Büyükşehir Belediyesi durdu durdu birden hızlandı...
Şehrin her tarafında hareket var...
Merkezden çevreye uzanan bir yenileşme dikkati çekiyor..
Başta trafik konusu olmak üzere, giderek dozunu artıran sitemler, tenkitler de buna paralel uzayıp gidiyor..
Büyükşehir'in aldırdığı yok, göğsünü siper etmiş atılan oklara...
Çıkılan yolda, bakmadan ve bıkmadan yapılan eleştirilere, yürüyüşüne devam ediyor...
Şehrin göbeğini daha hoş bir görünüme kavuşturmak adına yapılan bir dizi değişikliğe, bu defa Yeni Cami ile Karaağaçdibi İhsaniye Camii arasında kalan ana arterlerdeki sağlı sollu kaldırımların yenilenmeleri eklendi...
Genellikle miyadını doldurmuş ve bozulmuş taşlar yerine daha dayanıklı granit karolar kullanılacak bu kez...
Bir plan gereği yürütülen hizmetlerde, son gülen iyi güler anlayışı hakim...
İkinci etapta çevreden merkeze doğru yatırımlar planlanıyor...
Sakarya Nehri Rekreasyon Projesi ihalesinin yapılması, bu doğrultuda atılan en önemli adımlardan biridir...
Bu arada şunu belirtmeden geçemeyiz, merkezde gerçekleştirilen yapılaşmaların ağır aksak yürütülmesi sıkıntı yaratıyor...
Büyükşehir Belediyesi'nin bu konuda denetimlerini hızlandırması ve çalışmaları bir an evvel bitirmesi için elini çabuk tutması gerekiyor...
Zeki Başkan'a yapılan acımasız hücumların yavaşlatılması, işin süratiyle doğru orantıda olsa gerek...
Yiğidi öldürsek de hakkını vermek en doğru olandır, hiç kuşkusuz...
İyi niyetle başlanılan yatırımlarda, şehir hayatını rahatlatma adına yola çıkan yetkililere, başarı ve kolaylık dileğiyle Bizim Bahçe'den bir demet "leylak" gönderelim istedik...
YALÇIN KOÇAK'IN MESAJI
Rahmetli Turgut Özal'ın güvendiği genç kuşak parlementerler arasına girmeyi başardığı söylenilirdi Yalçın Koçak için...
Ağzı laf yapan, gözü pek, yaşa basmaz, girişken, paranın kokusunu almada usta, müteşebbis bir işadamı ve siyasetçiydi...
İnşaat mühendisi olarak şehrimizde pekçok yatırıma imza atımştı...
Yaptığı dev plaza depremde yıkılınca morali bozuldu...
Ondan sonraki olaylar daha da yordu onu...
Şehre küstü, zamanın belediye başkanına tavır aldı...
Baktı olacak gibi değil, topladı çoluğu çocuğu, pılı pırtıyı; boğulursan denizlerde boğul deyip, İstanbul'un yolunu tuttu...
İnşaatçılıktan el etek çekti...
Kulvar ve sektör değiştirdi, eğitim alanına attı kapağı...
Bulgaristan'da, Kırım'da üniversite adına yatırımlar yaptı...
Zaman zaman telefonlaşırız, yer yer de mesaj atar...
Cep telefonumuza yansıyan bir mesajı düştü, geçen hafta sonuna doğru...
"TGRT'den davet aldım, takip et" diyor...
Çok istememe rağmen izleyemedim, kaçırdım...
Ancak, programı izleyen güvenilir bir dostumdan dinledim olup bitenleri...
Aradan bunca yıl geçmesine rağmen Yalçın Koçak'ı hayli formda görmüş...
Sergilediği performans müthişmiş...
Eğitimden kültür sanata, terörizmden anarşiye, siyasetten ticarete döktürmüş de döktürmüş Koçak...
Yeniden dönüp gelip, siyasete girer mi ilimizde? Sanmam...
Ancak onun ne yapacağı da hiç belli olmaz!
Yalçın Koçak'a memleket adına ortaya koyduğu performans nedeniye bir demet "mimoza" göndermezsem Bizim Bahçe'den alınganlık göstereceğine kalıbımı basarım...
TÜRK'ÜN AKLI
"Türk'ün aklı sonradan gelir başına" lafı hiç sevmediğim bir sözdür...
