Sevgili okurlar,
Sonbahar güneşi, Sakarya’nın uçsuz bucaksız dağları üzerinden yeşil ovaya ve evimizin penceresinden odamıza düşerken aklıma sevdiklerimiz geliyor..
Sevgili üstat Mehmet Niyazi Özdemir’in yazdığı son kitaplardan birisi olan ‘Daha Dün Yaşadılar’ kitabına konu olanlar, bir zamanlar Akyazı’da farklı yaşam öykülerinin sahipleri nerede şimdi?
Akyazı çarşı içindeki işyeri, her gün ayrı bir toplantıya ev sahipliği yapan Hacı Ziya Özdemir ve onun siyasi arkadaşlarını hatırlamamak olur mu?
Renkli kişiliği ile Akyazı’nın sembol isimlerinden olan ve yıllarca ‘diploması var mıydı, yok muydu’ tartışmasının odağındaki siyasetçi Ahmet Sarıçizmeli’yi bugün ki, yeni yetme gençler nereden bilecekler?
Rakip parti sosyal demokrat kanadın önder isimlerinden sosyal demokrat Necati Temel’in, her düğün ve nikah konuşmalarındaki ustalığı ve sevecenliği unutulur mu?
İlçenin bir başka duayen ve akil adamı Hüsamettin Bayraktar’ın,  her çarşamba günü  dolup, boşalan ofisindeki muhabbetleri anlatsak, romanlara sığmaz..
‘Boztepe’ soyadını meclise taşıyan ve Akyazı’nın adını farklı bir şekilde Türkiye geneline sunan Boztepe Ailesi fertlerini bilmem size anlatan oldu mu?
Almanya’nın Münih kentine damga vuran Ziya Boztepe ağabeyimiz, meclisin duayen ismi Barbaros Turgut Boztepe ve  spor, eğitim, diplomasi, ekonomi alanındaki çalışmaları ile Kenan, Suat ve Fuat Boztepe kardeşler..
Kısacası Osman Kilit, Naci Ünlütürk, Baykal Ailesi fertleri ile her köyün önde gelen isimlerini bugün ne de çok arıyoruz..
O yıllara damga vuran, adından söz ettiren, sözü, özü bir candan bu insanları aramamak elde mi?
Ah be yıllar?
***
Sevgili okurlar,
Tatil döneminde, eş dost ziyaretlerinden sonra mezarlıkları da ziyaret ettik elbette..
Bir dönemin o unutulmazları arasında yer alan, sporu arkadaşlığımıza malzeme ettiklerimizi de hatırlamadan edemeyeceğim..
Sevgili Cemalettin Kılnaz, ziyaret ettiği eski futbolcu arkadaşlarımızdan Harun’un ofisinden aradı. Telefonun uçunda Harun idi. Hoş-beş ettik. Sonra bir çay içimi buluştuk.
Sonra yine sporun içinden bir duayen İrfan Özmert Akyazı’dan aradı. Sayılı Ailesi’nin son fertlerinden biri olan Mustafa Sayılı’nın vefatını haber veriyordu.
Yanında İsmail, İzmitli Keko ve Harun’da varmış.. Cenazeye katılamadım elbet! Nasıl üzüldüm bilemezsiniz..
Uzaklarda olmak, bizi bazen böyle buluşmalardan alı koyuyor.
Sevgili büyüğümüz futbolun ustası Naci Fazlıoğlu, Horisto Fuat Aktürk, Arap Yetkin, Uşaklı Ahmet, Paşa İhsan, Cio Kemal, Baykal Hünkar, Pazarköylü Nihat ve diğer merhum arkadaşlarımızın hatıralarını yaşatmak ailelerine olduğu kadar biz sevenlerine de düşen büyük bir görevdir.
Gerçekten akıp geçen zaman içinde yüreğimizi bıraktığımız Türkiye’den gelen acı haberler, yüreğimizi burkmuyor acıtıyor!
basın dünyasından Sevgili Hüseyin Komite’yi de bu yaz aylarında kaybettik. Şimdi ise sevgili Dayım Aliosman Yağcı’yı kaybetmenin üzüntüsünü yaşadık.
Eski yoksul günlerin beyefendi, yiğit insanları aramızdan tek, tek ayrılıyor. Onların farklılıkları aklımızdan çıkar mı?
Daha okul günlerimde Akyazı Karadeniz kahvehanesini çalıştıran Dayım Gençağa Yağcı’ya uğrayıp, 25 Kuruş harçlık aldığımız günler..
Televizyonun, cep telefonlarının, otomobillerin  gündelik hayatımıza damga vurmadığı yıllar..
Gerçekten ‘Daha Dünde Yaşadılar’ diye düşündüğümüz, aklımızdan, fikrimizden hiç çıkarmadıklarımızın yeri kolay dolmuyor..
Sevgili Akyazılı iş adamı Yılmaz Çetin’in oğlu İshak Çetin’in düğününde sevgili TZOB Başkanı Şemsi Bayraktır, kardeşleri Şinasi ve Ali Şener Bayraktar ile birlikte olduk.
Dünden, bugünden söz etmez miyiz!?
Sonra Akyazı Belediye Başkanı Hasan Akcan çıka-geldi. Muhteşem bir nikah töreni izledim.
Mikrofonu eline alan Akcan, güzel sözler ile gelin ile damada nasihatte bulundu. Sonra nikah cüzdanlarını vermek için Başkan Şemsi Bayraktar’a büyük jest yaptı.
Duygulanmadım desem yalan olur!
İşte bu!
‘Büyük, büyüklüğünü, küçük küçüklüğünü bilecek’ deriz ya..
Akyazı’nın gururu olan ve Türkiye’nin en saygın sivil kurumunun başında bulunan Sevgili Şemsi Bayraktar, mükemmel bir konuşma yaptı. Düne, bugüne işaret etti kısa mesajlar verdi.
İşte güzellik, mürüvvet dedikleri bu olsa gerek..
Sevgiyi, heyecanı, mutluluğu paylaşmak, saygıda kusur etmemek..
Şüphesiz, Akyazı, Sakarya, Türkiye daha farklı nesiller de yetiştirecektir. Eğer eski hayatları hatırlarsak, o hayatların ipucu noktalarını yakalarsak, sevgi ve barış denizinde mutluluğu yakalamamız, paylaşmamız daha kolay olur..
Öfkeli bir toplumun sorunları bitmez..
Huzuru, güveni tesis iç barıştan geçer..
Bunun için önce çevremizdeki güzellikleri keşfetmek, yaşamak, yaşatmak ve sonra bunu genele dağıtmak gerekiyor..
İnanın, bunu yaptığımızda o özlemini çektiğimiz güzel günler kendiliğinden gelecektir..
Yoksa hem içimizdeki metrobüsler ve hem de hayatta metrobüslerin kontrolünü ve bir yerlere çarpmasını durduramayız...
Kalın sağlıcakla...