Sevgili okurlar;
Kasım ayları, ruhumda hep farklı hüzünleri çağrıştırır.Yeşil doğanın sarıya bürünmesi, sarı, sarı yaprakların dallardan dökülmesi, göçmen kuşların geldikleri yerlere kanat çarpması, derim ya, hep beni hüzünlendirir...
Hele de 10 Kasım günleri…
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e,
‘Millet Mektepleri Başöğretmenliği’nin verilmesi kadar, 1981 Yılında, Büyük Ata’nın 100.doğum yıldönümü vesilesi ile kutlanmaya başlanılan ‘ 24 Kasım Öğretmenleri Günü’, beni hep düşündürür..
Bugünü yaşayan, Cumhuriyet nesli olarak, dünden, bugüne yaşadıklarımız, yaptıklarımız, yapamadıklarımız aklıma gelir..
Ve okuluna, odunla, tezek ile giden öğrencileri Türkiye’min!
Çağdaş, muasır medeniyet seviyesini yakalamak için, her alanda uğraş veren Türk Milleti’nin, azmi, çalışkanlığı, sabrı unutulur mu?
Bir 24 Kasım Öğretmenler Günü daha geldi..
İçim buruk, kanatlarım kırık!
Ülkemin başında dolaşan kara bulutlar, nasıl dağıtılacak?
Gittikçe yaklaşan bu iç savaş tehlikesi karşısında, nasıl tavır alacağız?
Şu binlerce vatan evladına kasteden, terör belasından, illetinden nasıl kurtulacağız?
‘Yurtta Barış, Cihanda Barış’ düsturu ile komşu ülkelere zeytin dalı uzatan anlayışı nasıl geri getireceğiz?
Türkiye’nin geleceğinin, bilimsel çalışmalarda olduğunu, kafalara nasıl sokacağız?
Nasıl?
* * *
Ey sevgili öğretmenim;
Senin bir yerde hata yaptığını düşünmüyorum. Sen yeni, yepyeni bir cumhuriyet nesli yetiştirdin. Dün eski yazıyı hiç okuyamayan, ama bugün yeni alfabemizi pekala okuyabilen bir nesle kavuşturdunuz Türkiye’yi..
Nakış, nakış işlediniz, ilme, ilme dokudunuz!
Sınıflarda, A.B.C sesleri birlikte yükseldi..
‘Yerli malı, yurdun malı’ diyerek, bir başka yükseliş hamlesi başlattık..
Köprüler yapıldı, nehirler, dereler, ırmaklar aşan..Yollar yapıldı yüce dağları geride bırakan, fabrikalar yapıldı işçimin, köylümün alın terini işleyen, pazarlara sunan..
Okullar dikildi, yeni hür, bağımsız düşüncelere yelken açtık..
Türküler dinledik, Aşık Veysel’den,
Şiirler okuduk Yunus’tan, Pir Sultan Abdal’dan,Karacaoğlan’dan..
Ve okul bahçelerinde toplandık..Ele ele verdik, seslerimizi, gönüllerimizi birleştirdik..
Yeni bir Türkiye kurduk, sevgi üzerine, barış üzerine, kardeşlik üzerine..
10 Kasımlarda Atatürk’ü çiçeklerle andık..
Başöğretmenimizdi o..
Başöğretmenimiz..
Ya da ‘Kılavuz Kuş!’
Hedef, çağdaş dünya ile buluşmak, bağımsız ülkeler arasında yer almaktı..
* * *
Her şeye rağmen Türkiye, Büyük Ata’nın gösterdiği yolda yürüyor..
Bu yürüyüşte, öğretmenlerimizin rolü çok büyük..
Onların öğrettiklerini hayata geçiren öğrencileri artık, birer bilim adımı, iş adamı, yönetici, siyasetçi, sanatçı, sporcu,öğretmen olarak yeni görevler ,misyonlar üstlendi..
Dün On milyon, bugün 75 Milyonluk Türkiye hepimize yeter!
Yeter ki, aklı, mantığı ve bilimi iyi değerlendirip, zamanı iyi kullanalım..
İşte bu yolda rehber olması gereken öğretmenlerimizdir..
Maalesef öğretmenlerimize çok iyi bir gelecek sunduğumuzu söyleyemem!
Tüm bunlara rağmen, öğretmenlerimiz kadar, kanaatkar bir kesim yoktur..
Öğretmenlerimizi sadece 24 Kasımlarda anmak, hatırlamak yetmez..O eli öpülesi öğretmenlerimizi, her zaman anmalı, hatırlamalıyız..
Bir öğretmen olarak, elbette görev yaptığım yılları hatırlamadan da edemiyorum..
O günün öğrencileri geçtiğimiz bayramda, Akyazı’da bir araya geldiler..
Eski günleri andılar, gelecek için görüş beyan ettiler..
Onlar arasında meslektaşlarımız da vardı..
Çiçekler sundular, yüzler güldü..
Farklı bir sinerji oluşturdular..
Keşke aralarında olabilseydik..Işıl, ışıl gülen yüzlere bakma şansı bulabilseydik..
İnşallah başka yıla!
* * *
24 Kasım Öğretmenler Günü, kutlu olsun öğretmenim!..
Seni unutmak olur mu?
Hele de bir 24 Kasım günü ve gecesinde..
Sizlere Brüksel’den tüm dünyanın çiçeklerini gönderiyorum..
Tüm dünyanın renklerini..
Biliyorum, hatırlamak bile yeter!
Hatırlamak!
Saygılarımla, sevgilerimle, hürmetlerimle…
Nice, 24 Kasımlara öğretmenim!