Son günlerin en aktüel konusu haline geldi, Bölge İdare Mahkemesi’nin parkomat uygulamasında yürütmeyi durdurma kararı…
Parkomatla ilk tanışmamız, 1974 yılında yaptığımız bir Fransa gezisi sırasında Paris’te oldu.
İlginç de bir hikayesi var ama şimdi yeri değil anlatmanın…
Demek oluyor ki biz, parkomat uygulamalarında çok gerilerde kaldık.
Ülkemizde büyük kentlerde başlatılan uygulamanın yararları, vardır elbette…
Önce sokakları gelişigüzel işgalden kurtarır, sonra park yeri ihtiyacı için sürücülere güvenli ortam hazırlar.
Bunlara, belediyelere sağladığı girdi de eklenebilir.
Öte yandan, cazip olmayan yanlarından da söz edilebilir.
Geniş sokak ve caddeler için ne kadar yerinde bir uygulama ise yaya ve bisiklet yolları yetersiz ya da cadde ve sokakları dar şehirlerde de o denli sorun oluşturur uygulama…
Şehrimiz bu konuda ikinci sınıfa girdiği için, uygulama sıkıntı oluşturuyor genellikle.
Onun içindir mahkemeye müracaatlar…
Bun nedenledir hak arayışları Bölge İdare Mahkemeleri’nde…
Uygulamanın sorun olmaması için, şehrin fiziki yerleşiminin açık ve müsait olması gerekir.
Bu gözle bakıldığında şehrimizi talihsiz addedebiliriz.
İç içe geçmiş dar ve genişletilmesi zor ya da mümkün olmayan caddelere, sokaklara sahibiz ne yazık ki…
Hal böyle olunca, parkomat uygulamaları trafiği daha da sıkışık hale getiriyor şehrimizde…
Diyeceksinizi ki “Parkomat uygulaması olmasaydı, farklı mı olacaktı?”
Elbette etkin önlemler ve park yasağı ile rahat bir ortam sağlanabilir.
Belediyeler, temsil ettiği halkın yaşamını kolaylaştırmakla mükelleftir.
Bunun için de yolları park alanı olmaktan çıkarıp, vasıtaların park edebileceği alanlar oluşturmak gerekir.
Binalar, konutlar, işyerleri yapılırken, belediyelere “Otopark ücreti” ödenir peşinen…
Olaya bu açıdan bakıldığında görülür ki, parkomat uygulamasında bir sakatlık var, üzerinde durulup düşünülmesi gerekir…
Yapılan iş doğru mudur, hak ve hukuka uygun mudur?
İşin bundan sonrası hiç kuşkusuz yetkililere kalıyor.
Düşünüp doğru olanın uygulanması ve sağduyuyla hareket edilmesi dileğiyle yetkililere, Bizim Bahçe’den iri bir demet “Fesleğen” gönderelim istedik.
YUSUF ÇINAL BABA OCAĞINDA
Gazetemizin mazisinde önemli bir yeri vardır Yusuf Çınal’ın…
Uzun süre Yeni Sakarya’da çalıştı.
Gazetecilik sevdası yüreğine burada düştü…
Öyle ki, çok sevdiği öğretmenliği bırakıp gazeteciliği tercih etti.
Daha sonra çeşitli gazetelerde rüştünü ispat etti.
Ve çıktı gitti gurbete…
Belçika’nın başkenti Brüksel’de tanınan bir gazeteci olarak yürütüyor şu sıralarda mesleğini…
Haftalık Pazar yazılarıyla uzun süre ayrı kaldığı Yeni Sakarya okurlarıyla buluşuyor.
İlginç yazı ve yorumlarıyla Pazar günlerimizin vazgeçilmez yazarı haline gelen Yusuf Çınal, yaz mevsimini iple çeker adeta, diyar-ı gurbette…
Uzun soluklu bir yaz tatili için dönüp geldi “Baba ocağı, ana kucağına”
Uzun süre ayrı kaldığı ilimizde gezmedik köşe bucak, buluşmadık dost bırakmamak niyetinde olan tanınmış gazeteci Yusuf Çınal’a Bizim Bahçe’den “Hoş geldin gülleri” gönderelim istedik.
SAKVA’NIN YÜKÜ AĞIR
Büyükşehir Belediyesi henüz “Büyük” olmadan kurulmuştu SAKVA.
O gün bugündür, belediyenin yüz akı bir kurum olarak sürdürür faaliyetini…
Kurucuları arasında bulunduğum SAKVA, hizmet yarışında rakip tanımaz hale geldi neredeyse…
Müdürleri değişse de gayretleri değişmedi hiçbir zaman…
Amaç fakire fukaraya, garibe gurabaya, yolda kalmışa, düşküne, çaresize, kimsesize kol kanat germek...
Kendilerine müracaat eden etmeyen, dertlilerin derdini dert edinen bir anlayışla yürüyor hizmet…
Ramazan ayı gelince, yükü ağırlaşır genellikle…
Buna bir de mülteciler eklenince, sorumluluk daha da artar…
Genel Müdür Mehmet Ersöz ve ekibi, geceyi gündüze katıyor, talebi karşılamak adına…
Sadece maddi ihtiyaçlar değil, manevi açıdan kültürel programlarla ruhlara da hitap eden bir program içerisinde hareket ediyor, Ersöz hoca ve ekibi…
Yardımlarıyla destek veren işadamlarının ne denli büyük hizmet verildiğini anlamak için, SAKVA’nın ayak izlerini takip etmeleri yeter…
Ramazan ayı gelip çattı.
“11 ayın sultanı” derler.
Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş olan Ramazan ayında yoksulun fakirin, kimsesizin, muhtacın yüzü güler, karnı doyar…
Yardım görürler bol bol…
SAKVA işte bu tür yardımların öncü kuruluşları arasında yer alır.
Bu doğrultudaki çalışmalarıyla halkın gözünde ve gönlünde hak ettiği konuma yükselen Mehmet Ersöz ve ekibine kolaylıklar dileğiyle Bizim Bahçe’den “Beyaz güller” gönderelim istedik.