediği şeye yakın bir şey Özdenören'in söylediği.