Buna rağmen, sözü gündeme getiren olaylara rastlanılır zaman zaman da olsa...
Trabzon Avni Aker Stadı'nın zemini daha ligin başındayken bozulunca Hollanda'dan getirilen çimler yetişmiş imdada...
Bu olayın sıcaklığı soğumamışken henüz, benzer bir sıkıntı da Galatasaray'ın Arslantepe'deki Arena Stadı'nda yaşandı...
Birkaç maç üst üste oynanınca havlu atmış çimler, daha işin başında...
Bu nasıl bir yeni stat ve yeni zemin, anlamak mümkün değil...
Kim yaptı? Niye bozuldu böyle erkenden? Hesap soran yok ki? İş düzgün ve sağlam yapılsın...
Her iki stat zemini için Hollanda'dan milyonlarca döviz karşılığı çim ithal edilmiş...
Sorumlusu bulunup yakasına yapışmadıktan ve bedelini ödetmedikten gayrı düzelir mi dersiniz işler...
Tüyü bitmemiş yetimin hakkı var ödenen dövizlerde... Kimin umurunda?...
"Böyle gelmiş, böyle gider" demek üzüyor insanı...
İstiyoruz ki böyle gelen, böyle gitmesin...
Yapışılsın yakasına, sorulsun hesap!
Kurban bıçak yemiş; neylesin kasap!
Denilmemeli, denilmemeli ki; işler düzelsin memlekette...
Yapanın yanına kar kalmasın, yaptıkları...
Memleketin parası olmasın taptıkları!
Kötü niyetli olup sahalara, statlara yakışmayan yatırımlara, bilerek ya da bilmeyerek imza atanlara "Yuh olsun" deyip, bir "zehirli zakkum" gönderelim istedik Bizim Bahçe'den...
ÖZKAN KADREŞLER VE SERDİVAN'DA YAŞAMAK
Gazetemiz Köşe yazarı Ergün Özkan ile Teksen Dersaneleri sahibi kardeşi Erol Özkan, yaz başında taşındıkları Serdivan tepesindeki konutlarında sabaha; kurtlarla kuzularla, çiçeklerle böceklerle uyanmanın getirdiği mutluluğu tarifte zorlanıyor...
Bu işin mimarı ağabeyi Ergün Özkan'a gönül borcunu ödeyebilmek için şehre geliş gidişlerde şoförlüğünü üstlenen Erol Özkan'ın keyfine diyecek yok...
Manzarası havası ve ciğer tavasıyla Serdivan tepelerinde yaşamak ömre bedel deyip, dostlarına farklı mesajlar atan Özkan Kardeşlere Serdivan Belediye Başkanı Alemdar Yusuf Paşa yakında "En Yeni Serdivanlı Ödülü" verir diyenlerin sayısı hayli fazla...
Özkan Kardeşlere yeni konutlarında gönüllerine göre ve renkli bir yaşam dileğiyle Bizim Bahçe'den bir demet "menekşe" gönderelim istedik...
DEPREM ÜZÜNTÜSÜ
Van'da 7.2 büyüklüğünde, 10 şiddetinde bir deprem oldu, dün öğleden sonra...
İlk anda yüzlerce kişinin enkaz altında kaldığı yolunda haberler düşmeye başladı, afet bölgesinden...
Deprem nedir? Yarattığı sıkıntı, kaybedilen canlar, ortaya düşüp ağlayanlar, bunu en iyi bilen, depremle iç içe yaşayan kentin sakinleri olarak, bizden başkası olamaz elbette...
Unutmaya yüz tuttuğumuz şu günlerde böylesine acı veren bir olayla karşılaşmak, o günleri hatırlatıyor ister istemez bize...
Van Erciş'te yaşanılan dramın oluşturduğu üzüntüyü, yüreklerimizde hissetmemizin nedeni bundandır...
O bölgedeki depremzede kardeşlerimizin acısını paylaşmamak mümkün değil...
Onlara sabır, metanet dilemeden geçemeyiz...
Her olay insan içindir...
Direnmek, dayanmak ve yeniden kalkınmak adına depremzede yurttaşlarımıza Bizim Bahçe'den "ıtırlar" gönderelim istedik, onların halinden en iyi anlayan şehrin mensupları olarak...