- Geçen günlerde, biri ulusal diğeri uluslararası olmak üzere iki oyuna şahit olduk. Birinci oyun 'açlık grevleri' idi. İkinci oyun ise ' Gazze operasyonu'. Aktörleri farklı, mekanları farklı, büyüklükleri farklı. Oysa bizim için, iki farklılık arasında değişen hiçbir şey yoktu. Bu iki oyunda kazanan kimdi, kaybeden kim? Gücü azalan kimdi, güçlenen kim? Çünkü o kadar açık ki her şey, ne açlık grevleri gerçekten açlık greviydi ne de Gazze'ye düzenlenen operasyon gerçekten ihtiyaç duyulan bir operasyondu. Öyle olmasa bu kadar kolay çözülemezlerdi. Sanki sonu belli bir oyun gibilerdi. Oynandı, bitti. Bazı taşların yer değiştirdiğini duyduk ya da hissettik. Perdeye yansıyan gölgeleri olabildiğince doğru yorumlamaya çalıştık, tahmin ettik. Ama bu kadar. Gerçek ne? Biz perdenin önündekiler için, hiç cevaplanamayacak bir soru. Çünkü gerçek, siz oyuncu olmadan bir ebedi sır.
-Hocalarım
- Hoca ile öğretmen arasındaki malum fark. Aslında talebe ile öğrenci arasındaki farkın da sebebi. Aslında sistem ile sistem arasındaki farkın da sebebi. Aslında bütün kötülüklerin başı, hoca olamayan öğretmenler. Bugün ilimizin adıyla anılmaya başlanmış cinsel istismar davasının sebebi de, hoca olamayan öğretmenler.Bunca kadın cinayetinin sebebi de hoca olamayan öğretmenler. Ve diğer hepsi. Hepsinin sebebi hoca olamayan öğretmenler. Çünkü bir 'hoca' asıl görevinin polinom,enzim,kafiye vs. öğretmek olmadığını bilir.
Tüm hocaların, 'hocalar günü'nü kutlarım.
-Harun Atak
Şiir gibi yaşayan bir kişi biliyordum. O da Ercan 'hoca'mdı. Kendisi de dile getirirdi bunu. Ve şimdi bir kişiye daha şiir gibi yaşıyor diyebiliyorum. Gerçi bire bir görüşmüş değilim. Sohbet etmiş değilim. Ancak sanal da olsa hoş bir muhabbetimizin olduğuna inanıyorum, Harun ile. Kendisi 22 yaşında. 2009 Cemal Süreya şiir ödülünü 'gecel' adlı dosyası ile aldı. 'gecel', 2010'da Yasakmeyva Yayınları tarafından kitaplaştırıldı. Ayrıca Noktürn Yayınları'nın genel yayın yönetmeni. Şimdi de 'tekvin ve hiçlik kitabı ya da ah' ın hakkı gururunu yaşamakta. Ki kitap 2012 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü'nü aldı. Varlık Yayınları'nca kitaplaştı. Bu yaşa şiir adına bunca (diğer yaptıklarını sayarsam gazetede bana ayrılan yeri aşmış olurum.) şey sığdırabilmek için, şiir gibi yaşamak gerekir.
Harun'a kitap çıkınca acımasızca eleştireceğimi söylemiştim. Bir tane eleştiri oku göndereyim.
Öncelikle kabul ediyorum, kitap son zamanların en beslenilebilecek kitaplarından. Farklı bir dili var.Ama bu dil 'ses'ten uzak. Örneğin 'sızısı zamansızlığa'. Çok zor bir ses. Ve yorucu. Yani kıymıklı. Elinize batmasını göze alacaksınız bir kere, sevebilmek için bu şiirleri. Sesi biraz fazla önemseyenler içinse, biraz zor olacak gibi sevebilmek.
' nûrusiyâh'
Asıl beklenmesi gereken kitap bu. Bu kitap günümüz Türk Şiiri'ne saygımı belli edecek. İyisi 'nûrusiyâh' tan önce Rüyâ Kasrı'ndan bir dize ile analım Ercan( yılmaz) hocayı.
'o hiç dağına bu şiirin otağını kur' (rüyâ kasrı)